31 Aralık 2008 Çarşamba

MUTLU YILLAR


HERKESİN YENİ YILINI KUTLUYOR, 2009'UN TÜM SEVDİKLERİNİZLE SAĞLIK, MUTLULUK VE HUZUR İÇİNDE GEÇİRECEĞİNİZ BİR YIL OLMASINI DİLİYORUM.


Gördüğünüz pasta çeşitlerini yeni yıla farklı yerlerde girecek olan çocuklarım ve dostlarım için yaptım.


Umarım sizler ve yiyenler beğenirsiniz.



Bol paylaşımlı ve lezzetli nice senelere
Sevgilerimle,








24 Aralık 2008 Çarşamba

BİZİM PASTANEDEN DENEMELER

Uzun süren suskunluğumun nedenini tembelliğim olarak görmemenizi dilerim. Bütün doktor kontrollerimin rastlantı eseri bayram sonrasına denk gelmesi, istenen incelemeler ve bütün bunların da Nişantaşı, Osmanbey civarlarında olması (oraların trafiği malum) benim epey koşturmama neden oldu. Bir de ne zaman birşeyler yapmak için bilgisayarın başına otursam çocukların ödevleri, projeleri nedeniyle hep ertelemek zorunda kaldım. Neyse sözü uzatmadan neler yaptığımdan bahsedeyim.



Öncelikle sevgili Münevverciğimin (Nane Limon) pazartesi günkü ziyareti beni çok mutlu etti.Önceleri yaptığı herşeyi büyük bir beğeni ile bloğunda izleyerek sanal olarak sürdürdüğümüz dostluğumuzu, telefon, mail derken artık ziyaretlerimizle ilerletmiş olmanın sevincini yaşıyorum. Öyle ki; görüştüğümüz süre içinde zamanın nasıl geçtiğini anlamadığımız gibi, konuşacağımız pek çok şeyden söz dahi edemediğimizi onu yolculadıktan sonra ferkettim.
Yukarıda gördüğünüz keki onun için, onun da çok beğeniyle izlediğini bildiğim, yaptığı ve tarifini verdiği herşeye benim de büyük bir hayranlık duyarak, uygulamaya çalıştığım pasta üstadımız sevgili Zinnur'un (Bizim pastane)tarifini bire bir uygulayarak yaptım.
Görüntü ve estetik olarak Zinnurun yaptığıyla pek alakası olmasa da ( en kısa zamanda yarım daire şeklinde bir kalıp almalıyım)lezzetini Münevverin ve evdekilerin de çok beğenmesi ile bundan sonra sıkça yapılacaklar arasında yerini aldılar. Benim de tadını çok beğendiğim bu bol bademli kek ıslak dokusuyla badem ezmesi tadında ve güzelliğindeydi.
Amerikalıların finansci dediği bizde mekik diye adlandırılan bu minik kurabiyeler de yine Zinnur'un tarifiyle (bloğunda meyveli mekik adı altında bulabilirsiniz) yaptığım yine bol bademli enfes kurabiyeler. Daha önce de birkaç kez taze meyvelerle yapmış olduğum mekikleri bu kez dondurulmuş meyvelerle yaptığımdan olsa gerek daha fazla sulandığından görüntü olarak pek memnun kalmasam da tadları yine çok güzeldi. Meyvelerin buzlarını çözdürüp sularını süzdürerek kurabiyelerin üzerlerine koymuş olsaydım belki görüntü daha iyi olabilirdi ama dolaptan çıkarmayı unuttuğumdan böyle oldu diye düşünüyorum. Bir dahaki sefere öyle yapacağım. Teşekküler Zinnur.



Ekmeklerine olan hayranlığımı bilen Münevverciğimin getirdiği altta gördüğünüz mini ekmekler ise geldiklerinde tazecik ve mis gibiydiler. İçine koyduğun patatesle daha da hoş bir aroma kazanmış olan bu ekmekler için çok teşekkürler Münevver.




Yine Zinnur spesiyalitesi olan bu bademli mini bisküviler de ev halkı ve benim çok büyük beğenimi kazandı. Yayınladığı günden beri aklımda olan ve bugünkü apartman toplantımız için yaptığım bisküvilerdeki tereyağ kokusu bana da Fransa'da yediğim enfes kurabiyeleri anımsattı. Farklı olarak, esmer şeker yerine beyaz şeker ve 1 çorba kaşığı pekmez kullanarak hazırladım. Tepsiye dizdiğimde çok düzgün olan kurabiyeler pişerken biraz şekil değişikliğine uğradılar ve Zinnurun kurabiyelerinde olduğu gibi oldular.
Umarım iki gün içinde yapıp yediğimiz bu bol bademli kurabiye ve kekler bize göbek, gıdı ve kilo olarak dönmezler Zinnurcuğum. Ben her ne kadar ölçülü yemeye çalışsam da ev halkını frenlemem oldukça zor olacak.


Aşağıda; suçluluk duygumuzu biraz olsun hafifletecek, zeytinyağı ile yaptığım bu anasonlu gevrekler ise benim daha önce tarifini verdiğim bir lezzet. O nedenle bu iletimde hiç bir tarif veremiyorum.

Sadece beni merak eden arkadaşlarıma bir ses olsun diyerek yazdığım bu gönderideki tarifler için Zinnur'un bloğunu ziyaret etmenizi rica ederim. Çünkü o güzel üslubu ve en ince ayrıntısına kadar detaylı bir şekilde anlattığı tariflerin en güzel oradan elde edilebileceğini biliyorum.
Herkese bal şeker olsun, kilo olmasın.

13 Aralık 2008 Cumartesi

BAYRAM TATLILARI

Çocukluğumdaki bayram günlerinin tadını bulamasam da bir bayramı daha geride bıraktık. Çocukken rahmetli anneanneciğimin açtığı baklavalar, kavurmalar, su börekleriyle donatılmış, güle oynaya kurulan muhteşem sofralar ve kalabalıklarla yenen yemeklerin lezzetini unutmam ne mümkün. Geçmişe duyulan özlem mi yoksa herşeyin daha doğal yetiştirilmesinden midir nedir bilmiyorum ama artık yediğimiz hiç bir şeyde o lezzeti yakalayamıyor olmak bayramlarımıza da yansıyor diye düşünüyorum.

Neyse ki; Mersin'den gelen kardeşim, eşi , biricik yeğenim , annem ve küçük kardeşim Zuhalle bayram boyunca hep birlikte olmak bana biraz olsun o eski günleri hatırlattı. Yine masalar hazırlandı, yendi, içildi, gezildi.
İşte bu tatlılar da bayram için daha hafif olsun düşüncesiyle yola çıkarak pişirdiğim meyveli çeşitlerdi.

Ayva tatlısı tarifini daha önce yayınladığım için tarif vermeyeceğim. İsterseniz tarifi buradan okuyabilirsiniz.

Yukarıdaki incir uyutması tatlısı ise yine çok hafif, şeker miktarının çok az olduğu, hatta diyet yapanların bile rahatlıkla yiyebilecekleri, üzerine dövülmüş ceviz serperek de yiyebileceğiniz özellikle incir sevenleri memnun edecek bir tatlı. Bunun tarifini de burada bulabilirsiniz.


Kabak tatlısı ise yine bizim evde çok sevilen bir tatlı türüdür. Güzel bir tatlı yapmak için iyi cins bir kabak almanın şart olduğunu düşünüyorum. İyi cins kabak koyu turuncu ve oldukça sert bir dokuya sahip olmalı, pişerken fazla su bırakmamalıdır. Öyle ki ; tırnağınızı batırmaya çalıştığınızda eğer batmıyorsa o kabağın lezzetli olacağını söyler eskiler.
Benim aldığım kabak da çok güzel çıktı. Bir parçasıyla da çorba yaparım düşüncesiyle aldığım kabağın durumuna bakıp bu düşüncemden hemen vazgeçip hepsini tatlı olarak pişirdim.
Aşırı tatlı yiyeceklerden kaçındığım gibi kabak tatlısında da hep biraz daha az şekeri tercih ediyorum. Eğer aşağıda vereceğim ölçüler size az gelirse şeker miktarını artırabilirsiniz.
Malzemeler
1) 3 kg. kabak (çekirdekleri temizlenmiş, soyulmuş, doğranmış net miktarda)
2) 900-1000 gr. şeker
Yapılışı
Kabaklar temizlenip doğrandıktan sonra yıkanır ve sularının süzülmesi için süzgeçte bekletilir.
İyice süzüldükten sonra çok büyük bir veya küçükse iki tencereye paylaştırılır. Sert kısımları alta gelecek şekilde tencereye dizilen kabakların üzerine şekeri de serpilerek dökülür ve sulanması için 1-2 saat kadar bekletilir. Önce bir süre kısık ateşte (şekeri eriyene kadar) sonra da orta ateşte tencerenin kapağı hafif aralık (kapatırsanız taşabilir) olarak pişmeye bırakılır. Piştikten sonra halen daha tencerenin dibindeki şerbet çok sulu ise kapağı ve ocağı açıp fazla suyu çektirebilirsiniz. Ama bunları yaparken ocağın başından ayrılmamanızı öneririm, çünkü çok çabuk taşabilir ve ocağınızın kirlenmesine sebep olur. İsterseniz yarı pişmiş ve sulu halde iken fırın kabınıza alıp, eğer bal da seviyorsanız bir iki kaşık bal ilavesi ile fırında da pişirebilirsiniz.
Benim gibi bir kereye mahsus diyerek, soğuduktan sonra üstüne dökeceğiniz bir kaşık tahinden sonra ceviz serpip yiyebilirsiniz.
Ağız tadınızın bol olacağı güzel bir hafta diliyorum.

8 Aralık 2008 Pazartesi

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

BAYRAMINIZI KUTLAR, SEVDİKLERİNİZLE BİRLİKTE GEÇİRECEĞİNİZ SAĞLIKLI, MUTLU, HUZURLU NİCE BAYRAMLAR DİLERİM.


İstedim ki; ziyarete gelecek olan misafirlerim için hazırlamış olduğum bayram çikolataları ve artık bizim evin klasiklerinden olan makaronlar sizlerin de ağzınızı şenlendirsin.



SEVGİLERİMLE,

 
Bu blogun tasarımı PD tarafından yapılmıştır.