Geçen hafta sonu yağan kar alışverişe çıkmamı engelleyince evdeki malzemelerle annemin sitilinde bir çorba çıktı ortaya. Küçüklüğümde bazen annemin yaptığı yemekleri tanımakta zorluk çekip "anne, bu ne yemeği" diye sorduğumda "şaştım aşı" derdi. O da benim şimdi yaptığım gibi evdeki uygun malzemeleri biraraya getirerek olağanüstü güzel yemekler çıkarırdı ortaya. Bu çorba da öyle oldu. Tarif vermek yerine herkesin bildiği bu sebze çorbasında neler kullandığımı söylemekle yetineyim.
Saplarını kalın bularak böreğe koymadığım ıspanak saplarından tutun da bir gün önceden kalan haşlanmış brokolilere, pırasadan patatese, havuçtan maydonoza, soğandan etsuyuna kadar herşeyiyle çok lezzetli bir çorba oldu. Yağ koymadan yaptığım bu çorbaya biraz krema da ekleyerek az köri, tuz, karabiber, kırmızı biberle lezzetlendi. İçinde ne olduğunu anlamasın diyerek blendirdan da geçirince brokoliyi ve brokolinin olduğu hiç bir yemeği yemeyen oğlumun bile beğenisini kazandı.
Tabii çorbayı yaparken de aklımda hep sevgili Oya Kayacan'ın (Kedili Mutfaklar) "mutfakta, yaratıcılık, lezzet ve bereketin sınırları olmamalı" sözü geziniyordu.Yaratıcılık ve yakıştırmada yemeklerini çok beğendiğim Oya Hanımın kapuskaya geçirttiği evrimden sonra ben de sık sık bu tür şeyler yapacağa benziyorum. Ellerinize sağlık Oya hanım.
Evlerinizde bereket ve sağlığın eksik olmadığı günler dilerim.





