29 Ocak 2010 Cuma

ŞAŞTIM AŞI

Yaz, kış çorbanın soframızdan eksik olmadığı bir evdir bizimki. Çocuklarımın bebekliğinden kalma bir alışkanlıkla besleyiciliği de fazla olsun diye düşünürüm hep. O nedenle yaptığım çorbalar, kemik gelişimlerine de faydalı olsun diyerek mutlaka ya et veya kemik suyu ya da tavuk suyunadır. İçinde katkı maddelerinin olduğuna inandığım hazır satılan bulyonlar yerine bu suları evde kendim hazırlayıp birer çorbalık veya pilavlık porsiyonlar halinde derin dondurucuda dondururak gerektiğinde kullanırım. Et suyu yeterince lezzet verdiği için çorbaları çok az yağ kullanarak yapma şansım da olduğu için ayrıca seviniyorum.

Geçen hafta sonu yağan kar alışverişe çıkmamı engelleyince evdeki malzemelerle annemin sitilinde bir çorba çıktı ortaya. Küçüklüğümde bazen annemin yaptığı yemekleri tanımakta zorluk çekip "anne, bu ne yemeği" diye sorduğumda "şaştım aşı" derdi. O da benim şimdi yaptığım gibi evdeki uygun malzemeleri biraraya getirerek olağanüstü güzel yemekler çıkarırdı ortaya. Bu çorba da öyle oldu. Tarif vermek yerine herkesin bildiği bu sebze çorbasında neler kullandığımı söylemekle yetineyim.
Saplarını kalın bularak böreğe koymadığım ıspanak saplarından tutun da bir gün önceden kalan haşlanmış brokolilere, pırasadan patatese, havuçtan maydonoza, soğandan etsuyuna kadar herşeyiyle çok lezzetli bir çorba oldu. Yağ koymadan yaptığım bu çorbaya biraz krema da ekleyerek az köri, tuz, karabiber, kırmızı biberle lezzetlendi. İçinde ne olduğunu anlamasın diyerek blendirdan da geçirince brokoliyi ve brokolinin olduğu hiç bir yemeği yemeyen oğlumun bile beğenisini kazandı.
Tabii çorbayı yaparken de aklımda hep sevgili Oya Kayacan'ın (Kedili Mutfaklar) "mutfakta, yaratıcılık, lezzet ve bereketin sınırları olmamalı" sözü geziniyordu.Yaratıcılık ve yakıştırmada yemeklerini çok beğendiğim Oya Hanımın kapuskaya geçirttiği evrimden sonra ben de sık sık bu tür şeyler yapacağa benziyorum. Ellerinize sağlık Oya hanım.

Evlerinizde bereket ve sağlığın eksik olmadığı günler dilerim.




21 Ocak 2010 Perşembe

BODRUM YEMEĞİ

Çocukluğumda hiç yemediğim sebzeler arasındaydı pırasa ve kereviz.

Pırasanın kereviz ve nohutla bu şekilde pişirilme şeklini yaklaşık yirmi yıl önce kendisi Milaslı olan yazlık komşumuz Gönül Ablada görmüştüm. Annem, çocukluğumuzda bu sebzeleri genellikle ayrı ayrı pişirdiğinden Bodrum'a ilk gittiğimiz yıllarda pazarda pırasa demetlerinin yanında bir baş da kereviz satılmasını o zamana kadar bir türlü anlamlandıramamış, ne alakası var ki diye düşünüp durmuştum. Ta ki Gönül ablanın verdiği bir tabakta bu yemeği görene kadar. Yediğimizde de sadece ben değil bütün ev halkı olarak hepimiz çok sevmiştik. Ondan sonra sadece Bodrum'da değil İstanbul'da da ne zaman böyle körpe köy pırasası bulsam bu yemek düşer aklıma.

Geçenlerde Kartal'da yeni açılan organik pazarı gezerken tazecik köy pırasalarını ve Bodrum'da satılanlar gibi daha baş kısmı da küçücük bol yapraklı kerevizleri görünce hemen aldım. Tercihen kuzu etiyle pişirilen, bol ekşili, domatesli bu yemekten sonra kereviz ve pırasa aşkımın oluştuğunu sanıyorum.
Biraz daha anlatmaya devam edersem benim gibi bu sebzeleri sevenlerin ağızlarının sulanacağına eminim. İstanbul'da Anadolu yakasında oturup da halen daha bu pazarı görmeyenleriniz varsa sadece bunları değil bunun gibi pek çok özel olarak yetiştirilen bu sebze ve meyvelerin tadına bakmanızı öneririm.

Sözü daha fazla uzatmadan tarife geçeyim.

Malzemeler
1) 1 kg. taze köy pırasası
2) 1 baş bol yeşillikli kereviz
3) 250 gr. kuzu veya dana kuşbaşı doğranmış et
4 )1 su bardağı haşlanmış nohut
5) 2-3 çorba kaşığı zeytinyağ
6) 1 adet limon
7) 3 adet olgun domates (ben derin dondurucumdaki doğranmış domatesleri kullandım)
8) 2 adet yemeklik doğranmış soğan

Yapılışı
1)Öncelikle kuşbaşı etler, iyice yumuşayıncaya kadar pişirilir.
2) Büyük bir tencereye iki kaşık zeytinyağ konur ve soğanlar pembeleşene kadar kavrulur.
3) Üzerine sırasıyla kerevizin sert olan sap kısımları, yıkanmış doğranmış pırasalar, kerevizin yeşil yaprakları, kerevizin etli kısmı, nohut, pişmiş et, domates, limon suyu ve tuzu ilave edilir.
4) Kaymamaya başlayana kadar harlı, sonra da orta ateşte pişmeye bırakılır. Bu yemek için domatesin suyu yeterli gelmezse pişme sırasında ara ara sıcak su ilave edilerek bütün sebzeler yumuşayıncaya kadar pişirilir.
Yapılışı çok basit ama iki sebzenin birlikte pişirilmesinden kaynaklanan koku ve lezzet muhteşem oluyor.


Sebzeleri, eti, bakliyatı ile bol vitaminli ve besleyici bu yemeği seveceğinizi umut ediyor, herkese afiyet olsun diyorum.

11 Ocak 2010 Pazartesi

PROFİTEROL VE ÖDÜLÜM

Kış aylarının kısa ve karanlık günleri pek çok blogcu arkadaşım gibi benim için de yaptığım yemeklerin güzel fotoğraflarının çekilmesi aşamasında sorun olarak karşıma çıkıyor. İstiyorsunuz ki; onca emek vererek özene bezene yaptığınız ve sunuma hazırladığınız yiyecekler layığı ile bloglarınızda yer alsın. Ama güneş ışığından faydalanarak fotoğraf çekebileceğiniz saatler kısıtlı olunca, bir de akşam için hazırlamayı düşündüğünüz yemekler karanlığa kalınca, benim gibi arşivinizde pek çok yemek fotoğrafı olmasına rağmen kalitelerini beğenmediğinizden yayınlayamıyorsunuz. Arşivime baktığımda bazılarını bunun fotoğrafları kötü diye eliyorum, ya da yaz yemeklerini, şimdi mevsimi olmayan sebzeleri yayınlamanın anlamı yok diye düşünüp vazgeçiyorum. O zaman da bir kriz başlıyor. Güncelleme aralıklarım genellikle de bu yüzden açılıyor. Bu aralar fotoğrafçılık konusunda ders veren yerleri araştırıyorum. Ama sanıyorum yemek fotoğrafcılığı çok farklı bir konu.
Son günlerde bloglar arasında verilen "Sunshine Award/Günışığı ödülü" ve sevgili Filiz (Münster) in beni bu ödüle layık görmesi bana yukarıda bahsettiğim konuyu çağrıştırdı.
Benim daha önce 2007 yılında yayınladığım bir profiterol tarifim vardı ancak bu kez geçtiğimiz günlerde Zinnur'un (Bizim pastane)şu hamurunu birebir uyguladığım ve çok memnun kaldığım için sizlerle de paylaşmak istedim.

Hazırlama ve pişirme yöntemlerinin tamamına harfiyen uyarak hazırladığım bu hamurlar çok güzel kabarıp içleri de tam olarak boşalıp, çok güzel piştiler.



İçlerini ise limon kabuğu da ilave ettiğim pastacı kreması ile doldurdum ve pek hazır ürün kullanmak istememe rağmen, çok telaşlı bir günde yaptığım için de maalesef hazır olarak satılan çikolata sos ile servis yaptım.


Sevgili Filiz, bana layık gördüğün bu ödülün değerini çok iyi anlıyor ve sana sonsuz teşekkürler ediyorum. Ben de ayrım yapamayacağım için hiç kimse günışığından ve ödülünden mahrum kalmasın diyerek bütün blogcu arkadaşlarıma bu ödülü gönderiyorum.
Günışıklarınızın bol olacağı güzel günlere...




7 Ocak 2010 Perşembe

KIŞ SEBZE ÇORBASI

Öncelikle tüm blogcu arkadaşlarımın ve dostlarımın yeni yılını kutlar, 2010 senesinin herkese sevgi, saygı, kardeşlik duygularıyla barış içinde günler getirmesini dilerim.

Yeni yılın ilk iletisi olarak bu çorba yakışık alıyor mu bilmiyorum ama yeni yıla Mersin'den gelen kardeşim ve ailesi ile burdaki kızkardeşimle birlikte çok güzel bir gece geçirerek girdik. Üç günlük tatil boyunca da birlikte yedik, içtik, gezdik. Yılbaşı için özene bezene hazırladığım yemeklerin totoğraflarını çektim, bloğa da koyar sizlerle paylaşırım diyerek. Eşimin bir sürpriz yaparak bana yeni yıl hediyesi olarak aldığı dizüstü bilgisayara henüz alışamadığımızdan fotoğrafları yüklemeye çalışırken yanlışlıkla bütün fotoğrafları da sildik. Çok üzüldüm ama yapacak bir şey yok maalesef.
O gün için bir önceki iletimde gördüğünüz kütük pastadan (iyi ki onu önceden bilgisayara aktarmışım) ve doğum günü 29 Aralık olan kuzenim için yaptığım badem krokanlı çikolatalı pastanın yanı sıra hindi, bademli kestaneli iç pilav, mayonezinden dolayı çok ender yaptığım rus salatası, kereviz salatası, zeytinyağlı lahana sarması, zeytinyağlı enginar, börülce ve pek çok salata çeşidini farklı sunumlarla hazırlamıştım ama paylaşmak kısmet değilmiş. Sağlık olsun diyerek onca kalorili yiyeceklerden sonra artık sağlıklı beslenme zamanıdır diyerek yaptığım kış çorbasına geçeyim.
Çok az yağla yaptığım bu çorba özellikle soğuk kış günlerinde içinizi ısıtacak ve eminim ki hastalara da şifa olacaktır.
Malzemeler
1) Birkaç parça küçük doğranmış tavuk eti
2) 1 adet soğan
3) 1 orta boy kereviz
4) 1 adet orta boy patates
5) 1 dal pırasa
6) 150 gr. ıspanak yaprakları
7) Bir iki yaprak beyaz lahana
8) Yarım çay bardağı pirinç
9) 1 çorba kaşığı zeytinyağ
10) Tuz, çekilmiş tane karabiber
11) 1 adet küçük boy havuç
Yapılışı
1) Yağ tencereye konur ve küçük doğranmış tavuk parçaları ile soğan birlikte sotelenir.
2) Üzerine 6-7 bardak kaynamakta olan su ilave edilip sert olan sebzelerden başlanarak ıspanak hariç bütün sebzeler sırasıyla tencereye eklenir. (Ispanak çok çabuk pişeceği için, bütün sebzeler piştikten sonra indirmeye yakın ilave edilecek)
3) Bu aşamada pirinci de eklenip pirinçler uzayıp ve sebzeler de pişene kadar orta ateşte kaynamaya bırakılır. Ocağı kapatmaya yakın ıspanaklar da ilave edilip tuz ve karabiberi de eklenir.
4) Ben terbiye yapmadım. Siz isterseniz bir yumurta sarısı ve yarım limon suyu ile terbiye yaparak servis edebilirsiniz.

Afiyet olsun,
Ağız tadınızın eksik olmadığı sağlıklı, mutlu ve bereketli bir sene dilerim.

Yönetici Giriş Paneli


Special design for Işıl'ca Tatlar by GeCe