29 Kasım 2011 Salı

YASTIK PASTA

Öncelikle kızım Duygunun ve benim heyecanımıza katılıp, güzel dilek ve temennilerini dile getirerek yorum yapan tüm dost ve arkadaşlarımıza çok teşekkür ederiz.
İsmi Duygu olsa da genelde hislerini çok ortaya dökmeden içinde yaşayan bir kızdır Duygucuğum. Ama o gün o kadar şaşırmış ve sevinmişti ki hem de herkesi merakta bırakacak bir başlık altında bu postu benden habersiz olarak yazmış. Ben de onun keyfini kaçırmamak için sadece iletinin altındaki notu yazmakla yetinmiştim.
Pastaya gelecek olursak; daha önce çalıştığım şeker hamuruyla kaplı pastalardan daha farklı olması (Amerikalıların pillow cake dedikleri) gözümü korkutup yapabilir miyim endişesini taşıtsa da sevgili Burçin'in (Burçinin Denemeleri) yapabileceğime olan inancı ve moral desteğiyle işe giriştim. Görüntüsünde istediğim sonuca yaklaşmış olsam da; kızımın öğretmen arkadaşlarının, pastayı çok lezzetli ve tadının kestaneli içeriğine rağmen çok hafif olduğunu söylemeleri beni fazlasıyla memnun etti. Sadece tadına bakacak kadar yediğimde de şeker oranlarını çok azalttığımdan gerçekten çok hafif bir pasta olduğunu gördüm.
Yapmak isteyenler için yapım aşamalarını elimden geldiğince fotoğraflamaya çalıştım.

İşe bir gün önceden pandispanyasını hazırlayarak başladım. 27x27 ölçülerinde kare kelepçeli kalıpta pişirdim.

Pandispanya malzemeleri
1) 5 adet yumurta
2) 4 kahve fincani şeker
3) 1,5 kahve fincanı yoğurt
4) 1/2 çay bardağı zeytinyağı
5) 3 kaşık sıcak su
6) 1 paket kabartma tozu
7) 1 tatlı kaşığı vanilya özütü
8) 3 çorba kaşığı koyu renk kakao
9) 4 kahve fincanı un
Yapılışı
Oda ısısındaki yumurtaların akları sarılarından ayrılır. Yumurta akları bir fiske tuz ile büyükçe bir cam kasede kar haline gelene kadar çırpılır. Şeker azar azar eklenerek çırpmaya devam edilir.
Ayrı bir kasede yumurta sarıları, şeker ve sıcak su ilavesiyle 5-6 dakika kadar çırpılır, rengi açık sarı hale gelip şeker eriyince içine yağ, yoğurt ve elenmiş olan kuru malzemeler eklenir. Kuru malzemeler spatula ile katlama yöntemiyle karıştırılıp tabanına yağlı kağıt serilmiş kalıba boşaltılır ve önceden ısıtılmış 180 derece fırında 40-45 dakika kadar pişirilir. Soğuduktan sonra kalıptan çıkarılıp hava almayacak şekilde saranla kaplanıp ertesi güne kadar bekletilir.


Pastada iki farklı krema kullandım. Birisi kestane tadının daha belirgin hissedilmesi için kestane kreması diğeri de çikolatalı ganajdı.
Kestane kreması için gerekli malzemeler
1) 400 gr. krema
2) 3 çorba kaşığı pudra şekeri(tepeleme)
3) 250 gr. çok az şekerli kestane püresi

Ayrıca çok az şekerle hazırlanmış kestane şekeri

Ben kestane şekerlemesini ve kestane püresini evde kendim hazırladım. Epey bir vakit alsa da hazır olanlara göre tadında önemli değişiklik olduğunu söyleyebilirim.
Soğuk krema ve pudra şekerini mikserle 4-5 dakika kuvvetlice çırptım. Kabarmış olan kremanın içine kestane püresini ilave ederek spatulayla iyice bütünleşinceye kadar karıştırıp dolapta beklemeye aldım.

Çikolatalı ganaj için gerekli malzemeler
1) 250 gr. krema
2) 175 gr. bitter kuvertür çikolata

Krema küçük bir sosluğa konur ve kaynama noktasına gelene kadar ısıtılır. Ocak kapatılır ve küçük parçalara kesilmiş olan çikolatalar ilave edilip kaşıkla karıştırılıp çikolataların erimesi sağlanır. Oda ısısına gelen ganaj buzdolabında soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra dolaptan çıkarılıp yine kuvvetlice mikserle çırpılır.

Soğumuş olan pandispanyayı üç pat olacak şekilde kestim. Patların üstünü kestane şekerlemesini hazırladıktan sonra dibinde kalmış olan şurupla hafifçe ıslattım ve ondan sonra katları oluşturmaya başladım.
Önce kestane kremasının üçte birini ilk patın üzerine sürüp üzerine kestane şekerlemelerini yerleştirdim. İkinci patı üzerine koyup onun üzerine çikolatalı ganajı sürdüm ve yine onun da üzerine kestane şekerlemelerinin kalanını serptim. Üçüncü patı da koyup üstten hafifçe bastırıp yerleşmelerini sağladım.


Sonra keskin bir bıçakla köşeleri sivri kalacak şekilde yastık şekli vermek üzere 4 kenarından hafifçe oyarak kesip çıkarttım. Sonra da üst taraflarını köşelerinden hafifçe tıraşlayarak orta kısmının tümsek olmasını sağladım. Pastayı bir tepsi yardımıyla ters çevirip aynı işlemi altta kalan bölümlerine de uyguladım.
Köşelerinin birbirine iyice yapışması ve sivri bir görünümde olması için kestiğim parçaları alt kısımlarına destek olarak koydum bir süreliğine dolapta beklettim.
Kalan kestaneli kremayı pastanın üst ve yan bölümlerine düzgünce yaydım. Bir miktar kremayı da ters çevirdiğimde üstte kalacak bölüm için ayırdım.
Pastayı kestaneli krema ile kapladıktan sonra aklıma bu kremanın şeker hamuruna nasıl bir etki yapacağı düşüncesi geldi. Şeker hamuru ile kaplanacak yüzeylerin ganajın dışında bir malzemeyle kaplandığında şeker hamurunu bozabileceği ihtimalini gözönünde bulundurarak su ile oldukça katı olacak şekilde krem şantiy hazırladım ve çok incecik bir tabaka halinde kestane kremasının üzerine sürdüm.
Renklendirdiğim şeker hamurunu pastanın kenarlarından sarkacak bölümleri de gözönünde bulundurarak ölçütlerine göre kestim ve pastanın üzerine yerleştirdim. Elimle ütüsünü yapıp köşeleri birbirine yapıştırarak sivrilttim.
Sonra pastayı ters çevirdim ve üzerine kalan kestane kremasını ve yine incecik krem şantiy sürüp donması için biraz dolapta beklettim.
Pasta dolapta beklerken üzeri için şeker hmurunu merdaneyle açıp ruletle kare olacak desenleri hazırladım. Yine ölçütlerine göre kestiğim şeker hamurunu pastanın üzerine serip köşelerini birleştirdim.
Kenarlardan fazla olan bölümler varsa onları da mutfak makası ile keserek birbirleriyle uç uca getirdim.
Son olarak beyaz şeker hamuru ile kordonunu hazırladım ve kenarlarına su yardımıyla yapıştırdım.
Beyaz şeker hamuru ile hazırladığım tacı ise gümüş renkli simli boya ile renklendirip pastayı tamamladım.
Üstte gördüğünüz pastayı da yine geçen hafta doğum günü olan 30 yıllık can arkadaşım, dostum sevgili Nilgünün sürpriz doğum günü partisi için hazırlamıştım. Geçen yaz evlenen biricik kızı büyümüş evlenmiş de evinde anneciğine doğum günü partisi vermişti. Bu güzel güne ben de pastayla katkıda bulunmak istedim. Bir kez de burdan doğum gününü kutlar, sağlık, mutluluk dileklerimi gönderirim Nilgüncüğüm. Anneanne olduğun günleri de görür daha nice kutlamalar yaparız canım.
Nilgün'e ise pastacımız, ustamız sevgili Zinnur (Bizim Pastane)'un karaorman pastasını yapmıştım.
Bir de teşekkür borcumu yerine getirmek istiyorum. Paketin geldiği gün tam da bana şeker hastalığı teşhisinin konduğu, moralimin çok bozuk olduğu bir gün olsa da düşünülmüş olmak ve bir hediye gelmiş olması beni çok mutlu etmişti. Kolinin içinden çıkanların hepsi çok nefis ve bol şekerli olduğu için şimdilik kullanamasam da özellikle makaronu yapmayı çok istiyorum. Çok sıkı bir diyette olduğum için tarifleri denemeyi biraz erteliyorum. Carte D'or ailesine ve excel iletişime çok teşekkür ediyorum.

25 Kasım 2011 Cuma

Bilin bakalım bugün ne oldu???



Bundan tam 25 yıl önce, güzel bir anne sabah saat 10.30- 11.00 sularında bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Bebeğine belki de en doğru isim verildi.

25 yıl sonra ise, okullarını bitirmiş, meslek sahibi olmuş bu genç kız annesinin mutfağına girdi; onun çırağı oldu. Annesini en yakın arkadaşı, sırdaşı bildi. Beraber nice güzel günler kutladılar.
Kah beraber ağlaştılar, kah birbirlerine kızdılar. Annesinin yerini kimse tutamadı. Hayat böyle akıp giderken bir de baktılar ki bu kız öğretmen oldu.

Günlerden bir gün, anne kızının doğumgünü için, ona kocamaaaaaan bir pasta yapıp çalıştığı okula getirdi. İşte o gün, kız anladı: bu "koca kazık", annesinin hep bebeği olarak kalacaktı.

İşte, masalın başlangıcı ve gelişme bölümü... Sonunu getirmek de masaldaki kıza mı kaldı dersiniz???

İmza: ATHELIEN
Not: Arkadaşlar, bugün güzel prensesime yaptığım sürprizden o kadar mutlu olmuş ki; yine bloğumu eline geçirip benden önce davranıp duygularını dile getirmiş.
Detayları ve tarifi en kısa zamanda paylaşacağım. Işıl

17 Kasım 2011 Perşembe

SAKIZLI YALANCI TAVUK GÖĞSÜ

Bayram öncesinde düzenli olarak yaptırdığım testlerin sonucunda doktorum açlık kan şekerimin hep sınırda seyrettiğini ve bir de tokluk şekerime de bakılmasını söylemişti. Yapılan tahlillerde tokluk kan şekerimin çok düşük çıkması üzerine, bayram sonrası mutlaka işi daha ciddi boyutlarda ele alıp ya bir endokrin yada diyabet doktoruna gitmem gerektiğini bildirdi.
Bayram nedeniyle gittiğimiz Ankaradan döner dönmez gittiğim bir diyabet merkezinde yapılan testler sonucunda gizli şeker olduğum tespit edildi. Eğer beslenmeme dikkat etmez ve spor yapmazsam yakın zamanda şeker hastası olabileceğim söylendi. Aslında belirtilerini uzun zamandır hissediyordum. Son zamanlarda aldığım kilolara ilaveten konsantrasyon kaybı, aşırı yorgunluk hissi, zihin bulanıklığı, açlığa tahammülsüzlük, görmede bulanıklık ve sinirli olma hali bende epey bir süredir vardı ama bir türlü konduramıyordum. Ya da bu gerçeği duymak istemiyordum. Ama korkunun ecele faydası olmadığı gibi, bu gerçeği görmek istemememin de bana faydası yokmuş. İlk birkaç gün şok etkisi yaptıysa da bu şekilde yaşayan binlerce insanı düşünüp teselli bulmaya çalışıyorum. Tabii en büyük talihsizlik de tatlı ve pastayı çok seven ve onları okurlarıyla paylaşmaktan çok mutluluk duyan birinin başına gelmiş olması.
Hipoglisemiye girmemem için neler yapmam, nasıl beslenmem ve hayatımdan sporu hiç çıkarmamam gerektiği fizyoloji ve metabolizma doktorum tarafından anlatıldı.Bir haftadır epeydir ihmal ettiğim yürüyüşlerime başlamamın yanı sıra verilen egzersizleri düzenli olarak yapıyorum. Sağlıklı beslenme bizim evde zaten uygulanan bir disiplindi ama artık arada bir yaptığım sütlü tatlıları, pastaları da unutma zamanı gelmiş. Anlaşılan ancak misafirlerime ikram edeceğim yiyecekler arasında yer alacaklar.
Bu tatlıyı da yapalı epey oldu aslında. Paylaşmak için arşivde bekliyordu. Şükran hanımın" hiç sesiniz soluğunuz çıkmıyor" diyen yorumu, paylaşmamın yanı sıra biraz da derdimi anlatmaya vesile oldu. Umarım sizleri sıkmamışımdır.
Tatlıya gelececek olursak. Adında bile tavuk geçtiği halde içinde tavuğun hiç yer almaması onu yalancı diye adlandırmamıza sebep oluyor. Gerçek tavuk göğsünü yaptığım yılları hatırladığımda demek o zamanlar o kadar çok enerjim ve sabrım varmış. Haşlandıktan sonra tavuk kokusunun çıkması için defalarda sudan geçirilen ve tek tek tiftiklenen ve elle çırpılan gerçek tavuk göğsünü yapmayalı ne kadar çok olmuş. Belki biraz iyileşip o kadar zamanı bulabilirsem onu da yapıp sizlerle paylaşırım ama şimdilik yalancısıyla idare edelim.
Gerçeğinin yerini tutmasa da hafif, ağızdan kayıp giden bu tatlıyı epeydir yaparım. Pek çok değişik tarif olmasına rağmen bu tarifte kullanılan şeker, un ve nişasta miktarı biraz daha az olduğu için daha da hafif oluyor. Orijinal tarifte yağ var ama benim kullandığım süt çok yağlı ve kaymaklı olduğu için ben ilave etmedim.
Gelelim tarife;
1) 1 lt süt
2) 1,5 fincan un (Benim kullandığım 1 Türk kahvesi fincan 50 gr un alıyor)
3) 0,5 Türk kahvesi fincanı mısır nişastası
4) 2 fincan şeker
5) 1 tatlı kaşığı dolusu sakız reçeli veya 2-3 parça damla sakızı
6) 50 gr. tereyağı (arzuya bağlı)
Yapılışı
Orta boy bir tencereye sırasıyla şeker, un, nişasta ve damla sakızı kullanılacaksa havanda dövülmüş olan damla sakızı konur ve bütün malzemeler karıştırılır. Üzerine soğuk süt ilave edilerek orta ateşte karıştırılarak ağır ağır pişirilir. Kaynadıktan ve göz göz olduktan sonra da bir iki dakika daha pişirilir ve ocak kapatılır. İlk sıcaklığı çıktıktan sonra içine yağ ilave edilip el mikseriyle veya varsa tezgah üstü mikserinizin haznesine alıp yaklaşık 15 dakika hızlı devirde çırpın. 15 dakika gözünüze çok gelebilir ancak ne kadar çok hatta soğuyana kadar çırpılırsa daha sakız gibi uzayan bir yapıya sahip oluyor.
Ilınan tatlınızı ıslatılmış servis kabına veya porsiyonluk küçük kaplara boşaltıp iyice soğuması için birkaç saatliğine dolaba kaldırın. Üzerine tarçın veya dövülmüş fındık, fıstık, ceviz serperek servis yapın. Kızım o gün için evde bulunan limon curd ile yemeyi tercih etmişti.
Afiyet ve sağlık dolu günler dilerim.

5 Kasım 2011 Cumartesi

MUTLU BAYRAMLAR

Herkese sağlık, mutluluk ve huzur dolu nice güzel bayramlar dilerim. Bayramınız kutlu olsun.
Bu sene de bayramda ziyaretlerine gideceğimiz akraba ve dostlarımız için makaronlar hazırladım. Antep fıstıklı, çikolatalı ve yer fıstıklı çeşitleriyle bayram sabahını bekliyorlar.
Umarım beğenirsiniz.

3 Kasım 2011 Perşembe

ŞEHRİYELİ ERİŞTE

Yeni sayfa düzenine geçtikten sonra sayfamın sahibi olarak ben de daha kolay buluyorum aradığım tariflerimi. Geçenlere pilav ve makarnalarda neleri yayınlamışım diye baktığımda iki tariften başka birşey göremeyince annemin kestiği eriştenin tarifiyle bu bölüme katkı yapmak istedim.Glisemik indeksinden dolayı makarna ve pirinç pilavı yerine bulgur pilavını daha çok tercih etsek de ara sıra makarnayı, erişteyi de severek yiyiyoruz. Şimdiye kadar yayınlamamış olmamın sebebi yapımını herkesin bildiği, hazırlanması çok basit bir yemek diye düşünmemden kaynaklanıyordu.
Yıllardan beri makarnayı ve erişteyi aynen pilav yapar gibi yapar ve demlendiririm. Hele bol yumurta ve süt kullanarak yaptığımız eriştenin suyunun dökülmesine gönlüm hiç razı gelmez, kıyamam. Biraz kilo kontrolü biraz da sağlık problemimden dolayı yağı konusunda cimri davrandığımdan piştikten sonra biraz yapışık olsalarda hiç dert etmem. Keş ve kavrulmuş cevizle hazırladığında lezzeti daha da artar ve bambaşka bir yemeğe dönüşür.

Malzemeler ve yapılışı

1) Büyük bir kase ev yapımı erişte
2) Aynı kaseyle ölçülmüş 1 + 1/4 miktarında sıcak su
3) 2 çorba kaşığı tereyağ + 2 kaşık zeytinyağı
4) İstediğiniz miktarda ceviz ve sevdiğiniz bir çeşit peynir (tulum, hellim, kaşar vb.)
5) Bir avuç kadar yıldız şehriye
6) Tuz


Tereyağ ve zeytinyağ pilav tenceresine konur ve eritilir. Yağ iyice ısınınca şehriyeler eklenir ve 3-4 dakika renkleri kahverengiye dönüşünceye kadar kavrulur.
Erişteler de ilave edildikten sonra suyu ve tuzu eklenip orta ateşte pilav gibi pişirilir. Her eriştenin su çekme kapasitesinin farklı olabileceğini gözönünde bulundurularak pişip pişmediği kontrol edilir ve gerekiyorsa çok az su ilave edilerek suyunu çekene kadar pişirilir. Ocak kapatıldıktan sonra üzerine bir kağıt havlu konur ve demlenmeye bırakılır.
Kavrulmuş ceviz ve istediğiniz bir cins peynir ufalanarak eriştenin üzerine dökülüp servis yapılır.
Biz yağ ve tuz miktarını düşünerek beyaz peynirle yemeyi tercih etsek de taze bir lor peyniri de güzel olur.

Afiyet Olsun...

Yönetici Giriş Paneli


Special design for Işıl'ca Tatlar by GeCe