24 Temmuz 2012 Salı

VİŞNELİ SORBE VE TATİL ZAMANI

Ege'nin güzel beldesi Bodrum'dan hepinize MERHABA!

Yaklaşık bir haftadır tatildeyim. Ani gelişen olaylar, doktor kontrolleri derken tatile çıktığımı sizlere haber veremeden buralardayım.

Vişneli sorbeyi yaklaşık on gün önce, tatil hazırlıkları sırasında yapmıştım. Tarif, Cafe Fernando'nun sahibi sevgili Cenk'e ait. Tabii, diyette olan ben ve kızım da yeriz düşüncesiyle, tarifin şeker ölçülerinde değişiklik yaparak daha az şeker ve agave şurubuyla tatlandırdım. Fakat ikimiz, ancak tadına bakacak kadar yiyebildik. Kısmet evde kalanlaraymış.


Kaymaklı dondurmanın tarifini ise daha önce bu linkte paylaşmıştım.

Yaz günlerinde hem ferahlatan hem de diyet yapanlara uygun bu güzel vişneli sorbe tarifi için Cenk'e çok teşekkür ederim.

Bulunduğum yerde internet erişimim güç olduğundan sayfalarınızı düzenli takip edemiyorum ve ben de bu sürede bloğumu sık sık güncelleyemiyorum.

Hepimizin Ramazan'ı ve tatili sağlık, neşe ve huzur içinde geçsin sevgili blogcu arkadaşlarım.

7 Temmuz 2012 Cumartesi

AZ ŞEKERLİ KAYISI MARMELATI

Yaz meyvelerinin en güzel zamanını yaşıyoruz bu günlerde. Bol bol tüketerek vücudun hem vitamin hem de şeker ihtiyacının karşılanması için en doğru tercihin meyveler olduğunu söylüyor uzmanlar. Biz de öyle yapıyoruz ama bu meyvelerin tadına kışın da varabilmek için kurutarak, dondurarak saklama, konserve yapma dışında, her yaz yaptığım reçel ve marmelatlar da önemli bir yer tutuyor. Bizim evde reçel konmamış bir kahvaltı masası düşünülemez bile. Şeker intoleransımdan dolayı artık ben pek yiyemiyorum sadece nefs körletmek için bıçağın ucuyla bir lokma tadına bakıyorum.

Bazı meyvelerin marmelatlarını reçellerinden daha çok seviyoruz. Taneli reçellerden de azar miktarlarda yapıyorum ama marmelatlar hemen tüketildiği için onları tercih ediyorum.
Özellikle de kayısı, erik, şeftali marmelatı.

Marmelatı tercih etmemin bir sebebi de son yıllarda tüm dünyada şeker hakkında yapılan olumsuz değerlendirmelere katılıyor olmam.

Reçele oranla çok daha az miktarla şekerle yaptığım marmelatlarda hem meyvenin aroması daha fazla hissediliyor hem de aşırı şeker yüklemesi yapılmıyor. Oysa reçelleri az şekerle yapmak mümkün değil, çünkü az şekerle yapıldığında reçelin çok sulu olmasının yanı sıra bozulma ihtimali de çok fazla.
Yılların verdiği deneyimlerden yola çıkarak bu şeker azaltma girişimlerim sanırım yakında şekersiz marmelat yapmaya doğru gidecek ve tamamen şekersiz reçeller yapacağım!!!!

Çok mu didaktik oldu bilemiyorum ama iyisi mi hemen kendi tarifime geçeyim.

Malzemeler

1) 1 kg. iyi cins olgunlaşmış kayısı
2) 250 gr. toz şeker
3) 1 çay kaşığı limon tuzu
Yapılışı

1) Kayısılar iyice yıkandıktan sonra sularının süzülmesi için bir süzgece konur. Çekirdeklerinden ayrılır ve kayısılar uygun bir tencereye konur. (En güzel reçellerin bakır tencerelerde yapıldığını söyleyen annemin hediye ettiği bir bakır tencereyi kullanıyorum bu iş için)

2) Tencerenin kapağı kapatılır ve çok kısık ateşe oturtularak kayısılar yumuşayıncaya kadar pişirilir.

3) Ocak kapatılır, tencerenin kapağı açılır ve ılınması beklenir.

4) Bir tencereye makarna süzgeci yerleştirilir ve ılınan kayısılar süzgece dökülür. Elle mıncıklanıp sıkılarak tamamen kabukları kalana kadar süzgeçten geçirilir.

5) Kayısı püresinin üzerine 250 gr. şeker dökülüp orta ateşte kaynamaya bırakılır. Ara sıra karıştırılarak fazla suyu uçurulur. Kaynamaya başladıktan sonra 10-15 dakika kadar kaynatmanız yeterlidir. Üzerinde göz göz kabarcıklar oluşup, kıvamlı bir hale geldiğinde limon tuzu eklenir ve bir iki karıştırıldıktan sonra ocak kapatılır.

6) Marmelatınız az şekerli olduğu için soğumasını bekledikten sonra kavanoza koyarsanız bozulma riski özellikle de kayısılarda çok fazla olacaktır. Onun için hiç beklemeden önceden yıkanıp steril hale getirilmiş birkaç küçük kavanoza sıcak sıcak (konserve yapar gibi) konur ve kapağı sıkıca kapatılıp kavanoz ters çevrilir.

7) Bu şeklide hazırlandığında kavanozun kapağı sıcaklığın etkisiyle şişecek ve dışarıyla hava teması kalmayacağı için marmelatlarınız kavanozunuzu açtığınız ana kadar hiç bozulmayacaktır.

Eğer reçel hazırlıyorsam, başka bir yöntem izlediğimi daha önceki reçel iletilerimde paylaşmıştım. Bu kadar az olmasa da yine de az şekerle pişirip güneşte bir kaç gün bekleterek koyulaşmasını sağlayıp sonrasında kavanozlara dolduruyorum.

Ağız tadınızın hiç eksilmemesi dileklerimle...

AFİYET OLSUN

4 Temmuz 2012 Çarşamba

KANDİL SİMİDİ

Sayfamı takip eden tüm ziyaretçilerimin ve dostlarımın Berat kandillerini kutlar dualarınızın kabul olmasını dilerim.

Çoook eski, bir anne tarifi bu kandil simitleri. Helva yapmamışsam mutlaka bu simitler kandil günlerimizin çay eşlikçisi olurlardı. Şimdilerde kandillerin sıcak havalara denk gelmesi biraz da diyet nedeniyle yapmaz oldum. Oğlumun çok sevdiği bu simitleri daha önceki kandillerden birinde yapıp fotoğraflamıştım. Arşivde yayın sırası bekleyen bu tarif için bundan güzel gün olamazdı. Belki biraz geç kaldım ama öylesine çabuk hazırlanıyor ve pişiyor ki halen bir şey yapmak isteyenler deneyebilirler. Ben de hafta sonunda Fransa'dan gelecek oğlum için pazar günü yapmayı planlıyorum. Tarifin içinde yumurta olmaması sizi şaşırtmasın. Sadece susamları simide yapıştırmak üzere bir yumurtanın beyazını kullanıyoruz.

Malzemeler

1) 125 gr. tereyağ
2) 3 çorba kaşığı zeytinyağ
3) 3 çorba kaşığı yoğurt
4) 1 tatlı kaşığı mahlep
5) 1 tatlı kaşığı toz şeker
6) 1 çay kaşığı karbonat
7) 1 çimdik tuz
8) Alabildiği kadar un
9) 1 su bardağı susam

Yapılışı

Tereyağ eritilir ve biraz ılınması beklenir. İçine sırasıyla bütün malzemeler konup yoğurulur. Unu azar azar eklemenizde fayda var. Kulak memesi yumuşaklığına gelince un eklemeye son verilir. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılır ve parçalar tezgahta rulo yapıldıktan sonra iki uç birleştirilir.

Yumurta akı ve susam ayrı ayrı iki tabağa konduktan sonra şekil verilen simitler önce yumurta akına sonra da susama batırılır. Yağlı kağıt serilmiş olan tepsiye dizilir ve önceden ısıtılmış 180 derecedeki fırında üstleri kızarana kadar pişirilir.

Sağlık ve mutlulukla nice kandiller dilerim.

1 Temmuz 2012 Pazar

KAYISILI ÇİKOLATALI MİNİ KEK

Fransadan döndüğümden beri biraz sağlıklı beslenmek biraz da aldığımız kiloları vermek için bir iki deneme dışında pek bir şey yapmadım. Bolca sebze yemekleri, sağlıklı çorbalar ve salatalar işe yaradı. Her birimiz 5'er kilo verdik ama bir dilim keki de çok özlediğimizi farkedince çok uzun zamandır yapmadığım bu kekle nefsimizi biraz olsun köreltelim istedim.
Eskiden çok sık yaptığım bu kekin tarifi Emel Başdoğan'a ait. Kayısı ve fındığın birlikteliğiyle birleşen portakal aroması keki çok lezzetli kılıyor. Şu an portakal mevsimi değilse de ben kışın rendeleyip derin dondurucumda bekleyen şekerli portakal kabuğundan bir tatlı kaşığı kullandım. Olmadığı takdirde limon kabuğuyla da güzel olacağını düşünüyorum.
Malzemeler
1) 1,5 su bardağı un
2) 1/2 su bardağı nişasta
3) 1/2 su bardağı tozşeker
4) 2 tatlı kaşığı kabartma tozu
5) Bir tutam tuz
6) 1 su bardağı süt
7) 125 gr. tereyağ
8) 1 adet yumurta
9) 1 tatlı kaşığı vanilya ekstresi yoksa 1 paket vanilya
10) 1 tatlı kaşığı portakal kabuğu rendesi
11) Yarım su bardağı kuru kayısı (çok küçük doğranmış)
12) Yarım su bardağı kabuklarından ayrılmış fındık (Ben biraz daha fazla koyuyorum)
13) 12 parça bitter çikolata
Malzeme listesinin uzunluğu gözünüzü korkutmasın. Zira hemen her evde bulunabilen malzemeler bunlar.
Yapılışı
1) Un, nişasta, tozşeker, kabartma tozu, tuz, vanilya ve fındıklar robota konur ve fındıklar iri bulgur tanesi olana kadar robot çalıştırılır.
2) Ayrı bir kapta oda ısısındaki tereyağ mikserle krema kıvamına gelinceye kadar çırpılır. Yumurta, süt ve portakal kabuğu rendesi ilave edilip tekrar çırpılır. Kuru malzemeler ve doğranmış kayısılar eklendikten sonra malzeme bütünleşene kadar karıştırılır.
3) Kağıtları konmuş olan 12 adet mini kek kalıbı tepsiye yerleştirilir. Kalıplar yarıya kadar kek hamuru ile doldurulur. Her bir mini kek için hamurun ortasına bir parça çikolata konur. Kalan hamuru eşit şekilde dağıtarak çikolataların üstü kaplanır. Keklerin üzerine file fındık veya badem serpilip birer tutam da şeker konur.
4) 180 derecede önceden ısıtılmış fırında 25 dakika pişirilir.
Afiyet olsun.
Ağız tadınızın bol olduğu güzel bir hafta dilerim.

Yönetici Giriş Paneli


Special design for Işıl'ca Tatlar by GeCe