Benim facebookla tanışmam oğlumun Fransa'ya gitmesiyle yani bir yıl öncesine dayanıyor. Onunla ilgili haberleri, fotoğrafları görmek için açılan bu sayfa sayesinde tam 40 yıllık ortaokul arkadaşlarıma kavuştum. O yıllardan birbirimizi kaybetmediğimiz iki arkadaşım dışında hiç bir arkadaşımla karşılaşmamış ve geçen onca yıl sonunda kimler olduğunu dahi hatırlamıyordum. Taa ki onlar bu kış bana Facebook aracılığıyla ulaşana kadar. Okul yıllarımıza dair fotoğrafları facebook'a koyduklarında hepsini önce o yıllardaki halleri ile hatırladım. Daha sonra buluşup görüşmelerimizde sanki ortaokul yıllarımızdaymış gibi 40 yıla rağmen aynı samimiyet ve dostlukla görüşmelerimize devam etmeye başladık bu yıl. İlk buluşmalarımız çok ama çok heyecanlıydı. Okul yıllarımızdaki gibi eğlenip, coştuğumuz buluşmalarımızda birbirimize anlatacak ne çok hikayeler biriktirmişiz yaşamlarımızda. Acılar, sevinçler, hüzünlerle beraber mutlu olaylar...
İşte bu makaronları da yakınlarda babaanne olacak ortaokul arkadaşım sevgili Aynur'cuğumun torunu için yapılan baby shower partisine hazırladım. Renk ve krema seçimini bana bırakınca hazırlıkların pembe olacağını düşünerek iki farklı tondaki pembeleri frambuazlı, badem kremalı olanları da bademin kendi rengiyle yaptım.
Anne ve babayı şimdiden tebrik ediyor, anneye sıkıntısız, kolay doğumlar diliyorum. Sevgili Duru'ya da hoşgelesin, ailene uğurlar, mutluluklar getiresin diyorum.
Aynur'cuğum, çok tatlı bir babaanne olacağını biliyorum. Anneanne de olacağın günler yakın olur inşallah.
Beni arkadaşlarımla, dostlarımla buluşturan Facebook'a da çok teşekkür ediyorum.
23 Eylül 2012 Pazar
15 Eylül 2012 Cumartesi
EV YAPIMI ELMA SİRKESİ
Tatilden döneli yaklaşık üç hafta oldu. Oğlumu ve kardeşimi Fransa'ya yolcu ettikten sonra bloğuma yeni yazımı yazmayı düşünüyordum ki; mevsim sebze ve meyvelerinin zamanı geçmeden kışa hazırlanayım telaşesiyle kendimi hummalı bir çalışma içerisinde buldum. Ayıkla, pişir, sakla derken sevgili Filiz'in (Petunyalarım) uyarısıyla bir bloğum olduğunu hatırladım. Sağolsun, Filiz'ciğim "Hiç değilse bir ses ver" diyerek beni içine düştüğüm derin kuyulardan çıkarttı.
Neler yaptığıma gelecek olursak... Pek çok blogcu arkadaşımın yaptığı gibi kavanozlara hazırladığım domates suları, göçmenlerin yaptığı meşhur biberli, patlıcanlı kahvaltılık salça (daha önce burada tarifini paylaşmıştım), derin dondurucuya koyduğum, bamya, fasulye, börülce, barbunya, közlenmiş biber ve patlıcanlar ilk aklıma gelenler.
Bu yaptıklarımın çoğunun tarifini paylaştığım için üç dört yılda bir yaptığım elma sirkesinin sayfamda yer almadığını görerek sirke tarifiyle bu sezonun açılışını yapayım istedim.
Malzemeler:
5 adet büyükçe yeşil ekşi elma
2 adet kesme şeker
8- 10 adet nohut
2 dilim bayat ekmek içi
1 çay kaşığının ucuyla kaya veya deniz tuzu
3 buçuk litre içme suyu
Yapılışı:
Sirkenin yapımından bir gün önce su kaynatılır ve soğutulur.
Çok derin olarak soyulmuş elma kabukları, bayat ekmek içleri, şeker ve nohut büyükçe bir kavanoza (suyun da girebileceği büyüklükte) konur. Üzerine bir gün önce kaynatılmış ve soğutulmuş olan su eklenir. Tuzu ilave edilir. Kavanozun ağzı çok sıkı bir şekilde kapatılır. Karanlık, kuytu bir yerde yirmi beş gün bekletilir.
Bu sürenin sonunda tel süzgeç üzerine bir kağıt peçete konur ve sirke büyükçe bir tencereye süzülür. Bu aşamada, tadı sirkeye benzemeyecektir ve kokusu da pek hoş olmayacaktır. Bu sizi şüpheye düşürmesin.
Kavanoz temizlenir. Süzülmüş olan su tekrar kavanoza boşaltılır. İçine iki kaşık üzüm sirkesi konur. Kavanozun ağzı tekrar sıkıca kapatılır. En az bir ay yine karanlık, kuytu bir yerde bekletilir. Sirke ne kadar uzun süre beklerse o kadar lezzetli olacaktır. Daha sonra varsa koyu renkli cam şişelere boşaltılıp kullanıma hazır hale gelir.

Yaptıklarımızın sağlık ve ağız tadıyla yeneceği güzel bir kış diliyorum.
Etiketler:
KIŞ HAZIRLIKLARI
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




