Gün geçmiyor ki bizim evde makaron pişmesin.
Dün siparişlerimi tamamlayıp teslim ettikten sonra bugün ziyaretine gideceğim bir arkadaşıma götürmek üzere bu sefer de farklı birşeyler yapmak istedim.
Malum artık bahar yüzünü gösterdi, ağaçlar pembe beyaz giysilerine, sümbüller, laleler o zarif dallarının üzerindeki renklerine kavuştu.
Hercai menekşeler de en çok sevdiğim renkleriyle balkonumu süsleyince onlardan esinlenerek makaronlar neden menekşelere benzemesinler dedim.
Düşünmek, planlamak eylemin yarısıdır derler ya bu da aynen öyle oldu. İlk kez çalıştığım bir model olunca da sizlerle paylaşmak istedim.
Fotoğrafların bir kısmını dün akşam çekmiştim. Yapay ışık içime sinmeyince sabah gün ışığında birkaç kare daha çekip, paketleyip arkadaşıma götürdüm. O da ben bunları yemeye kıyamam hafta sonunda gelecek kızıma saklayayım diyerek dolaba kaldırdı.
Aşağıdakiler gece çektiklerim.
Daha sonra da öğrendim ki 20 mart dünya makaron günüymüş. Bugün yayınlamayı pek düşünmemiştim ama madem ki bugün dünya makaron günü benim de ufak bir katkım olsun diyerek alel acele fotoğrafları seçip sıcağı sıcağına yetiştirmeye çalıştım.
Bundan sonra bana ne esin kaynağı olur neyi yapabilirim ben de bilemiyorum. Ama aklımda birkaç model var. Uygun bir zamanda da onları yapmayı planlıyorum.
Her gününüz renk renk açan çiçeklerle, bahar havasında; neşeniz, mutluluğunuz ve ağız tadınız da yerinde olsun.
20 Mart 2013 Çarşamba
19 Mart 2013 Salı
ETLİ KURU BAMYA
Cemreler düştü, baharın müjdecisi hıdrellez de geldi. Bahar aylarının nadide sebzesi enginar ve bakla da sofralarımızda yerini almaya başladı. İki gün öncesindeki soğuk ve yağışlı hava bugün yerini biraz serince ama güneşli bir güne bıraktı.
Yazdan kuruttuğum sebzeleri bitirmek ve biraz da artık kış sebzelerinden sıkıldığımızdan olsa, evvelki gün erzak dolabımı açtığımda bamyalarla göz göze geldim. Derin dondurucumda da bir iki paket bamya var ama kurutulmuş olanın lezzeti de daha başka oluyor. Hele bunlar insanın kendi el emeği olunca lezzet daha da katlanıyor sanki.
Gördükleriniz yazın Bodrum'un sıcağında kuruttuğum o yöreye ait bamya ve domatesler. Balıkesir'in tombul bamyaları olmadığı için piştiklerinde de yine uzun şekillerini ve aynı lezzeti alıyorlar.
Sanıyorum 2 kilo kadar bamya kurutmuştum. Kurumuş halleriyle 200 gr. kadar ancak vardı..
Tarife gelince
Malzemeler
1) 100 gr. kuru bamya (miktar gözünüze az gelmesin, piştiklerinde epey bereketli oluyorlar)
2) 100 gr. kuru domates
3) 250 gr. kuşbaşı doğranmış et
4) 2 adet soğan
5) 1 adet limon
6) 2 çorba kaşığı zeytinyağ
Yapılışı
1) Bamyalar yıkanır, bir tencereye bol su konur ve su kaynatılır.Kaynamakta olan suya limonun yarısı sıkılır ve bamyalar içine atılır. Orta ateşte bamyalar hafif yumuşayana kadar pişirilir. Pişen bamyalar tencereden kevgirle alınır ve iplerinden sıyrılır.
Domatesler de yumuşamaları için başka bir kapta ılık su içinde bekletilir.
2) Bir tencereye yağ konur ve etler içine atılarak harlı ateşte biraz kavrulur. Üzerine çıkacak kadar sıcak su eklendikten sonra orta ateşte etler yumuşayıncaya kadar pişirilir.
3) Etlerin suyu buharlaştığında içine küçük doğranmış soğanlar ilave edilip biraz sotelenir. Bamyalar, domatesler, bir çay kaşığı tuz ve kalan limon suyu sıkılır. Üzerine çıkacak kadar su ilavesi ile önce orta ateşte 5-10 dakika sonra da hafif ateşte pişmeye bırakılır.
Ben kurutulmuş domates kullandığım için salça eklemedim. Domatesiniz yoksa bir kaşık salça veya domates suyu ile de pişirebilirsiniz.
Eğer bol limonlu seviyorsanız servis tabaklarında da limon suyu ilavesi yapabilirsiniz.
Bol güneşli ve sağlıklı günlerde herkese afiyetler olsun.
Yazdan kuruttuğum sebzeleri bitirmek ve biraz da artık kış sebzelerinden sıkıldığımızdan olsa, evvelki gün erzak dolabımı açtığımda bamyalarla göz göze geldim. Derin dondurucumda da bir iki paket bamya var ama kurutulmuş olanın lezzeti de daha başka oluyor. Hele bunlar insanın kendi el emeği olunca lezzet daha da katlanıyor sanki.
Gördükleriniz yazın Bodrum'un sıcağında kuruttuğum o yöreye ait bamya ve domatesler. Balıkesir'in tombul bamyaları olmadığı için piştiklerinde de yine uzun şekillerini ve aynı lezzeti alıyorlar.
Sanıyorum 2 kilo kadar bamya kurutmuştum. Kurumuş halleriyle 200 gr. kadar ancak vardı..
Tarife gelince
Malzemeler
1) 100 gr. kuru bamya (miktar gözünüze az gelmesin, piştiklerinde epey bereketli oluyorlar)
2) 100 gr. kuru domates
3) 250 gr. kuşbaşı doğranmış et
4) 2 adet soğan
5) 1 adet limon
6) 2 çorba kaşığı zeytinyağ
Yapılışı
1) Bamyalar yıkanır, bir tencereye bol su konur ve su kaynatılır.Kaynamakta olan suya limonun yarısı sıkılır ve bamyalar içine atılır. Orta ateşte bamyalar hafif yumuşayana kadar pişirilir. Pişen bamyalar tencereden kevgirle alınır ve iplerinden sıyrılır.
Domatesler de yumuşamaları için başka bir kapta ılık su içinde bekletilir.
2) Bir tencereye yağ konur ve etler içine atılarak harlı ateşte biraz kavrulur. Üzerine çıkacak kadar sıcak su eklendikten sonra orta ateşte etler yumuşayıncaya kadar pişirilir.
3) Etlerin suyu buharlaştığında içine küçük doğranmış soğanlar ilave edilip biraz sotelenir. Bamyalar, domatesler, bir çay kaşığı tuz ve kalan limon suyu sıkılır. Üzerine çıkacak kadar su ilavesi ile önce orta ateşte 5-10 dakika sonra da hafif ateşte pişmeye bırakılır.
Ben kurutulmuş domates kullandığım için salça eklemedim. Domatesiniz yoksa bir kaşık salça veya domates suyu ile de pişirebilirsiniz.
Eğer bol limonlu seviyorsanız servis tabaklarında da limon suyu ilavesi yapabilirsiniz.
Bol güneşli ve sağlıklı günlerde herkese afiyetler olsun.
Etiketler:
ANA YEMEKLER
13 Mart 2013 Çarşamba
ETLİ İÇLİ KÖFTE
Bizim mutfak dün oldukça yoğundu. Ben ekşi mayalı ekmekle uğraşırken anneciğim de çok severek yediğimiz içli köftelerle uğraşıyordu.
Yapımı yöreden yöreye farklılık gösteren içli köfteyi bir de bizim hazırladığımız haliyle görmenizi istedim.
Pek çok yöre dış kısmına bulgur koymadan un, irmik ekleyerek hazırlıyor. Annemin rahmetli babaanneciğimden öğrendiği Bitlis yöresine ait olan bu tarifte köftenin dış kısmında da et kullanılıyor ve biz bu köfteyi daha lezzetli buluyoruz. Sizlerle paylaşacağım bu tarif.
Malzemeler (Köfte kısmı için)
1) 500 gr. köftelik bulgur
2) 250-300 gr. Yağsız kıyma (Kıymanın mutlaka yağsız olması gerekmektedir)
3) 1 çorba kaşığı tuz
4) 1 çorba kaşığı biber salçası
5) 1 yumurta
İçi için
1) 2 veya 3 adet büyük boy kuru soğan
2) 500 gr. kıyma
3) 3 çorba kaşığı zeytinyağ
4) 125 gr. ceviz içi
5) Tuz, karabiber, kırmızı pul biber
6) yarım demet maydonoz
Önce iç harç hazırlanır. Köftelerin hazırlanırken dağılmaması için bu harcın önceden pişirilip iyice soğuması gerekmektedir.
Bir tavaya yağ ve küçük doğranmış soğanlar eklenip orta eteşte kavrulur. Sonra kıyma ve üzerine tuzu eklenerek kavurmaya devam edilir. En son dişe gelecek irilikte dövülmüş cevizler, baharatlar ve doğranmış maydonozlar eklenip ocak kapatılır. Oda ısısına geldikten sonra buzdolabında soğumaya bırakılır.
Dış kısmını hazırlamak için büyük ve derince bir kaba bütün malzemeler konur. Bir kaseye de su konur ve bu kasedeki su azar azar kıymalı harca eklenerek yoğurulmaya başlanır. Köfte harcı iyice yumuşayıp şekil verilecek kıvama gelene kadar su ilavesiyle yoğurulur ve macun kıvamına geldiğinde cevizden iri parçalar koparılıp önce elle yuvarlanır. Sonra işaret parmağı hamura batırılıp içi döndüre döndüre oyulur. Bu aşamada çatlamalar olursa el kasedeki suyla ıslatılıp yırtılan yerler yapıştırılıp oymaya devam edilir. Ne kadar ince açılırsa o kadar makbul. Dışında kıyma kullanılmadığında bu iş daha kolay oluyor. Bu şekilde kıymalı yapmak biraz daha zahmetli ama lezzete de katkısı çok. Annem çok ince açıyor ama elimizdeki iç harcın yetişmeyebileceği endişesiyle daha fazla inceltmedi.
Benim için işin en meşakkatli kısmı burası. Ben "işin fotoğraf çekme kısmına geçtiğim için burada annemi yalnız bırakmak zorunda kaldım" dediğime bakmayın ben bu işi bir türlü annem gibi beceremiyorum. Benim yaptıklarım ya kalın oldu ya da oyma işleminin yarısındayken hep çatlattım. Daha çok fırın ekmek yemem gerektiği kanısına vararak işi ustasına devrettim.
İçleri oyulmuş olan köftelerin içine kıymalı cevizli harçtan konur ve açık olan kısım yine el suyla ıslatılarak kapatılır ve şekil verilir.
Bütün harç bitene kadar bu şekilde devam edilir.
Bazı yörelerde hiç haşlamadan bol yağda kızartıyorlar. Kızartma işlemi bize ağır geldiği için tuz atılmış kaynar suyun içinde haşlamayı tercih ediyoruz. Öyle de yaptık.
Ancak biraz da lezzetlenmesi için bir tavaya iki çorba kaşığı tereyağ ekleyip çevire çevire biraz renk almasını sağladık.
Sonra ne mi yaptık. Bütün yaptıklarımızın toplu fotoğrafının olmadığında anlaşılmıyo mu? Ben payıma düşen bu üç tanenin fotoğrafını çekmeye çalışırken ev halkı çoktaaan yemeye başlamış kimisi de bitirmişti bile.
Anneciğim ellerine, kollarına sağlık.
Yapmak isteyip, yapanlara da afiyetler olsun.
Yapımı yöreden yöreye farklılık gösteren içli köfteyi bir de bizim hazırladığımız haliyle görmenizi istedim.
Pek çok yöre dış kısmına bulgur koymadan un, irmik ekleyerek hazırlıyor. Annemin rahmetli babaanneciğimden öğrendiği Bitlis yöresine ait olan bu tarifte köftenin dış kısmında da et kullanılıyor ve biz bu köfteyi daha lezzetli buluyoruz. Sizlerle paylaşacağım bu tarif.
Malzemeler (Köfte kısmı için)
1) 500 gr. köftelik bulgur
2) 250-300 gr. Yağsız kıyma (Kıymanın mutlaka yağsız olması gerekmektedir)
3) 1 çorba kaşığı tuz
4) 1 çorba kaşığı biber salçası
5) 1 yumurta
İçi için
1) 2 veya 3 adet büyük boy kuru soğan
2) 500 gr. kıyma
3) 3 çorba kaşığı zeytinyağ
4) 125 gr. ceviz içi
5) Tuz, karabiber, kırmızı pul biber
6) yarım demet maydonoz
Önce iç harç hazırlanır. Köftelerin hazırlanırken dağılmaması için bu harcın önceden pişirilip iyice soğuması gerekmektedir.
Bir tavaya yağ ve küçük doğranmış soğanlar eklenip orta eteşte kavrulur. Sonra kıyma ve üzerine tuzu eklenerek kavurmaya devam edilir. En son dişe gelecek irilikte dövülmüş cevizler, baharatlar ve doğranmış maydonozlar eklenip ocak kapatılır. Oda ısısına geldikten sonra buzdolabında soğumaya bırakılır.
Dış kısmını hazırlamak için büyük ve derince bir kaba bütün malzemeler konur. Bir kaseye de su konur ve bu kasedeki su azar azar kıymalı harca eklenerek yoğurulmaya başlanır. Köfte harcı iyice yumuşayıp şekil verilecek kıvama gelene kadar su ilavesiyle yoğurulur ve macun kıvamına geldiğinde cevizden iri parçalar koparılıp önce elle yuvarlanır. Sonra işaret parmağı hamura batırılıp içi döndüre döndüre oyulur. Bu aşamada çatlamalar olursa el kasedeki suyla ıslatılıp yırtılan yerler yapıştırılıp oymaya devam edilir. Ne kadar ince açılırsa o kadar makbul. Dışında kıyma kullanılmadığında bu iş daha kolay oluyor. Bu şekilde kıymalı yapmak biraz daha zahmetli ama lezzete de katkısı çok. Annem çok ince açıyor ama elimizdeki iç harcın yetişmeyebileceği endişesiyle daha fazla inceltmedi.
Benim için işin en meşakkatli kısmı burası. Ben "işin fotoğraf çekme kısmına geçtiğim için burada annemi yalnız bırakmak zorunda kaldım" dediğime bakmayın ben bu işi bir türlü annem gibi beceremiyorum. Benim yaptıklarım ya kalın oldu ya da oyma işleminin yarısındayken hep çatlattım. Daha çok fırın ekmek yemem gerektiği kanısına vararak işi ustasına devrettim.
İçleri oyulmuş olan köftelerin içine kıymalı cevizli harçtan konur ve açık olan kısım yine el suyla ıslatılarak kapatılır ve şekil verilir.
Bütün harç bitene kadar bu şekilde devam edilir.
Bazı yörelerde hiç haşlamadan bol yağda kızartıyorlar. Kızartma işlemi bize ağır geldiği için tuz atılmış kaynar suyun içinde haşlamayı tercih ediyoruz. Öyle de yaptık.
Ancak biraz da lezzetlenmesi için bir tavaya iki çorba kaşığı tereyağ ekleyip çevire çevire biraz renk almasını sağladık.
Sonra ne mi yaptık. Bütün yaptıklarımızın toplu fotoğrafının olmadığında anlaşılmıyo mu? Ben payıma düşen bu üç tanenin fotoğrafını çekmeye çalışırken ev halkı çoktaaan yemeye başlamış kimisi de bitirmişti bile.
Anneciğim ellerine, kollarına sağlık.
Yapmak isteyip, yapanlara da afiyetler olsun.
Etiketler:
ANA YEMEKLER
7 Mart 2013 Perşembe
DISNEY JUNIOR ORMAN KAVŞAĞI PASTASI
Geçen hafta uzun zamandır görüşmediğim sevgili dostlarımdan Seda ve Bünyamin çifti biricik oğulları minik Kuzey'in yarın yuvada kutlanacak 4. doğum günü partisi için benden bir pasta rica ettiler.
Pasta Kuzey'in çok sevdiği çizgi film Disney Junior hayvanlarının figürleri ile bezenmiş olmalıymış. Annesi Seda hanım çok heyecanlıydı. Birkaç telefon görüşmesinden sonra pastanın modeli ve içeriği şekillendi. Ben de elimden geldiğince onları mutlu etmek istedim.
Kısa bir araştırma ve incelemeden sonra bu sevimli karekterlerin dünyasına ulaşmak pek zor olmadı. Modelleri öğreneyim derken ben de kendimi bu çizgi filmleri izlerken buldum. Timsahıyla, filiyle, pembe domuzcuk ve tak tak taksi denilen yengecin maceraları Kuzeyin çok hoşuna gidiyormuş hatta her macerayı ailecek izliyorlarmış.
Pastanın içeriği çocukların hoşlanacağı türden bol çikolatalı pastacı kremalı oldu.
Çok heyecan ve zevkle yaptığım pastayı umarım minik Kuzey de beğenir.
Minik Kuzey'in doğum gününü kutluyor, sağlık, neşe ve başarılarla dolu nice seneler diliyorum. İyi ki Doğdun Kuzey.
Hayvanların modellenmesi konusunda bana destek olan ve yardımlarını esirgemeyen kurs arkadaşım sevgili Hande'ye de çok teşekkür ederim. Ellerine sağlık Handeciğim.
Etiketler:
PASTALAR
3 Mart 2013 Pazar
PASTEL MAKARONLAR
Son yaptığım pastel tonlardaki makaronların renkleri dört gözle beklediğimiz baharı çağrıştırdığı için paylaşmak istedim.
Aslında benim favorim, kullandığım malzemelerle renklendirdiğim (kahve, kakao, antep fıstığı, badem, zerdeçal, tarçın vb.) naturel makaronlardı.
Ancak bir sipariş üzerine yaptığım bu makaronların renkleri o kadar hoşuma gitti ki sayfamda bulunsunlar istedim.
Şu an şehir dışında bir doğum günü kutlaması için yola çıkan makaronlardan umarım yiyenler de memnun kalırlar.
Sıcak ve güneşli günlerin bir an evvel gelmesi dileklerimle...
Etiketler:
MAKARON/ MACARON
1 Mart 2013 Cuma
KUSKUSLU MERCİMEK SALATASI VE ETSİZ ÇİĞ KÖFTE
Bir arkadaşım hatırlatmasaydı bu salata da arşivimde bekleyen onlarca yemek gibi oraya doğru yol alacaktı. Neyse şansı varmış ki bugün ekleme fırsatını yakaladım.
Apartman komşum Berrin hanım kendilerine ikram ettiğim bir yiyeceğin tabağını boş vermemek için bu salatadan koyup getirmişti. Son zamanlarda ev halkı makarna böreğe öylesine hasret ki özellikle de kızım içindeki kuskusları görünce Allahım! makarnacıklar var bu salatada diye maydonoz ve dereotlarına rağmen(baba, kızın en sevmediği otlar) salatayı bir çırpıda bitirmişlerdi. Mercimeğin faydasının yanı sıra tad ve görüntüsü benim de çok hoşuma gidince tarifi sizlerle paylaşayım dedim.
Malzemeler
1) 2 su bardağı yeşil mercimek
2) 1 veya 1,5 su bardağı kuskus makarna (benim aldığım kuskus makarna haşlanınca mercimek büyüküğünde oldu)
3) 7-8 adet kornişon turşu
4) 1 çay bardağı zeytinyağı
5) 2 adet limon
6) 1 demet taze soğan
7) 1'er demet maydonoz ve dereotu
8) Tuz, karabiber, kımızı pul biber
Yapılışı.
1) Mercimekler yıkandıktan sonra ılık su ile ıslatılır. 2 saat bekletildikten sonra suyu dökülür ve bir tencereye alınıp yenebilecek kıvama gelene dek haşlanır. Dağılıp ezilecek kıvama gelmeden ocak kapatılır ve suyu süzülür.
2) Kuskuslar da ayrı bir tencerede haşlanır ve suyu süzülüp ılınmaya bırakılır.
3) Kornişon turşular minik minik doğranır. Yeşillikler temizlenip yıkandıktan sonra doğranır ve bütün malzemeler büyük ve yayvan bir karıştırma kabına alınır.
4) Zeytinyağı, limon suyu ve baharatlar da eklenerek tüm malzemeler karıştırılıp servis tabağına alınır.
Sağlıklı beslenme programımızda en çok yer verdiğimiz yiyeceklerden birisi de bulgur. Pirince göre glisemik indeksi daha düşük olduğundan kan şekerinde ani düşüş ve yükselmelere izin vermemesi nedeniyle tercih ediyorum bulguru. İçine konan cevizin lezzetiyle, etin yokluğunu hissetmeden afiyetle yiyebilirsiniz. Bu tarif de annemden. Uzun yıllardır canımız çiğ köfte istediğinde bu şekilde yapıyoruz. Bu da yine arşivde bekleyen bir tarif olunca hafta sonunda yapıp yeniden fotoğrafladım.
Daha önceleri normal köftelik bulgurla yapıyorduk. Bu kez yarısını evde bulunan esmer köftelik köy bulguruyla denedik. Normal bulgura göre biraz daha sert olduğu için su alma kapasitesi ve yumuşaması biraz daha zaman aldı. O nedenle tarifi herkesin ulaşabileceği bir bulgur olsun düşüncesiyle normal bulgurla olan ölçülerini vereceğim. Ama arzu ederseniz su miktarını artırarak böyle de yapabilirsiniz.
Malzemeler
1) 700 gr. köftelik ince bulgur
2) 3 adet kuru soğan
3) 75 gr. zeytinyağı
4) 150 gr. bulgur inceliğinde çekilmiş ceviz içi
5) 1 çorba kaşığı dolusu domates salçası
6) 1 çorba kaşığı dolusu biber salçası
7) 150 ml. su
8) Tuz, karabiber, kırmızı biber varsa isot ve kimyon (miktarları kendi damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz)
9) 1 demet taze soğan ve maydonoz
Yapılışı
1) Öncelikle bir kaseye salçalar, baharatlar, yağ ve su konup karıştırılır.
2) Yayvan ve büyükçe bir yoğurma kabına bulgur, tuz ve minik doğranmış kuru soğanlar konup kuru olarak soğanlar iyice ezilinceye kadar yoğurulur.
3) Ceviz bulgura eklenip tekrar yoğurulur.
4) Şimdi de azar azar salçalı sulu karışımdan eklenmeye başlanır. Bir yandan yoğurulurken bir yandan da bu karışım eklenir.Bu şekilde bulgurlar iyice yumuşayıp sakız kıvamına gelene kadar yoğrulmaya devam edilir. Eğer halen bulgurlarınız sertse biraz daha su ekleyip yoğurabilirsiniz.
5) Artık iyice yumuşayıp elde toparlanmaya başlayınca yıkanmış, minik doğranmış yeşillikler ilave edilip tekrar yoğrulur ve ceviz büyüklüğünde parçalar koparılıp elde sıkılarak şekil verilir ve servis tabağına dizilir.
Bütün bulgurlu yiyecekler gibi bu köftenin de aynı gün yenmesi tavsiye edilir. Ertesi güne kaldığında bulgurlar kuruyacaktır. İsterseniz ölçüleri yarıya indirip de deneyebilirsiniz.
Başta oğlum olmak üzere bu cevizli çiğ köfteyi çok seviyoruz. Hele artık gıda sektörüne olan inancımızın iyice yok olduğu bu günlerde çiğ et yerine ceviz kullanarak gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz.
Afiyet olsun.
Apartman komşum Berrin hanım kendilerine ikram ettiğim bir yiyeceğin tabağını boş vermemek için bu salatadan koyup getirmişti. Son zamanlarda ev halkı makarna böreğe öylesine hasret ki özellikle de kızım içindeki kuskusları görünce Allahım! makarnacıklar var bu salatada diye maydonoz ve dereotlarına rağmen(baba, kızın en sevmediği otlar) salatayı bir çırpıda bitirmişlerdi. Mercimeğin faydasının yanı sıra tad ve görüntüsü benim de çok hoşuma gidince tarifi sizlerle paylaşayım dedim.
Malzemeler
1) 2 su bardağı yeşil mercimek
2) 1 veya 1,5 su bardağı kuskus makarna (benim aldığım kuskus makarna haşlanınca mercimek büyüküğünde oldu)
3) 7-8 adet kornişon turşu
4) 1 çay bardağı zeytinyağı
5) 2 adet limon
6) 1 demet taze soğan
7) 1'er demet maydonoz ve dereotu
8) Tuz, karabiber, kımızı pul biber
Yapılışı.
1) Mercimekler yıkandıktan sonra ılık su ile ıslatılır. 2 saat bekletildikten sonra suyu dökülür ve bir tencereye alınıp yenebilecek kıvama gelene dek haşlanır. Dağılıp ezilecek kıvama gelmeden ocak kapatılır ve suyu süzülür.
2) Kuskuslar da ayrı bir tencerede haşlanır ve suyu süzülüp ılınmaya bırakılır.
3) Kornişon turşular minik minik doğranır. Yeşillikler temizlenip yıkandıktan sonra doğranır ve bütün malzemeler büyük ve yayvan bir karıştırma kabına alınır.
4) Zeytinyağı, limon suyu ve baharatlar da eklenerek tüm malzemeler karıştırılıp servis tabağına alınır.
Sağlıklı beslenme programımızda en çok yer verdiğimiz yiyeceklerden birisi de bulgur. Pirince göre glisemik indeksi daha düşük olduğundan kan şekerinde ani düşüş ve yükselmelere izin vermemesi nedeniyle tercih ediyorum bulguru. İçine konan cevizin lezzetiyle, etin yokluğunu hissetmeden afiyetle yiyebilirsiniz. Bu tarif de annemden. Uzun yıllardır canımız çiğ köfte istediğinde bu şekilde yapıyoruz. Bu da yine arşivde bekleyen bir tarif olunca hafta sonunda yapıp yeniden fotoğrafladım.
Daha önceleri normal köftelik bulgurla yapıyorduk. Bu kez yarısını evde bulunan esmer köftelik köy bulguruyla denedik. Normal bulgura göre biraz daha sert olduğu için su alma kapasitesi ve yumuşaması biraz daha zaman aldı. O nedenle tarifi herkesin ulaşabileceği bir bulgur olsun düşüncesiyle normal bulgurla olan ölçülerini vereceğim. Ama arzu ederseniz su miktarını artırarak böyle de yapabilirsiniz.
Malzemeler
1) 700 gr. köftelik ince bulgur
2) 3 adet kuru soğan
3) 75 gr. zeytinyağı
4) 150 gr. bulgur inceliğinde çekilmiş ceviz içi
5) 1 çorba kaşığı dolusu domates salçası
6) 1 çorba kaşığı dolusu biber salçası
7) 150 ml. su
8) Tuz, karabiber, kırmızı biber varsa isot ve kimyon (miktarları kendi damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz)
9) 1 demet taze soğan ve maydonoz
Yapılışı
1) Öncelikle bir kaseye salçalar, baharatlar, yağ ve su konup karıştırılır.
2) Yayvan ve büyükçe bir yoğurma kabına bulgur, tuz ve minik doğranmış kuru soğanlar konup kuru olarak soğanlar iyice ezilinceye kadar yoğurulur.
3) Ceviz bulgura eklenip tekrar yoğurulur.
4) Şimdi de azar azar salçalı sulu karışımdan eklenmeye başlanır. Bir yandan yoğurulurken bir yandan da bu karışım eklenir.Bu şekilde bulgurlar iyice yumuşayıp sakız kıvamına gelene kadar yoğrulmaya devam edilir. Eğer halen bulgurlarınız sertse biraz daha su ekleyip yoğurabilirsiniz.
5) Artık iyice yumuşayıp elde toparlanmaya başlayınca yıkanmış, minik doğranmış yeşillikler ilave edilip tekrar yoğrulur ve ceviz büyüklüğünde parçalar koparılıp elde sıkılarak şekil verilir ve servis tabağına dizilir.
Bütün bulgurlu yiyecekler gibi bu köftenin de aynı gün yenmesi tavsiye edilir. Ertesi güne kaldığında bulgurlar kuruyacaktır. İsterseniz ölçüleri yarıya indirip de deneyebilirsiniz.
Başta oğlum olmak üzere bu cevizli çiğ köfteyi çok seviyoruz. Hele artık gıda sektörüne olan inancımızın iyice yok olduğu bu günlerde çiğ et yerine ceviz kullanarak gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz.
Afiyet olsun.
Etiketler:
SALATALAR
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




