BLOGLARDAN DENEMELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BLOGLARDAN DENEMELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2008 Çarşamba

BİZİM PASTANEDEN DENEMELER

Uzun süren suskunluğumun nedenini tembelliğim olarak görmemenizi dilerim. Bütün doktor kontrollerimin rastlantı eseri bayram sonrasına denk gelmesi, istenen incelemeler ve bütün bunların da Nişantaşı, Osmanbey civarlarında olması (oraların trafiği malum) benim epey koşturmama neden oldu. Bir de ne zaman birşeyler yapmak için bilgisayarın başına otursam çocukların ödevleri, projeleri nedeniyle hep ertelemek zorunda kaldım. Neyse sözü uzatmadan neler yaptığımdan bahsedeyim.



Öncelikle sevgili Münevverciğimin (Nane Limon) pazartesi günkü ziyareti beni çok mutlu etti.Önceleri yaptığı herşeyi büyük bir beğeni ile bloğunda izleyerek sanal olarak sürdürdüğümüz dostluğumuzu, telefon, mail derken artık ziyaretlerimizle ilerletmiş olmanın sevincini yaşıyorum. Öyle ki; görüştüğümüz süre içinde zamanın nasıl geçtiğini anlamadığımız gibi, konuşacağımız pek çok şeyden söz dahi edemediğimizi onu yolculadıktan sonra ferkettim.
Yukarıda gördüğünüz keki onun için, onun da çok beğeniyle izlediğini bildiğim, yaptığı ve tarifini verdiği herşeye benim de büyük bir hayranlık duyarak, uygulamaya çalıştığım pasta üstadımız sevgili Zinnur'un (Bizim pastane)tarifini bire bir uygulayarak yaptım.
Görüntü ve estetik olarak Zinnurun yaptığıyla pek alakası olmasa da ( en kısa zamanda yarım daire şeklinde bir kalıp almalıyım)lezzetini Münevverin ve evdekilerin de çok beğenmesi ile bundan sonra sıkça yapılacaklar arasında yerini aldılar. Benim de tadını çok beğendiğim bu bol bademli kek ıslak dokusuyla badem ezmesi tadında ve güzelliğindeydi.
Amerikalıların finansci dediği bizde mekik diye adlandırılan bu minik kurabiyeler de yine Zinnur'un tarifiyle (bloğunda meyveli mekik adı altında bulabilirsiniz) yaptığım yine bol bademli enfes kurabiyeler. Daha önce de birkaç kez taze meyvelerle yapmış olduğum mekikleri bu kez dondurulmuş meyvelerle yaptığımdan olsa gerek daha fazla sulandığından görüntü olarak pek memnun kalmasam da tadları yine çok güzeldi. Meyvelerin buzlarını çözdürüp sularını süzdürerek kurabiyelerin üzerlerine koymuş olsaydım belki görüntü daha iyi olabilirdi ama dolaptan çıkarmayı unuttuğumdan böyle oldu diye düşünüyorum. Bir dahaki sefere öyle yapacağım. Teşekküler Zinnur.



Ekmeklerine olan hayranlığımı bilen Münevverciğimin getirdiği altta gördüğünüz mini ekmekler ise geldiklerinde tazecik ve mis gibiydiler. İçine koyduğun patatesle daha da hoş bir aroma kazanmış olan bu ekmekler için çok teşekkürler Münevver.




Yine Zinnur spesiyalitesi olan bu bademli mini bisküviler de ev halkı ve benim çok büyük beğenimi kazandı. Yayınladığı günden beri aklımda olan ve bugünkü apartman toplantımız için yaptığım bisküvilerdeki tereyağ kokusu bana da Fransa'da yediğim enfes kurabiyeleri anımsattı. Farklı olarak, esmer şeker yerine beyaz şeker ve 1 çorba kaşığı pekmez kullanarak hazırladım. Tepsiye dizdiğimde çok düzgün olan kurabiyeler pişerken biraz şekil değişikliğine uğradılar ve Zinnurun kurabiyelerinde olduğu gibi oldular.
Umarım iki gün içinde yapıp yediğimiz bu bol bademli kurabiye ve kekler bize göbek, gıdı ve kilo olarak dönmezler Zinnurcuğum. Ben her ne kadar ölçülü yemeye çalışsam da ev halkını frenlemem oldukça zor olacak.


Aşağıda; suçluluk duygumuzu biraz olsun hafifletecek, zeytinyağı ile yaptığım bu anasonlu gevrekler ise benim daha önce tarifini verdiğim bir lezzet. O nedenle bu iletimde hiç bir tarif veremiyorum.

Sadece beni merak eden arkadaşlarıma bir ses olsun diyerek yazdığım bu gönderideki tarifler için Zinnur'un bloğunu ziyaret etmenizi rica ederim. Çünkü o güzel üslubu ve en ince ayrıntısına kadar detaylı bir şekilde anlattığı tariflerin en güzel oradan elde edilebileceğini biliyorum.
Herkese bal şeker olsun, kilo olmasın.

2 Mart 2008 Pazar

KAVALA KURABİYESİ, KAHVELİ CUPCAKE VE POĞAÇA



Geçen haftanın üzücü olaylarından sonra hem kendimi toparlamak hem de cumartesi günü ziyaret edeceğimiz Bahçelievler ve Halkalı yetiştirme yurdunda kalan iki kardeş ve arkadaşları için cuma günü yukarıdaki yiyecekleri yaptım. Beş kardeşin en küçükleri olan 12 ve 14 yaşlarındaki bu çocukları kardeşimin okulunda tanımış ve bakacak kimseleri olmadığı için onları 3 ay önce yetiştirme yurtlarına yerleştirmiştik. Çok trajik hikayeleri olan bu çocukları fırsat buldukça ziyaret edip onlara yalnız olmadıklarını hissettirmek, ilgiye ve sevgiye olan ihtiyaçlarını bir parça da olsa karşılamak ve sevebilecekleri yiyecekleri yapıp götürmek ve onların yüzlerindeki mutluluğu görmek beni de çok mutlu ediyor. Cumartesi günü de İstanbul'un onca trafiğine ve karmaşasına rağmen yaptığımız bu ziyaretten hem biz hem de onlar çok mutlu olduk.Bu tür sosyal yardımlaşmaların toplumsal bir sorumluluk da olduğu düşüncesiyle olanağı olan herkese öneririm.
Yıllar önce bir arkadaşımın Yunanistan dönüşünde bizlere getirdiği Kavala kurabiyelerinin tadını çok beğenmiştim. Geçenlerde sevgili Nilay'ın (Kitchen O'clock) bloğunda görünce çok sevinmiş hemen yapılacaklar listeme eklemiştim.
İşte bunlar, Nilay'ın tarifine harfiyen sadık kalarak yaptığım ilk Kavala kurabiyelerim. Yanlış hatırlamıyorsam oradan gelenlerin içinde damla sakızı kokusu vardı. Ancak Nilay'ın tarifinde olmadığı için ben de bu seferlik damla sakızını koymadan yaptım. Tadı muhteşemdi. İçindeki kavrulmuş irice dövülmüş bademlerle çok güzel bir kurabiye oldular.Tarifin için çok teşekkür ederim Nilaycığım.Eh artık sen de benim kurabiyelerime not verirsin değil mi.
Tarifi görmek isteyen arkadaşlarımı Nilay'ın bloğuna davet ediyorum.Taklitler asıllarını aratır derler ama biz çok güzel bulduk bu kurabiyeleri, ellerine sağlık Nilay'cığım.

Cupcakeler ise sevgili Burçin'in bloğunda(Burçin'in denemeleri) kahveli cupcakeler başlığı altında yer alıyorlardı. Tek porsiyonluk küçük keklerin daha kolay yenebileceğini düşünerek arayışlara başlamıştım ki Burçin'in bu keklerini çocukların çok seveceğini üşündüm. Kim sevmezdi ki böyle bol çikolatalı kahve aromalı minik atıştırmalıkları. Öyle de oldu. Çocukların üzerleri çikolatalı kekleri gördükleri zamanki mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Çok teşekkür ederim Burçinciğim. Ellerine sağlık canım.
Tabii ki tarifi bu kez de Burçin'i ziyaret ederek bulabilirsiniz.

Sıra geldi poğaçalara. Sakın tembellik ettiğimi düşünmeyin. Bu tarif de benden.
Malzemeler

1) 2 adet yumurta
2) 1 su bardağı tereyağ+zeytinyağ karışımı
3) 1 su bardağı yoğurt
4) 3,5 - 4 su bardağı un
5) 1 tatlı kaşığı mahlep
6) 250 gr beyaz peynir
7) 1 tatlı kaşığı tuz
8) 1 paket kabartma tozu
9) Birkaç dal maydanoz
Üzeri için
9) Çörekotu, susam, haşhaş tohumu

İç malzeme hariç (peynir ve maydanoz)bir yumurtanın sarısı üzeri için ayrıldıktan sonra diğerleri ile kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yoğurulur. Ben ununu önce 3,5 bardak olarak koydum, eğer kıvamı çok yumuşak gelirse azar azar ilave ederek 4 bardağa tamamlayabilirsiniz.Kulak memesi yumuşaklığına geldikten sonra ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp avucunuzda yassılttıktan sonra ortasına bir tatlı kaşığı peynirli karışımdan koyup hamurunuzu kapatın. Yağlanmış fırın tepsisine dizdikten sonra üzerlerine ayırdığınız yumurta sarısını sürüp istediğiniz tohumu serpiştirin.180 derecede önceden ısıtılmış fırında üzerleri nar gibi kızarana kadar pişirin.
Afiyet olsun.

Herkese güzel bir hafta dileklerimle...

19 Şubat 2008 Salı

FISTIKLI CEVİZLİ KARAMELLİ TURTA


Üç gündür yağan kar ve şiddetli rüzgar nedeniyle herkes bir anlamda evlerinde mahsur kaldı. Son yıllarda İstanbul'a kayda değecek ölçülerde kar yağmaması bizlere yazın çekeceğimiz susuzluğu hatırlatsa da çocuklarım da bütün diğer çocuklar gibi kar tatillerinin olmamasına üzülürlerdi. Bu kez onların dileği oldu ve İstanbul bembeyaz karlara bürünerek çok sevinmelerine neden oldu.

Tabi bu durum; bana onlara çayın yanında yiyecek içecek bir şeyler hazırlamak olarak geri döndü. Bütün ev halkı olarak üç gündür(kardeşim de misafirimizdi)yiyip içip, televizyon, film izleyip güzel vakit geçirdik.

Cumartesi günü sevgili Didem'in (Rapunsel) bloğunda gördüğümden beri aklımda olan turtayı yapıp lapa lapa yağan karları seyrederek çayımızın yanında afiyetle yedik. Bol cevizli, karamelli bu enfes turtayı biraz fazla tatlı bulmakla beraber benim gibi cevizi çok sevenlerin beğeneceklerini ümit ediyorum.

Didem tarifi Beyaz Fırın'ın kitabından alarak ve şeker ölçüsünü azaltarak yaptığını bildirmişti. Ben de onun tarifinden yola çıkarak karamelini yaparken daha az şeker kullanıp evde şekerlenmeye yüz tutmuş olan bal değerlensin diyerek bal miktarını artırdım. Yediğimizde bunun doğru bir fikir olmadığını, bal tadının çok baskın geldiğini gördük.

Hamurunda da ufak bir değişiklik yapıp makaron yapımında kullanmak için farklı bir yerden bol miktarda aldığım fıstık tozunu kullandım. Bu fıstık tozunun kalitesinin de makaron için uygun olmadığını gördüğümden (en son yaptığım makaronların başarılı olmamasının sebebini buna bağlıyorum) o da bu şekilde değerlensin diye düşünerek tozu kullandım. Bol fıstık aromalı; ağızda dağılan nefis bir hamurdu.

Ben karamel kısmında yaptığım değişiklikten memnun kalmadığım için sizlere Didem'in tarifini uygulamanızı öneririm. Tarif için Didem'e teşekkür ederim.

Afiyet olsun.



28 Kasım 2007 Çarşamba

ESRA'NIN ANISINA... KUZU HAŞLAMA



Hepinizin de bildiği gibi, Kevgir Dergisi'nin Aralık ayı sayısı sevgili Esra'nın anısına ve onun yaptığı yemeklerle çıktı. Paylaşımda bana yapacak yemek kalmamıştı; ancak, ben de Esra'nın yaptığı yemeklerden birisini yapıp bloğuma koyarak onun anısını yaşatmak istedim. Blog dünyasında çok yeni olmama rağmen sevgili Esra yapmış olduğum selanik gevreğini görünce vefatından önceki salı günü hem de hasta yatağından 'tamam yapacağım ben de fındıklı biskotti, insan bu kadar da özendirilmez ki' diye yorum bırakmış ve beni çok mutlu etmişti.Sevgili Esra gidişinle bütün yakınların, öğrencilerin ve blogcu arkadaşların olarak çok çok üzüldük. Bizler Büyüleyen Mutfak Kokusu'yla seni özleyeceğiz ve unutmayacağız.


Malzemeler:


1) 1 kilo haşlamalık koyun eti
2) 2 adet havuç
3) 4 ya da 5 adet patates
4) 15 ya da 20 adet arpacık soğan
5) 1 tatlı kaşığı tane karabiber
6) 1 adet defne yaprağı


Yapılışı:


Etler önce soğuk suyla yıkanarak kanlarının akması sağlanır. Düdüklü tencereye konur, üzerine çıkacak kadar su ilavesiyle harlı ateşte ağzı açık olarak 15 dakika haşlanır. Bu arada oluşan köpükler kevgirle toplanıp atılır. Daha sonra, temizlenmiş, dörde bölünmüş havuçlar, soyulmuş küçük patatesler ve arpacık soğanları, karabiber ve defne yaprağı tencerenin içine konur. Tencerenin kapağı kapatılır ve buharı çıkmaya başladıktan sonra 30 dakika haşlanır. Tencere biraz soğuduktan sonra açılır ve servis yapılır.
NOT: Havuç ve defne yaprağı Esra'nın tarifinde yoktu. Bunlar benim ilavelerim.

13 Ekim 2007 Cumartesi

BİZİM PASTANE'DEN ÇİKOLATALI SUFLE


Arife günü bloglarda gezinirken Bizim Pastane'den Zinnur'un çikolatalı suflelerini gören çocuklarım, "Anne, biz de istiiyooruuuz!" diyince ben de bu gün bayram, onları kırmayayım diyerek isteklerini yerine getirdim. Yalnız tarife uyarken bir şeyler ters gitmiş olmalıydı ki çocuklar, sufleyi yerken "Anne bunun içinden sıvı çikolata akması gerekmiyor mu?" sorusuna şaşırdım. Buna rağmen tadını çok güzel bulduk. Sufleler fırında çok güzel kabardılar, çatladılar. İlk tatlı sufle denemem olmasına rağmen ben de çok beğendim. Sanırım tarifi yazmama gerek yok. Çünkü sevgili Zinnur bloğunda çok güzel anlatmış. Teşekkürler Zinnur.


9 Ekim 2007 Salı

KURABİYELER (MACARONLAR)








Daha önce de belirttiğim gibi, sessiz bir blog takipçisiyken Bizim Pastane 'den öğrendiğim macaronlarla karşınızdayım. Arada bir bloglardan öğrendiklerimi sizlere sunarak nostalji yapmayı düşündüm.
Bunlar geçen sene yaptığım ve fotoğrafladığım ilk macaronlardı. Bu enfes kurabiyeleri yiyen bütün misafirler tadına bayıldı. Özellikle bizim evde fıstıklı olanlar çok daha fazla beğeniliyor.
Her ne kadar görüntü olarak Zinnur'unkiler kadar başarılı olmasalar da tadlarını ben de beğendim. Tarif vermiyorum. Sevgili Zinnur bloğunda çok detaylı anlattığından yapmak isteyenler oraya bakabilirler.

Yönetici Giriş Paneli


Special design for Işıl'ca Tatlar by GeCe