BÖREKLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BÖREKLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2011 Pazartesi

ISPANAKLI VE PATATESLİ-KIYMALI ÇARŞAF BÖREĞİ

Uzun zamandır yapmak istediğim bir börekti bu. Çok ince yufka açmayla ilgili yeterince deneyimimin olmaması gözümü korkutuyor ve hep erteliyordum. Oysa annemin gençken, bizlerin çocukluğunda çok sık yaptığı bir börekti. O zamanlar çalıştığım için onu gözlemleme şansım da olmamış ki bana hep çok zormuş gibi gelirdi. Geçtiğimiz hafta "anne benim canım çarşaf böreği istiyor" dediğimde, isteğimi ne kadar içten söylemişsem, hemen yapalım deyince; (alacağımız kalorileri düşünerek hiç böyle bir şey demez aslında) çok mutlu oldum ve kendimi o an mutfakta malzemeleri hazırlarken buldum. Yaptığımızda, gerçekten de çok kolay olduğunu çarşaftan destek alarak yufkanın çok ince açılabildiğini görüp bundan sonra tek başıma da yapabileceğim cesaretini edindim.
Oğlum hariç hepimiz kıymalı-patatesliyi tercih etsek de bir tepsisini de ıspanaklı olarak oğlum için yaptık. Patateslinin özelliği patateslerin haşlanmadan, çiğ olarak rendelendikten sonra nişastasının gitmesi için bol suda yıkanıp iyice sıkıldıktan sonra kavruluyor olması. (Göçmen usulü)

Ispanaklı olanda da ıspanakları hiç pişirmeden ilave ettik ama sanki ıspanaklar biraz kavrulsaydı daha güzel olurdu diye düşündük.

Annemin eli az bir şey yapmaya alışık olmadığı için biz üç fırın tepsisine yetecek kadar hamur yoğurmuşuz. Ben yaptığımız ölçüleri vereceğim. Ama sizler isterseniz malzemeleri azaltarak üçte bir veya üçte iki ölçülerinde, bir veya iki tepsi böreğe sahip olabilirsiniz. Öylesine lezzetli bir börek oluyor ki üçte bir oranında yapmanızı hiç tavsiye etmem. En az iki tepsi yapıp, bizim yaptığımız gibi piştikten sonra derin dondurucuda saklayabilirsiniz.

Üç tepsi için hamur malzemeleri

1) 1,5 kg. böreklik un (Biz Söke un kullandık)

2) 1 adet yumurta

3) 1 tatlı kaşığından daha az yaş maya (kullanmasanız da olabilir)

4) Tuz

5) Yufkaların üzerine sürmek için tereyağ ve zeytinyağ karışımı

Patateslinin iç harcı (İki tepsi için)

1) 3-4 adet irice kuru soğan (soğan çok büyük lezzet katıyor)

2) 400 gr. orta yağlı kıyma

3) 1 kg. patates (çiğ olarak rendelendikten sonra yıkanıp, suyu sıkılmış olacak)

4) Tuz, karabiber, kırmızı biber

5) 2-3 çorba kaşığı zeytinyağı


Ispanaklının iç harcı için

1) 500 - 600 gr. kadar ıspanak

2) 400 gr. peyaz peynir veya lor peyniri

3) Tuz, karabiber


Üzerine sürmek için

1 çay bardağı kadar tereyağ, zeytinyağ karışımı

2 adet yumurta

Yarım su bardağı süt veya yoğurt


Hamuru yoğurmadan önce iç harçları hazırlayalım.

Patatesli için, yemeklik doğranan soğanlar 1 tatlı kaşığı tuz ilavesiyle zeytinyağında sotelendikten sonra kıyma ilave edilir ve biraz da kıymayla kavrulur. Üzerine rendelenmiş yıkanmış ve suyu çok iyi sıkılmış olan patatesler ilave edilip 5-10 dakika hafif yumuşayana kadar kavrulur. Patates tuzu kaldırdığı için 1 tatlı kaşığı daha tuzla beraber 1'er tatlı kaşığı da karabiber ve kırmızı biber eklenir ve ocak kapatılıp soğumaya bırakılır.

Ispanaklı için, ayıklanıp, yıkanmış ıspanaklar sebze kurutucusu ile iyice sularından arındırılır ve doğranır. 1 tatlı kaşığı tuz üzerine serpilip elle ovulur. İçine ufalanmış beyaz peynir, karabiber eklenip karıştırılır.

Hamur için, un büyükçe bir kaba konur ve ortası açılır. Yaş maya, tuz, ılık su ile bu çukurda ezilir ve yavaş yavaş su ilavesi ile mantı hamurundan daha yumuşak ele yapışmayacak bir hamur elde edene kadar iyice yoğurulur. Hamur 12 bezeye ayrılır ve üzeri nemli bir bezle örtülerek yarım saat kadar dinlendirilir.
Bezenin biri merdane yardımıyla büyük bir pasta tabağı büyüklüğünde açılır ve sofra bezi serilmiş büyükçe bir masanın üzerine alınır. Bir iki kaşık kadar yağ karışımından üzerine serpilip yufkanın bütün yüzeyi fırça yardımıyla yağlanır. Bundan sonra yufka elle her bir yanından çekiştirilerek; eller yufkanın altına sokulup, orta yerinin de inceleceği şekilde esnetilerek incecik açılır. Açılan yufkanın üzerine yetecek kadar iç harcı serpilir ve yufkanın altındaki örtü bir taraftan kaldırılarak ortaya kadar rulo yapılır. (Bu aşamada fotoğraf makinemin şarjı dolu olmadığı için fotoğraflayamadığıma üzüldüm) Diğer taraftan da aynı işlem yapılıp rulolar ortada birleştirilir. Hamur yağlanmış fırın tepsisine ister sıra sıra ister rulo yapılacak şekilde yerleştirilir. Bütün bezeler bu şekilde hazırlanıp tepsiye dizilir.

Üzerinin harcı bir kapta çatalla çırpılır ve tepsideki böreklerin üzerine bolca sürülür. Önceden ısınmış olan 190 derecedeki fırında kızarana kadar pişirilir.


Eğer sizlerde çok miktarda yaptıysanız, börekleriniz iyice soğuduktan sonra saklama kaplarına koyup daha sonra tüketmek üzere derin dondurucuda saklayabilirsiniz.


Bu nefis böreği öyle çok severim ve öylesine özlemişim ki gözüm ve midem bayram etti diyebilirim.


AFİYET OLSUN...







6 Ekim 2009 Salı

ISPANAKLI TEPSİ BÖREĞİ

Evdeki sağlıklı beslenme programına artık dayanamayıp isyanını bloğumda güllaç tarifine yazdığı yorumla dile getiren kızım Duygu (Athelien) beni olduğu kadar takip eden arkadaşlarımın da dikkatini çekti. Hatta sevgili Pelin'den davet bile aldı.

Evet, doğru beslenmek adına uzun zamandır evde hamur işi, pasta, börek, kek türü hiçbir şey yapmıyorum. Tatlı ihtiyacımızı yazın o güzel meyveleri ve ara sıra da gençliğimden beri çok beğenerek yediğim Moda'daki meşhur Dondurmacı Ali'den aldığımız dondurmalar ile giderdik.

Hem çocukların gönlü olsun hem de sabah kahvaltısında iyi olur düşüncesiyle geçtiğimiz hafta sonu Tekirdağ'daki yazlığa giderken yaptım bu ıspanaklı tepsi böreğini. Çocuklar öyle mutlu oldular ki sanki yıllardır yemiyorlarmış gibiydiler. Laf aramızda ben de özlemişim. (Vah zavallı çocuklarım, ne hain bir anne oldum ben böyle) İçindeki bol ıspanaktan ve peynirden dolayı yıllardır en sık yaptığım börektir aslında. Ama herkes biliyor, yazmaya gerek yok düşüncesiyle bloğa koymayı düşünmemiştim. Ancak bir iki özelliği nedeniyle fırında böyle davul gibi kabarınca sizlerle paylaşmak istedim.

Malzemeler

1) 6 adet yufka
2) 500 gr. temizlenmiş, doğranmış ıspanak
3) 300-400 gr. yarım yağlı beyaz peynir veya kaşar loru
4) 4 adet yumurta
5) Yarım su bardağından bir parmak fazla zeytinyağ
6) 2 su bardağı süt (veya 1 bardak süt, 1 bardak yoğurt karışımı)
7) Tuz, karabiber, kırmızı biber



Yapılışı


1) Doğranmış ıspanakların üzerine peynirin tuzuna bağlı olarak istenilen miktarda tuz serpilir ve ıspanaklar elle yoğurularak diriliklerinin sönmesi sağlanır. Peynir veya lor ilave edilip tekrar karıştırılıp karabiber ve kırmızıbiberi de eklenir.
2) Diğer tarafta çukur bir kapta sos malzemeleri hazırlanır. Yumurta, yağ, süt veya süt-yoğurt karışımı konup çatalla çırpılır.
3) Yağlanmış tepsiye bir yufka fazlalıkları büzüştürülerek kenarları tepsiden sarkacak şekilde serilir ve üzerine sos karışımından 2-3 kaşık kadar sürülür. İkinci yufka da bunun üzerine aynen birincide olduğu gibi büzüştürülerek yayılır ve yine sos malzemelerinden sürülür. 1. püf noktası büzüştürerek yaymadır. Yufkalar bu şekilde yayıldığı için fırında pişerken adeta çatlayacak kadar kabarmakta ve içlerine dolan sıcak hava ile çok iyi pişmekte ve hamur kalmamaktadır.
4) İkinci yufkanın üzerine ıspanaklı malzemenin yarısı yayılır. (Bu da 2. püf noktası). Malzemenin bir kat yerine ikiye bölünerek kullanılması ıspanak bolluğuna rağmen ıspanak yemeği yiyiyormuş izlenimi vermemesi ve böreğin kabarmasına katkıda bulunması.
5) Ispanaklı harcın üzerine de yine 2 kaşık sostan serpilir ve iki yufka da yine soslanarak aynı şekilde tepsiye serilir.
6) Dördüncü yufkanın üzerine de kalan ıspanaklı harç yayılır ve kalan son iki yufkaya da yine aynı işlemler yapılarak börek tamamlanır. En alttaki sarkan uçlar böreğin üstüne çevrilerek kalan sosun tamamı bolca üzerine sürülür.
7) 180 dereceli fırında üzeri kızarana dek pişirilir.

Bol sebzeli ve peynirli bu börek bizim evde sevilirdi ama hiç bu kadar özlemle yenmemişti. Umarım sizler de beğenirsiniz.

Afiyet olsun...

11 Mart 2009 Çarşamba

MAKARNALI BÖREK VE DAVETSİZ MİSAFİRİM

Geçtiğimiz hafta sonu boyunca her gün misafirlerimiz vardı. Kimisi çok yakınlardan, kimisi ülke dışından kimisi de iletinin sonunda göreceğiniz gibi davetsizlerdendi. Davet ettiğim dostlarımla birlikte yedik içtik güzel vakit geçirdik.

Pazartesi sabahı da bilgisayar kursunda tanıştığım arkadaşlarım Ayla, Berrin, Ayşe, Sultan ve Sevim'i sabah kahvaltısına davet etmiştim. Neşeyle edilen kahvaltının ardından kahve keyfimizle güzel bir gün geçirdik. Artık kursumuz bitti ama bu neşeli arkadaşlarımla dostluğumuz devam edecek.

Bloğumda, genellikle rulo böreklerin tarifini paylaştığımı, yaptığım tepsi böreklerine yer vermediğimi görünce çok eskilerden beri severek yediğimiz su böreği lezzetindeki bu tarife yer vermek istedim.
Yaklaşık yirmi yıllık bir tarif olan bu böreği evimde ilk kez yiyenler eğer içine dikkatlice bakıp da makarnaları görmemişlerse lezzetinden dolayı su böreği zannediyorlar. Eğer sizler de yufka açma konusunda benim gibi çok yetenekli değilseniz bu tarifin sizi mutlu edeceğini düşünüyorum. İçine konan malzemelerin bolluğu ve yumurtanın katkısıyla lezzet olarak gerçek su böreğinden ayırt edilmiyor. Pratikliği de cabası diye düşünüyorum.

Malzemeler
1) 4 adet hazır yufka
2) 1/2 paket (250 gr) fiyonk veya kelebek makarna (bu kez bir avuç daha fazla koydum)

3) 1 su bardağı tereyağ ve zeytinyağ karışımı

4) 5 adet yumurta (Makarnayı biraz fazla koyduğumdan yumurta sayısını 6 yaptım)

5) 1/2 litre süt

6) 400-500 gr civarında beyaz peynir

7) Tuz, kırmızı biber, karabiber
Yapılışı
1) Önce makarnalar tuzlu suda haşlanır ve suyu süzülüp soğuk sudan geçirilir.Fırında da pişeceğinden çok fazla pişirmemeye özen gösterilir.

2) Eritilmiş tereyağ, zeytinyağ, yumurta ve süt bir kapta çatalla kuvvetlice çırpılarak sos hazırlanır.

3) Yağlanmış büyük fırın tepsisine bir yufka serilir. Üzerine birkaç kaşık sos dökülerek fırçayla her yerine sürülür. Tarif 1/2 paket makarnadan yapıldığı zaman iki yufka alta, araya makarna ve peynir ve tekrar 2 yufka şeklinde hazırlanıyor. Hazırlanan sos bütün katları ıslatacak şekilde bolca kullanılacak. Ancak ben makarna miktarını biraz artırdığım için alta 1,5 yufka üstüne makarna peynir+ sos; tekrar 1,5 yufka+ makarna, peynir, sos ve 1 yufka şeklinde hazırladım.. Bu şekilde yaptığımda epey fazla olan haşlanmış makarnanın bir kata yığılarak hamurlaşmasını önlenmiş oluyorum. Üstü için bol miktarda ayırmış olduğum sosu da son yufkanın üzerine dökerek önceden ısıtılmış fırında nar gibi kızarana dek pişirdim. Konuklarım beğenerek yediler.

Şimdi de evimizin balkonuna gelen davetsiz misafirlerimle tanıştırayım sizleri.
Geçtiğimiz hafta mutfaktaki telaşımdan, varlıklarının farkına varamadığım, balkondaki buzdolabından ve erzak dolabından birşeyler almaya diye her çıktığımda sık sık rastladığım iki konuk beni görünce hemen rahatsız olup uçuveriyorlardı. Gagalarındaki çalı çırpı niyetlerini ortaya koyuyordu ama balkonu şöyle bir kolaçan ettiğimde pek bir şey de görememiştim. Misafirlerimiz gittikten sonra pazar günü etraflıca araştırmaya girdiğimde buzdolabının üstündeki mandal sepetimin içine yaptıkları yuvayı görünce sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim.
Önce sepetin içindeki mandallarımı aldım, yuvalarını bozmadan. Sonra da sepeti balkonun kenar mermerleri üzerine koyarak balkona çok fazla girmeden onlar beni, ben onları rahatsız etmeden yaşayacaktık. Ama bir baktım bizimkiler kenara aldığım sepetteki o yuvadan vazgeçmiş, bu kez de daha güvenli buldukları buzdolabının üzerine yeniden yuva inşa ediyorlar. Artık kararımı vermiştim, balkonu ya onlar kullanacaktı ya da ben deyip dışarıda oldukları bir zaman girmelerini engellemek için panjurları kapattım. Nasıl olsa daha yumurta yok başka bir yere yuva kurarlar diye düşündüm. Tabi evdekilerden de olanca lafı işittim. Hain anne, yuva bozan kadın diye söylemediklerini bırakmadılar. Benim de vicdanım sızlıyordu ama bu balkon çok kullandığım bir yer olunca hele ki şimdilerde yüzünü gösteren güneşe karşı çayımı kahvemi içmek keyfinden de vazgeçtim; çamaşırlarımı kurutacağım yer, en önemlisi de temizlik meselesiydi.
Dün bir ara balkondan bir şeyler silkelemek için panjurların birini açıp kapatmayı da unutunca yine hemen arz-ı endam edivermişti anne adayı. Bu kez balkona çıktığım halde kaçmıyor tekrar buzdolabının üzerine koyduğum sepetin içinde oturmaya devam ediyordu. Ne zaman ki yakınına gittim o zaman uçuverdi. Sepete baktığımda da minicik bir yumurtayla karşılaştım. Tabi o anki pişmanlığımı ve vicdan azabımı anlatamam. Artık o saatten sonra bu kez de gelsin yumurtasının üstüne otursun diye ben onu arıyordum.
Neyse ki geldi kuluçkaya yattı da ben de rahatladım. Bu gün ikinci günümüz ve birbirimize alıştık artık. Balkona çıkabiliyorum, altındaki dolap kapaklarını açıp içinden bana lazım olan şeyleri usulca alabiliyorum ve o da annelik güdüsüyle hiç yerinden kalkmıyor. İçimden de tebrik ediyorum. Aferin, annelik bu işte diyerek onunla sohbete bile başladım.

İşte böyle, kendilerini zorla kabul ettiren akıllı misafirimiz bu hanımefendi. Henüz araştıramadım
bu tür bayanlar ne kadar süre yatıya kalır, yavruları olunca ne yapar, ortalığı çok batırır mı, ailecek gitmek için ne kadar süreleri var bilmiyorum ama gelişmelerden sizleri haberdar edeceğim.
Sizlere de böyle davetsiz konuklar geliyor mu bilmiyorum ama ben iyisi mi bol güneşli güzel günler dileyeyim.

23 Ocak 2008 Çarşamba

DİL PEYNİRLİ BEŞAMELLİ BÖREK


Sağlık ve fiziksel görünümümüz adına kızarmış yiyeceklerden uzak kalmaya çabaladığımı gerek gönderilerimde gerek yorumlarımda sık sık belirtiyorum. Ancak çağımızın getirdiği hareketsizliğe de bağlı olarak bunun önüne geçmekte çok da başarılı olduğumu söyleyemem. Son zamanlarda daha sağlıklı olduğunu düşündüğüm sebze ve bakliyatlara önceliği tanıdığımdan bloğumda çok yağlı pasta ve böreklerde olmuyor tabi ki. Bu aralar en çok yaptığım makaronları da daha önceleri de sık sık bloğuma koyduğum için tekrar tekrar aynı şeyleri de göstermek istemiyorum.

Ancak, arada bir de yukarıda görünen börek gibi kaçamaklara da yer vermiyor değiliz. Geçen hafta gelen misafirlerimiz için hazırladığım bu dil peynirli börek maalesef kızartılarak pişirince daha güzel oluyor. Gerçi fırında pişirmediğim için o lezzeti bilmiyorum ama kızartıldığında kağıt peçeteler üzerine alarak fazla yağını emdirerek suçluluk duygumu azaltmaya çalışıyorum. Ama bir gün kendimiz için az bir ölçü yaparak fırında pişirmeyi de denemek istiyorum. Çünkü içindeki dil peyniri ve beşamel sosu birleşimi gerçekten de çok uyumlu içi yumuşacık dışı ise çıtır çıtır bir börek olmasına neden oluyor.

Yaklaşan tatil günlerinde önceden hazırlayıp derin dondurucuda saklayabildiğiniz bu böreği çocuklarınızın sabah kahvaltılarında kızartırsanız çok severek yiyeceklerinden emin olabilirsiniz.

Sözü daha fazla uzatmadan tarife geçeyim.

MALZEMELER

1) 4 adet hazır yufka
2) 500 gr. dil peyniri
3) 2 yumurta
4) 2 çorba kaşığı un(tepeleme)
5)2,5 su bardağı süt
6) 3 çorba kaşığı zeytinyağı (arzu ederseniz tereyağı)
7) Tuz, karabiber, muskat rendesi
8) 1 paket etimek

YAPILIŞI

Zeytinyağı ve un bir tencerede unun rengi sararmadan kısık ateşte kavrulur. Unun kokusu çıkınca süt ilave edilerek çok koyu olmayan bir beşamel sos hazırlanır. Ocak kapatıldıktan sonra da üzerinin kaymak tutmaması için aralıklarla karıştırılır ve ılınınca içine 2 yumurtanın sarısı, tuz karabiber ve muskat cevizi rendesi de ilave edilerek soğuması beklenir.

Diğer yanda düz bir zemine yayılan bir yufka 12 üçgen parçaya bölünür, soğumuş olan beşamel sostan her bir üçgenin üzerine birer kaşık konup fırça yardımıyla her tarafına yayılır. Serçe parmağı kalınlığında uzun uzun kesilmiş dil peynirleri yufkanın geniş kısmına konarak sigara böreği gibi sarılır. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken husus sarılırken yufkanın uçlarının iyi kapatılması ve sıkı sıkı sarmak yerine biraz bolca sarılmasıdır.(İyi kapatılmayan uçlar nedeniyle pişme sırasında peynirler yağa akmaktadır.)
Diğer yufkalarda bu şekilde sarıldıktan sonra düz bir tabağa alınan yumurta beyazları çatalla hafifçe çırpılır. Etimekler rondoya konur ve çok ince olmayacak şekilde öğütülür. Etimeklerin biraz irice çekilmesi böreğimizin daha çıtır çıtır olmasını sağlayacaktır. Önce yumurta beyazına batırılan börekler daha sonra da etimeklerin konduğu tabağa alınır ve bolca her tarafına bulanması sağlanır. İyi ısınmış sıvıyağın içine atılan böreklerin çevrilerek her tarafının kızartılmasından sonra size de bu börekleri sıcak sıcak afiyetle yemek kalır.

Kahvaltı ve çay saatlerinde sıcak sıcak yenmesi şiddetle tavsiye olunur.

Afiyet olsun.

3 Kasım 2007 Cumartesi

Sakızlı lorlu kurabiye ve bulgurlu börek



Düğünden döndüğümden beri evde birikmiş yapılmayı bekleyen işler, alışverişler ve biraz da mevsim değişikliğinden doğan yorgunlukla bloğuma yeni tarifler ekleyememiştim. Bu akşam evde yemek de olmayınca İzmir'den aldığım (nedense bana hep oraların lorları çok daha güzel geliyor, bilmem yanılıyormuyum) enfes, bol yağlı tatlı lorla yapılan kurabiyeleri yapmayı planlamıştım. Yanına da tuzlu birşeyler olursa akşam yemeğini böylece tamamlarım dedim. Daha önceden hazırlayıp buzluğa kaldırdığım bulgurlu böreklerimi de pişirip yanına da domates, salatalıkve bir iki reçel çeşidiyle tamamlanan akşam yemeğinden herkes çok mutlu oldu.


Bu kurabiyeleri daha önce Sibel' in Kahvesi' nde görüp denemiştim ve çok beğenmiştim. Çünkü, öncelikle çok az miktarda zeytinyağıyla yapılıyor olması, sonra da içindeki damla sakızı aroması ve pişerken evi kaplayan o müthiş koku gerçekten cok güzeldi.


Sibelin ellerine sağlık beni bu enfes ve sağlıklı kurabiyeler ile tanıştırdığı için. Tarifi yazmıyorum, zira Sibel çok detaylı bir şekilde anlatmış. Yalnız ben bir değişiklik yapıp tam buğday unu ile hazırladım ve üzerlerine de bir parça ceviz koyup az şeker serptim. Ne zaman böyle güzel tatlı bir lor bulursam bu kurabiyeler mutlaka yapılıyor. Sizlere de denemenizi öneririm.




BULGURLU BÖREK



Börekten çok içli köfteye benzeyen bu lezzet bütün yiyenler tarafından çok beğenildiğinden boş zamanlarımda hazırlayıp pişirmeden derin dondurucuda sakladığım çok sayıdaki yiyeceklerden birisi. Az sayıda gelen misafirler için bir tepside hem tatlı (kurabiye, muffin gibi) hem de böyle porsiyonluk börekleri pişirmek zamandan, enerjiden ve israftan en önemlisi de hemen bittiği için sizi kilo almaktan kurtarır. Ben birkaç çeşit yapıp derin dondurucuda sakladığım yiyecekleri gelen misafir sayısına göre bir tepsiye iki üç çeşidi koyup pişiriyorum. Hepsi bir kerede pişiyorlar ve size sedece çayı demleyip misafirlerinizin yanında oturmak kalıyor.

MALZEMELER

1) 3 adet yufka
2) 300 gr kıyma
3) 1 adet orta boy soğan
4) 1 çay bardağı köftelik ince bulgur
5) 1 çay bardağı dövülmüş ceviz(Çok küçük çekilmiş olmamalı)
6) 125 gram tereyağ veya margarin (ben kesinlikle margarin kullanmıyorum)
7) 3 -4 çorba kaşığı yoğurt
8) Tuz, karabiber
9) 1 çay bardağı su
10) Galeta unu

YAPILIŞI

1) Küçük küçük yemeklik doğranmış soğan ve iki kaşık zeytinyağ bir tavada az sotelenir, içine kıyma ilave edilip kavrulur. Kavrulan kıymanın üzerine bulgur ve onun da üzerine suyu dökülüp ocak ve tavanın üzeri kapatılır. Bu sayede bulgurların şişmesi sağlanır.
2) 15 dakika sonra tavanın üstü açılır ve içine ceviz, tuz, karabiber eklenip iyice karıştırılıp soğumaya bırakılır.
3) Bir başka kapta yoğurt kaşıkla ezilir ve içine eritilmiş tereyağ eklenip karıştırılır.
4) 1 yufka tezgaha yayılır, üzerine yoğurtlu karışımdan fırça yardımıyla sürülür. Yufka dilediğiniz büyüklükte ücgenlere kesilip (ben 12 üçgen olacak şekilde kesiyorum) geniş kısmına kıymalı içten konup sigara böreği gibi sıkıca sarılır.
5) Diğer yufkalarda sarıldıktan sonra içine yayılan yağlı yoğurtlu karışım fırça yardımıyla böreklerin her tarafına bolca sürülüp galeta ununun içine atılıp, unun her tarafına yapışması sağlanır.
6) 180 derece önceden ısıtılmış fırında nar gibi kızarana kadar pişirilir.
Fırından çıkar çıkmaz sıcakken yendiğinde çıtır çıtır oluyor. Ertesi güne kalınca biraz yumuşadığından yiyeceğiniz ölçüde pişirilmesi tavsiye olunur.
Herkese afiyet olsun...

Yönetici Giriş Paneli


Special design for Işıl'ca Tatlar by GeCe