ANA YEMEKLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ANA YEMEKLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2013 Salı

KABAK GÜZELLEMESİ

 Tüm ziyaretçilerime hayırlı Ramazanlar dileyerek tam da yazın bu sıcak günlerine uygun birkaç kabak yemeği tarifiyle katkım olsun istedim.
Niyetim bugün yaptığım zeytinyağlı kabak dizmesini paylaşmaktı fakat daha önceden yaptığım ve yayınlama fırsatı bulamadığım,  arşivimde bekleyen kabaklı yemekler aklıma gelince mini bir kabak güzellemesi yapalım dedim.
Bizim evde kabak yemekleri kızım ve benim haricimde nedense pek sevilmez. Her ne kadar farklı çeşit ve sunumlarla yedirmeye çalışsam da evin beyleri yine bir burun kıvırırlar. Oysa çok midevi, sindirim sistemine çok yardımcı son yıllarda öğrendiğim kadarıyla diyabet için de çok uygun bir sebzeymiş.
Uzun oruç günlerine uygun bol su içeren bu sebzeyi değişik tariflerle  bolca pişirmeli diye düşünüyorum.
İlk yemeğimiz ZEYTİNYAĞLI KABAK DİZMESİ
Aslında bildiğiniz zeytinyağlı kabak yemeği fakat pirinçsiz. Akşam mönümüzde et ve erişte de olduğu için ayrıca pirinç eklemedim Ama isterseniz bir çorba kaşığı pirinç de ekleyerek pişirebilirsiniz.


Malzemeler
1) 1 kg. küçük boy kabak
2) 2-3 adet kuru soğan
3) 2 adet domates
4) 2-3 çorba kaşığı zeytinyağı
5) Dereotu

Yapılışı
Yıkanmış ve süzdürülmüş kabaklar ucu tırtıklı bıçakla kazınır ve boylamasına dörde bölünüp bekletilir.
Soğanlar piyazlık doğranır, domatesin bir tanesi enlemesine ikiye bölünüp yayvan bir tencerenin tam ortasına yerleştirilir. Etrafına soğanın bir kısmı serpiştirilir. Kabakların dış yüzeyleri tencereye değecek şekilde bir sıra kabak domatesin etrafına dizilir. Üzerine yine soğanın bir kısmı ve doğranmış bir domates şeklinde kabaklar bitene kadar dizilir. Üzerine zeytinyağ ve tuz gezdirilir, kaynayana kadar orta daha sonra da kısık ateşte pişirilir. Yemek ılındığında da tencereye uygun boyda bir servis tabağı üzerine kapatılır ve ters çevrilerek sunuma hazır hale getirilir.

Değişik zamanlarda yaptığım kayık şeklinde sunuma hazırladığım bu kabakların içlerini de farklı malzemelerle dolduruyorum.

 Üstte görünen iki fotoğraftaki kabakların içleri kıymalı harçla dolu.
Bunun için;
İstediğiniz miktarda ve boydaki kabakların içleri parisien bir kaşıkla oyulur ve az tuzlu suda çok yumuşamayacak şekilde 3-4 dakika haşlanır. Kıyma ve  soğan kavrulur, minik  doğranmış yeşil biber ve minik bir domates de eklenip sotelendikten sonra ocak kapatılır. Tuzu, karabiberi ayarlanır ve haşlanmış olan kabakların içleri bu harçla doldurulur. Üzerine çok koyu olmayan bir beşamel sos hazırlanıp gezdirilir. En son kaşar peyniri rendesi serpildikten sonra 180 derecdeki fırında kızarana kadar pişirilir.

 Bunlar ise beyaz peynir, bol dereotu ve bir yumurta beyazı ekleyerek hazırladığım iç malzemelerden yaptıklarım.Yöntem yine aynı.

 Üçüncüsü ise bir adet kuru soğan ve kuşbaşı doğranmış bir tavuk göğsünü soteleyerek doldurduklarım. Yöntem hepsinde aynı.
Davet mönülerinizde de tercih edilebilecek aynı anda birkaç farklı içle sunum yapılabilecek bu yemek lezzetinin yanı sıra çok da hafif oluyor. Özellikle sıcak yaz günlerinde hafif yemek isteyenler beşamel sosdaki yağ miktarını biraz daha az tutup kaşar peynirinin yağıyla dengeleyebilirler.
 Kabak güzellemesi deyip de mücverden söz etmemek olmaz. Bizim evde yıllardır kızartma yapılmadığından mücver de bundan nasibini alıyor ve fırında pişiriliyor.

Bu tür  oyularak yapılan kabaklı yemeklerden sonra kalan içleri değerlendirmenin en güzel yöntemi mücver. Tabi buna mücver denir mi uzmanlara sormak lazım ama ben mücver diye yutturuyoum ev halkına.
Aynen mücver gibi hazırladığınız harcınıza bir iki kaşık yoğurt, yine 2-3 kaşık zeytinyağ biraz beyaz peynir ve 2-3 kaşık un ve yarım paket kabartma tozu böyle nefis bir kekimsi yiyeceğe dönüşüyor bizim evde.
Hafif yemek ve hafif beslenmek, kilo vermek isteyenler için uzmalar bolca kabak ve salatalık öneriyorlar. Ve tecrübemle de sabit olan şeyleri sizlerle paylaşmak istedim.

Hepinize hayırlı ramazanlar diliyorum.

19 Mart 2013 Salı

ETLİ KURU BAMYA

 Cemreler düştü, baharın müjdecisi hıdrellez de geldi. Bahar aylarının nadide sebzesi enginar ve bakla da sofralarımızda yerini almaya başladı. İki gün öncesindeki soğuk ve yağışlı hava bugün  yerini biraz serince ama güneşli bir güne bıraktı.
Yazdan kuruttuğum sebzeleri bitirmek ve biraz da artık kış sebzelerinden sıkıldığımızdan olsa, evvelki gün erzak dolabımı açtığımda bamyalarla göz göze geldim. Derin dondurucumda da bir iki paket bamya var ama kurutulmuş olanın lezzeti de daha başka oluyor. Hele bunlar insanın kendi el emeği olunca lezzet daha da katlanıyor sanki.
 Gördükleriniz yazın Bodrum'un sıcağında kuruttuğum o yöreye ait bamya ve domatesler. Balıkesir'in tombul bamyaları olmadığı için piştiklerinde de yine uzun şekillerini ve aynı lezzeti alıyorlar.

Sanıyorum 2 kilo kadar bamya kurutmuştum. Kurumuş halleriyle 200 gr. kadar ancak vardı..

 Tarife gelince
Malzemeler
1) 100 gr. kuru bamya (miktar gözünüze az gelmesin, piştiklerinde epey bereketli oluyorlar)
2) 100 gr. kuru domates
3) 250 gr. kuşbaşı doğranmış et
4) 2 adet soğan
5) 1 adet limon
6) 2 çorba kaşığı zeytinyağ

Yapılışı
1) Bamyalar yıkanır, bir tencereye bol su konur ve su kaynatılır.Kaynamakta olan suya limonun yarısı sıkılır ve  bamyalar içine atılır. Orta ateşte bamyalar hafif yumuşayana kadar pişirilir. Pişen bamyalar tencereden kevgirle alınır ve iplerinden sıyrılır.
Domatesler de yumuşamaları için başka bir kapta ılık su içinde bekletilir.
2) Bir tencereye yağ konur ve etler içine atılarak harlı ateşte biraz kavrulur. Üzerine çıkacak kadar sıcak su eklendikten sonra orta ateşte etler yumuşayıncaya kadar pişirilir.
3) Etlerin suyu buharlaştığında içine küçük doğranmış soğanlar ilave edilip biraz sotelenir. Bamyalar, domatesler, bir çay kaşığı tuz ve kalan limon suyu sıkılır. Üzerine çıkacak kadar su ilavesi ile önce orta ateşte 5-10 dakika sonra da hafif ateşte pişmeye bırakılır.
Ben kurutulmuş domates kullandığım için salça eklemedim. Domatesiniz yoksa bir kaşık salça veya domates suyu ile de pişirebilirsiniz.

Eğer bol limonlu seviyorsanız servis tabaklarında da limon suyu ilavesi yapabilirsiniz.

Bol güneşli  ve sağlıklı günlerde herkese afiyetler olsun.

13 Mart 2013 Çarşamba

ETLİ İÇLİ KÖFTE

 Bizim mutfak dün oldukça yoğundu. Ben ekşi mayalı ekmekle uğraşırken anneciğim de çok severek yediğimiz içli köftelerle uğraşıyordu.
Yapımı yöreden yöreye farklılık gösteren içli köfteyi bir de bizim hazırladığımız haliyle görmenizi istedim.
Pek çok yöre dış kısmına bulgur koymadan un, irmik ekleyerek hazırlıyor. Annemin rahmetli babaanneciğimden öğrendiği Bitlis yöresine ait olan bu tarifte köftenin dış kısmında da et kullanılıyor ve biz bu köfteyi daha lezzetli buluyoruz. Sizlerle paylaşacağım bu tarif.
 Malzemeler (Köfte kısmı için)
1) 500 gr. köftelik bulgur
2) 250-300 gr. Yağsız kıyma (Kıymanın mutlaka yağsız olması gerekmektedir)
3) 1 çorba kaşığı tuz
4) 1 çorba kaşığı biber salçası
5) 1 yumurta

İçi için
1) 2 veya 3 adet büyük boy kuru soğan
2) 500 gr. kıyma
3) 3 çorba kaşığı zeytinyağ
4) 125 gr. ceviz içi
5) Tuz, karabiber, kırmızı pul biber
6) yarım demet maydonoz
Önce iç harç hazırlanır. Köftelerin hazırlanırken dağılmaması için bu harcın önceden pişirilip iyice soğuması gerekmektedir.
Bir tavaya yağ ve küçük doğranmış soğanlar eklenip orta eteşte kavrulur. Sonra kıyma ve üzerine tuzu eklenerek kavurmaya devam edilir. En son  dişe gelecek irilikte dövülmüş cevizler, baharatlar ve doğranmış maydonozlar eklenip ocak kapatılır. Oda ısısına geldikten sonra buzdolabında soğumaya bırakılır.
 Dış kısmını hazırlamak için büyük ve derince bir kaba bütün malzemeler konur. Bir kaseye de su konur ve bu kasedeki su azar azar  kıymalı harca eklenerek  yoğurulmaya başlanır. Köfte harcı iyice yumuşayıp şekil verilecek kıvama gelene kadar su ilavesiyle yoğurulur ve macun kıvamına geldiğinde cevizden iri parçalar koparılıp önce elle yuvarlanır. Sonra işaret parmağı hamura batırılıp içi döndüre döndüre oyulur. Bu aşamada çatlamalar olursa el kasedeki suyla ıslatılıp yırtılan yerler yapıştırılıp oymaya devam edilir. Ne kadar ince açılırsa o kadar makbul. Dışında kıyma kullanılmadığında bu iş daha kolay oluyor. Bu şekilde kıymalı yapmak biraz daha zahmetli  ama lezzete de katkısı çok. Annem çok ince açıyor ama elimizdeki iç harcın yetişmeyebileceği endişesiyle daha fazla inceltmedi.
 Benim için işin en meşakkatli kısmı burası. Ben  "işin fotoğraf çekme kısmına geçtiğim için burada annemi yalnız bırakmak zorunda kaldım" dediğime bakmayın ben bu işi bir türlü annem gibi beceremiyorum. Benim yaptıklarım ya kalın oldu ya da oyma işleminin yarısındayken hep çatlattım. Daha çok fırın ekmek yemem gerektiği kanısına vararak işi ustasına devrettim.

İçleri oyulmuş olan köftelerin içine kıymalı cevizli harçtan konur ve açık olan kısım yine el suyla ıslatılarak kapatılır ve şekil verilir.
 Bütün harç bitene kadar bu şekilde devam edilir.
Bazı yörelerde hiç haşlamadan bol yağda kızartıyorlar. Kızartma işlemi bize ağır geldiği için tuz atılmış kaynar suyun  içinde haşlamayı tercih ediyoruz. Öyle de yaptık.
 Ancak biraz da lezzetlenmesi için  bir tavaya iki çorba kaşığı tereyağ ekleyip çevire  çevire biraz renk almasını sağladık.
Sonra ne mi yaptık. Bütün yaptıklarımızın toplu fotoğrafının olmadığında anlaşılmıyo mu? Ben payıma düşen bu üç tanenin fotoğrafını çekmeye çalışırken ev halkı çoktaaan yemeye başlamış kimisi de bitirmişti bile.

Anneciğim ellerine, kollarına sağlık.
Yapmak isteyip, yapanlara da afiyetler olsun.

27 Aralık 2012 Perşembe

MANTARLI KÖFTE

Son iletimden bu yana epey vakit geçti yine. Yeni yıl makaronlarına olan ilgi,  siparişler, makaron eğitimleri ve artık sonuna doğru geldiğimiz 2012 yılının son arkadaş toplantılarına yaptığım makaronlar nedeniyle oldukça yoğun günler geçirdim. Yeni bir tarif denemek için ancak bugün fırsatım oldu. 

Mantar bizim evde çok sevilen bir yiyecek. Çorbası, sotesi, tavuklu yemeklerin baş eşlikçisi, böreği, gözlemesi çok sık yaptığım şeyler. Fakat bugün ilk kez köftenin içinde denedim. Normal köfteye göre çok daha lezzetli ve yumuşacık dokusuyla evdekiler de çok beğenince sıcağı sıcağına paylaşayım istedim. Yılbaşı akşamı için de hindi tercih etmeyenler için farklı bir seçenek olur diye düşündüm.
Sağlıklı beslenme adına da yanına sote ıspanak ve yine sotelenmiş renkli biberlerle akşam mönümüzü oluşturdu.
 Malzemeler

1) 500 gr. az yağlı kıyma
2) 500 gr. kültür mantarı
3) 1 adet  kurusoğan
4) 1 demet maydanoz
5) 1 adet yumurta
6) 1/2 tatlı kaşığı tuz, isteğe göre karabiber, kekik
7) 3 çorba kaşığı zeytinyağ
 Yapılışı

1)  Mantarlar nemli bir bezle temizlenir. Çok kirli olan yüzeyler varsa üzerlerindeki ince zar soyulur.
2) Ben saplarını da kullandığım için sapları akan suyun altında yıkayıp fazla sularını sıkarak kurutuyorum. Sap kısımları ve 8-10 adet mantar çok ince bir şekilde kıyılır ve iki çorba kaşığı yağ konmuş tavada harlı ateşte sotelenir, eğer mantar su bıraktıysa da suyu çektirilene kadar sotelenir ve bir tabağa çıkartılır. Kalan mantarlar da yine aynı şekilde ince ince kıyılıp aynı tavada sotelenir ve soğuması beklenir.
3) Rondoya bir adet kuru soğan, temizlenmiş bir demet maydanoz konur ve iyice ufaltılır. Sonra ilk sotelenen(saplı olan kısımlar) mantarlar da eklenir rondo yine çalıştırılıp malzeme iyice küçültülür.
4) Çekilen malzeme, ikinci sotelenen mantar, kıyma, yumurta, tuz ve baharatları eklenerek köfte gibi yoğurulur.
5) Ceviz büyüklüğünde parçalar koparılıp önce yuvarlatılır sonra üzerine biraz bastırarak şekil verilir.
6) Harç bu şekilde hazırlandıktan sonra servisten hemen önce iyice kızdırılmış( tavayı yıkamadıysanız daha da iyi) aynı tavada her iki tarafı da pişirilir.
Sotelediğim ıspanaklara da ağaç görünümü verince kızım "erken yılbaşı yemeği mi yiyiyoruz anne" demekten geri kalmadı.
Biz çok beğendik, umarım sizler de beğenirsiniz.

Afiyet olsun...

25 Ekim 2011 Salı

BOL EKŞİLİ NARLI DOLMA

Bu iletiyi geçen hafta yazmaya başlamıştım. Amacım ülkemizin son zamanlarda yaşadığı acıları paylaşmaktı. Kaç kez yazdığımı hatırlamıyorum ama bir türlü yayınlamayı başaramadım. Bloggerdaki yeni düzenlemeler konusunu henüz çözemediğim için, o zamandan beri yazıyı yayınlamaya çalışsam da nafileydi. Sağolsun pek çok bloğu düzenlemede başarılı ve güzel
çalışmalar yapan Begüm (Pembe Rehber) imdadıma yetişti de şimdi yazabiliyorum. Begümcüğüm sadece yardım etmekle kalmadı uzun zamandan beri yapmayı düşündüğüm yeni sayfa düzenimi de gerçekleştirdi. Kendisine bir kez de burdan çok teşekkür ediyorum. Sağolasın Begümcüğüm.
Sanki deprem ülkesi değilmişiz gibi davranılıp; çarpık yapılaşmalar, rant uğruna yapılan çürük ve denetimsiz binalar sonucunda yüzlerce cana, özellikle de öğretmen ve öğrencilerimizin canına malolan deprem. Ve sonrasında da yaşanılan kaos ortamı...
Acılar, üzüntüler, çaresizlik ve isyan. Son günlerde karmakarışık duygular içindeyiz hepimiz.
Tek tesellimiz ise yek bir vücut olup yaraları sarmaya çalışan halkımız.
Ne zaman ders alacağız yaşadıklarımızdan?
Şehitlerimize ve depremde hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına sabır ve metanet diliyor bu tür acıları bir kez daha yaşamamazı diliyorum.
Bu yemeği seçmemdeki sebep ise doğuya özgü bol ekşili bir yemek olmasıydı. Bitlisli olan rahmetli babaanneciğim mutlaka sumak ekşisi kullanarak yapardı dolmaları.Sebzelerin taze veya kurutulmuş olması hiç farketmezdi. Epey önce aldığım narlar çok ekşi çıkınca ben de bu şekilde değerlendirmek istedim. Tarif vermeyeceğim. Bildiğiniz kıymalı patlıcan ve biber dolması. Tek farkı bu ekşi narların sularını sıkıp biraz da sumak ekşisi ilavesiyle pişirdim. Narların ekşisi dolmaya ayrı bir lezzet katmıştı. Sizlerin de yiyemediğiniz ekşi narlar varsa bu şekilde değerlendirebilirsiniz. Hele ki aranızda ekşi lezzetleri sevenler varsa çok beğeneceğinizi umuyorum.
Afiyet olsun...

12 Ekim 2011 Çarşamba

TAVUKLU BOSTAN PATLICANI

Blogger'ın yeni sistemine halen alışamadım. İletiyi yazıp kaydedebilmek için saatlerdir uğraşıyorum. Umarım enerjim tükenmeden yayınlamayı başarırım.
Geçtiğimiz hafta sevgili Narincenin bloğunda "patlıcana övgü" başlığı altında patlıcanlı yemeklerle ilgili tariflerimizi yayınlamamızı rica ettiği iletiyi görünce, geçenlerde yaptığım bu tarifle katılmayı düşünmüştüm. Ancak yayınlamayı bir türlü beceremediğim için etkinliği kaçırsam da sayfamda bulunsun diye yazmak istedim.
Bu alacalı pembe patlıcanları Bodrum dönüşünde Milas'taki Selimiye köylü pazarından almıştım.
Ne yapacağıma karar verene kadar dolapta uzun süre bekleseler de tazeliklerini halen daha korumuşlardı. Etli ve lezzetli oluşları yemekte de farkını göstermiş, patlıcanın yağla olan aşkını bilmeme rağmen çok çok az yağ kullandığım halde leziz bir yemeğe dönüşmüştü.
Malzemeler
1) 1,5 kg. bostan patlıcanı
2) 2 çorba kaşığı sızma zeytinyağı
3) 1 bütün tavuk göğsü+2 adet but (patlıcanın miktarına göre bu miktarlarda değişiklik olabilir)
4) 10-15 adet kültür mantarı
5) 1 tatlı kaşığı kekik
Beşamel sos için
1) 2 çorba kaşığı un (çok tepeleme olmayacak şekilde)
2) 1 su bardağı yağlı tavuk suyu
3) 2 su bardağı süt
4) 1/2 çay kaşığı hint cevizi
5) Tuz, karabiber
6) Yetecek miktarda kaşar peyniri


1) Yıkandıktan sonra ikiye kesilen patlıcanların kesilmiş olan yüzleri fırça yardımıyla 2 kaşık yağla yağlanır ve üzerlerine tuz ve karabiber serpildikten sonra fırının ızgarasında kızartılır. Kızaran yüzleri ters çevrilir diğer yüzleri de hafif kızartılır ve fırın kabına alınır.

2) Temizlenmiş olan tavuk etleri, 1 tatlı kaşığı tuz ve tane karabiber, üzerine çıkacak kadar suyla birlikte bir tencereye konur ve haşlanır.

3)Haşlanan tavuk etleri kemiklerinden ayrıldıktan sonra kuşbaşı büyüklüğünde doğranır ve yine temizlendikten sonra doğranmış olan mantarlarla karıştırılır.

4) Beşamel sos için küçük bir tencereye un konur ve yağsız olarak orta ateşte un kavrulur. (Özellikle yağ koymadım çünkü yemeğe lezzet verecek olan tavuk suyundaki yağın yeterli geleceğini düşündüm). Kavrulan una önce tavuk suyunu ardından da sütü ekleyip karıştırarak beşamel sosu pişirilir. Kaynamaya başladıktan bir dakika sonra ocağı kapatıp 1 çay kaşığı tuz ve hint cevizi eklenip karıştırılır.

5) Beşamel sos tavuklu malzemenin üzerine dökülür ve harmanlanır.

6) Soğumuş olan patlıcanların orta kısımları çatal yardımıyla biraz açılarak boşluğa tavuklu malzemeden doldurulur.


7) 190 dereceli fırında yaklaşık 20-25 dakika kadar pişirilir. Pişme işinin sonuna doğru dilimlenmiş olan kaşar peynirleri üzerine konur ve tekrar fırına sürülür. Ben peynirlerin kızarmasını beklemedim. Çok kısa bir süre sonra fırını kapatıp servis yaptım.

Yanındaki köy biberlerini de yine Selimiye pazarından almıştım.Yemeğin yanında garnitür olsun diye onların da içlerini yine baharat ve bir diş sarımsakla karıştırdığım kaşar loru ile doldurup patlıcanların yanında fırınlamıştım.

Çok çok az yağ kullanarak yaptığım bu yemek lezzetli ancak diyet tarifler arasında yer alabilecek kadar da hafif bir yemek olmuştu.

Ağız tadınızın eksik olmadığı afiyetli günlere...

13 Mayıs 2011 Cuma

TAVUKLU MANTARLI SEBZELİ KREP

Kabahati İstanbul'a bir türlü gelmek bilmeyen bahara mı yüklemeli yoksa bu yıl üniversite sınavına hazırlanan oğlumun stresli, kaygılı ruh halinin bana da yansımasından mıdır; zorunluluklar dışında mutfakta yeni birşeyler yaptığım söylenemez. Ya yaptıklarımın fotoğraflarını çekmeyi unutuyorum ya da fotoğraf kalitesini beğenmiyorum. Planladığım pek çok tarif olmasına rağmen kendimde o enerji ve havayı bulamadığım için hep erteliyorum birşeyleri. Biraz da yaş dönemimin getirdiği sıkıntılar üzerine eklenince ara yine epeyce açıldı. Bu nedenlerden ötürü beni anlayışla karşılayacağınızı ümit ediyor, bugün yaptığım basit ama lezzetli yemeğimizin tarifine geçmek istiyorum.



Krep için bir kaşık, sebzeler içinde bir kaşık yağ kullanarak yağdan fakir ama lezzet açısından zengin bu yemek, diyet yapan arkadaşlar için de çok uygun diye düşünüyorum. Evde olmadığı için ben tam buğday unu kullanamadım ama sizler tam buğday unu ile yaparsanız daha da sağlıklı olacaktır. Sebzesi bol, hamuru az olsun diyerek krepleri çok ince tam Fransız kreplerine benzer şekilde döktüm.
Tarif evimize konuk olarak gelen Fransız misafirimden alınmıştır.



12 adet krep için


Krep Hamuru malzemeleri

1) 4 adet büyük boy yumurta
2) 250 gr. un
3) 1 çorba kaşığı zeytinyağ
4) 1/4 tatlı kaşığı tuz
5) 500 ml. süt

İç harcı için
1) 1 küçük boy soğan
2) 2 adet tavuk but eti ve 1 adet göğüs (kuşbaşı doğranmış olacak)
3) 5-6 adet sivri biber
4) 9-10 adet mantar
5) 5 orta boy domates
6) 1 veya 2 adet kabak
7) Tuz, karabiber, kekik, köri
8) 1 su bardağı taze kaşar peyniri
9) İstenirse bir miktar mısır

Yapılışı

Değişik krep hazırlama yöntemleri olmasına rağmen Fransız krepleri bütün malzemelerin blendıra konup çırpılmasıyla biliniyor. Aslında zeytinyağ yerine 25-30 gr. tereyağ konması gerekiyor ama ben sağlık açısından zeytinyağını tercih ediyorum. Bütün malzemeler,yumurta, zeytinyağ ve un sırasıyla blendıra konup birkaç dakika blendır çalıştırılır.

Hamur tavaya dökmeye uygun ağızlı bir kaba konup ağzı kapatılıp en az bir saat tercihen de 8 saat buzdolabında beklemeye bırakılır. Bu işlem krebinizin daha güzel olmasını sağlayacağı için bu aşamayı atlamamanızı öneririm. Krep hamurunuzu kullanacağınız zaman tekrar telle karıştırıp karışımı homojen hale getirip o şekilde kullanmanız gerekmektedir.

Krep tavanızı ocağa koyup iyice kızdırın. 1 çay kaşığı kadar zeytinyağını tavaya döküp kağıt havlu yardımıyla tavanın her tarafının yağlanmasını sağlayın. Bu işlemi ilk krep için yapmanız yeterlidir. Diğerlerinde yağlamak gerekmiyor. Tavanızın büyüklüğüne göre sadece tavayı incecik kaplayacak kadar miktarda hamuru tavaya dökün ve bir dakika kadar sonra kenarların tavadan ayrıldığını gördüğünüz zaman hamuru ters çevirip diğer yüzünü de pişirin. Bütün hamur malzemesi bitene kadar kreplerinizi yapın ve bekletin.

İç malzemesi için çok minik doğranmış soğanlar 1 kaşık yağ konmuş tavada az sotelenir ve içine kuşbaşı doğranmış tavuk parçaları eklenip harlı ateşte karıştırarak pişirilir ve ayrı bir kaba alınır. Aynı tava tekrar ateşe konur ve yine harlı ateşte önce biberler sotelenir sonra da kuşbaşı doğranmış mantarlar birlikte sotelenir. Bunlar da tavukların üzerine alınır. Tava yine ateşe konur ve tavuklarla aynı büyüklükte doğranmış kabaklar içine eklenerek yine harlı ateşte (harlı ateş sebzelerin su bırakmadan pişmesini sağlayacaktır) sotelenir. En son kabukları soyulmuş ve doğranmış domatesler tavada çok az sotelenir ve bütün malzemeler tavaya konur. Baharatları da eklenip tavada biraz karıştırılır ve ocak kapatılır. Diyette değilseniz veya sağlık probleminiz yoksa bir miktar beşamel sos hazırlayıp eklerseniz daha da lezzetli olacaktır ama ben yüksek olan kan değerlerim nedeniyle oldukça sade şekilde hazırladım.

Krep hamurlarınızı tepsiye yerleştirin ve bir kenarlarına tavuklu karışımdan koyun. Üzerine bir tatlı kaşığı kadar kaşar peynirini serpiştirip hamurun diğer yarısını üzerine kapatın. İsterseniz üzerine de bir miktar kaşar serpip önceden ısınmış olan 200 derecedeki fırında 5 dakika kadar ısıtıp sıcak sıcak servis yapınız.

İsterseniz farklı sebzelerle yapıp kendi zevkinize göre değişik tarifler yaratabilirsiniz. Örneğin; ıspanaklı, patlıcanlı, domates ve soğanlı vb. gibi.



Sağlık ve afiyet dileklerimle...

5 Haziran 2010 Cumartesi

HİNDİLİ BEĞENDİ VE NİŞAN KURABİYELERİ

Son iletimde o hafta gelen misafirimiz için çok aceleyle yaptığım beğendili hindi tarifini en kısa zamanda paylaşacağımı söylemişim. Araya Kuşadasında oturan kuzenimin kızının nişanına katılmak üzere oraya gitmem ve bir de havaların böylesine değişkenliği sebebiyle üşütüp şiddetli bronşit olmam beni sayfamdan epey uzaklaştırdı.Halen öksürük krizlerim devam etse de yapılan tedavilerle iyileşme yolunda ilerliyorum.

Hindi eti özellikle de hindi bonfile diğer etlere göre daha az yağlı ve sağlıklı olduğu için hemen her zaman derin dondurucumda bir joker olarak bulunur. Ancak lifli ve kuru yapısından dolayı yemesi, yutması biraz güçlük yaratır. Bunun önüne geçmek için de bu yemekte yaptığım gibi ön pişirmeden sonra ezip soslarla tekrar pişirince daha sevilerek ve kolay yendiğini gözlemlediğim için paylaşmak istedim.

O gün, beğendinin patlıcanları için de yine geçen yıldan derin dondurucumda bekleyen son bir paket olarak kalan közlenmiş patlıcanları kullanmıştım.Mevsimsiz yenen sebze ve meyvelerin yarardan çok zarar getirdiğine inandığımdan hazırlayıp şoklayarak dondurduğum sebzeler, lezzetinin yanında acil durumlara da çözüm niteliğini de taşıyarak bir taşla iki kuş hesabı oluyor.


Malzemeler

1) 500 gr. hindi bonfile eti
2) 2 orta boy soğan
3) 1 çay kaşığı tane karabiber
4) 1 adet defne yaprağı, bir çay kaşığı kekik, bir dal biberiye
5) 2 kaşık domates salçası (ben domates püresi kullandım)
6) 2 kaşık zeytinyağ

Beğendi için

1) 5-6 adet orta boy patlıcan
2) 2 çorba kaşığı zeytinyağ
3) 2 çorba kaşığı (silme değil ama çok tepeleme de değil) un
4) 2 su bardağı süt (ben biraz da hindi suyu ekledim)
5) 1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
6) Tuz, karabiber ve biraz da muskat rendesi


Yapılışı

1)Salça dışındaki diğer malzemeler, bir soğan ve küçük parçalara doğranmış hindi eti düdüklü tencereye konup buharı çıktıktan sonra 15 dakika pişirilir. Soğuyan düdüklüden hindi etleri süzgeçli kepçe yardımıyla düz bir tabağa alınır ve çatalla ezilir.

2) Orta boy bir tavaya küçük doğranmış soğan ve iki kaşık yağ konur ve soğanlar pembeleşinceye kadar kavrulur. İçine ezilmiş etler konup biraz daha çevrilir. En son domates salçası ve hindi suyundan da bir çay bardağı kadar eklenip tekrar 5-10 dakika orta ateşte pişirilir ve ocak kapatılır. Tavanın ağzı da kapatılıp etin sıcak kalması sağlanır.

Beğendinin Yapılışı

1)Beğendi için patlıcanlar ocakta közlenir. Sıcakken kabukları soyulup küçük küçük doğranır.Ben derin dondurucudan çıkardığım patlıcanları kullandığım için yemeğin hazırlanmasında en çok vakit alan bu kısmı kolayca hallettiğim gibi zamandan da kazandım.

2) Teflon bir tavaya iki kaşık yağ ve doğranmış patlıcanlar konur ve tahta kaşıkla hafif ezerek bir iki kavrulur. İçine un ilave edilip biraz daha (un kokusu çıkana kadar) kavrulur. Tavadaki malzemeler kavrulurken bir yandan da ılık süt yavaş yavaş eklenir. Kıvamı çok katıysa biraz daha süt veya hindi eti suyu ekleyerek kıvamını ayarlayabilirsiniz. Tuz, karabiber ve arzu ederseniz biraz muskat ilavesinden sonra iyice pişmiş olan beğendiye kaşar peynirleri de eklendikten sonra peynirler eriyip uzamaya başlayınca ocak kapatılır. Üzerinin kaymak tutmaması için tavanın da kapağı kapatılır. Yemek servisten çok önce hazırlandıysa bulunduğu kaplarda ısıtılıp sıcak olarak servis edilmesi gerekir.


Bu kurabiyeleri de Kuşadasına gitmeden önce kuzenim Meral'in küçük kızı Merve'nin nişan töreni için yapmıştım. Aslında kendisine pasta sözüm vardı ama biraz hastalığım nedeniyle biraz da taşıma zorluğunu gözönünde bulundurarak bu kurabiyelerle kendimi affettirmeye çalıştım.


Beklemedikleri bu sürpriz karşısında çok memnun olan Merve ve Kemal'e mutlulukl dileklerimi bir kez de burdan duyurmak isterim.


Bu kurabiye modelini Burçin'in bloğunda gördüğümde hayran olmuş ve beğenilerimi kendisine bildirmiştim. Onunkiler kadar güzel yapmayı beceremesem de ikram edilen kişilerin beğenisi beni mutlu etmeye yetti.

Farklı modelleri ve titiz çalışmalarını çok takdir ettiğim sevgili Burçin'e bizlere esin kaynağı olup, paylaştığı herşey için sonsuz teşekkürler ederim. Ellerine sağlık Burçin'ciğim.

Bol güneşli ve lezzetli bir hafta dileklerimle afiyet olsun.

21 Ocak 2010 Perşembe

BODRUM YEMEĞİ

Çocukluğumda hiç yemediğim sebzeler arasındaydı pırasa ve kereviz.

Pırasanın kereviz ve nohutla bu şekilde pişirilme şeklini yaklaşık yirmi yıl önce kendisi Milaslı olan yazlık komşumuz Gönül Ablada görmüştüm. Annem, çocukluğumuzda bu sebzeleri genellikle ayrı ayrı pişirdiğinden Bodrum'a ilk gittiğimiz yıllarda pazarda pırasa demetlerinin yanında bir baş da kereviz satılmasını o zamana kadar bir türlü anlamlandıramamış, ne alakası var ki diye düşünüp durmuştum. Ta ki Gönül ablanın verdiği bir tabakta bu yemeği görene kadar. Yediğimizde de sadece ben değil bütün ev halkı olarak hepimiz çok sevmiştik. Ondan sonra sadece Bodrum'da değil İstanbul'da da ne zaman böyle körpe köy pırasası bulsam bu yemek düşer aklıma.

Geçenlerde Kartal'da yeni açılan organik pazarı gezerken tazecik köy pırasalarını ve Bodrum'da satılanlar gibi daha baş kısmı da küçücük bol yapraklı kerevizleri görünce hemen aldım. Tercihen kuzu etiyle pişirilen, bol ekşili, domatesli bu yemekten sonra kereviz ve pırasa aşkımın oluştuğunu sanıyorum.
Biraz daha anlatmaya devam edersem benim gibi bu sebzeleri sevenlerin ağızlarının sulanacağına eminim. İstanbul'da Anadolu yakasında oturup da halen daha bu pazarı görmeyenleriniz varsa sadece bunları değil bunun gibi pek çok özel olarak yetiştirilen bu sebze ve meyvelerin tadına bakmanızı öneririm.

Sözü daha fazla uzatmadan tarife geçeyim.

Malzemeler
1) 1 kg. taze köy pırasası
2) 1 baş bol yeşillikli kereviz
3) 250 gr. kuzu veya dana kuşbaşı doğranmış et
4 )1 su bardağı haşlanmış nohut
5) 2-3 çorba kaşığı zeytinyağ
6) 1 adet limon
7) 3 adet olgun domates (ben derin dondurucumdaki doğranmış domatesleri kullandım)
8) 2 adet yemeklik doğranmış soğan

Yapılışı
1)Öncelikle kuşbaşı etler, iyice yumuşayıncaya kadar pişirilir.
2) Büyük bir tencereye iki kaşık zeytinyağ konur ve soğanlar pembeleşene kadar kavrulur.
3) Üzerine sırasıyla kerevizin sert olan sap kısımları, yıkanmış doğranmış pırasalar, kerevizin yeşil yaprakları, kerevizin etli kısmı, nohut, pişmiş et, domates, limon suyu ve tuzu ilave edilir.
4) Kaymamaya başlayana kadar harlı, sonra da orta ateşte pişmeye bırakılır. Bu yemek için domatesin suyu yeterli gelmezse pişme sırasında ara ara sıcak su ilave edilerek bütün sebzeler yumuşayıncaya kadar pişirilir.
Yapılışı çok basit ama iki sebzenin birlikte pişirilmesinden kaynaklanan koku ve lezzet muhteşem oluyor.


Sebzeleri, eti, bakliyatı ile bol vitaminli ve besleyici bu yemeği seveceğinizi umut ediyor, herkese afiyet olsun diyorum.

5 Kasım 2009 Perşembe

PASTIRMALI ISPANAK GRATEN

Son günlerde tüm dünya ülkelerini etkisi altına alan domuz gribi her gün pek çok insanın ölümüne yol açıyor. Buna karşı aşılanma olayı ise ayrı bir muamma konusu olmayı sürdürürken, uzmanlar hasta olmamak için el, yüz, beden temizliğine daha da fazla dikkat edilerek, iyi temizlenmiş taze sebze ve meyvelerle beslenmenin de önemini vurguluyorlar. Durum böyleyken ben de mümkün olduğunca sebze ağırlıklı yemekler yapmaya hatta çiğ sebzelerden salatalar yaparak kendimce önlemler almaya çalışıyorum.

Sizin de benim oğlum gibi ıspanak sevmeyen çocuklarınız varsa onlara nasıl yediririm derdindeyseniz bu yemeği seveceklerinden emin olabilirsiniz. İçindeki az miktardaki pastırmanın yemeğe kattığı lezzet sayesinde çok severek yedikleri bir yemek oluyor. İlk kez dört beş yıl önce şimdi hangi program olduğunu hatırlamadığım bir televizyon kanalında görüp denediğim bu yemeği sıklıkla yapıyorum.
Malzemeler
1) 750 gr.ıspanak
2) 2 adet kuru soğan + 2 diş sarımsak
3) 2 çorba kaşığı zeytinyağ
4) 5-6 dilim pastırma
5) 2 adet yumurta
6) 1 su bardağı kadar kaşar peyniri rendesi
7) Tuz, karabiber, kırmızı biber
8) 1 çay bardağı galeta unu
Beşamel sos için
1) 3 tepemele çorba kaşığı un
2) 1 kaşık zeytinyağ
3) 1,5 su bardağı süt
4) Tuz ve muskat rendesi

Yapılışı
1) Ayıklanıp, yıkanmış olan ıspanakların suları çok iyi sıkılır veya kurutma aletiniz varsa onunla kurutulur. Büyükçe bir tavada iki kaşık yağda doğranmış soğan ve sarımsaklar sotelenir. Doğranmış ıspanaklar ilave edilip birlikte harlı ateşte ıspanakların çok sulanmasına olanak tanımadan kavrulur ve ılınmaya bırakılır.
2) Diğer tarafta başka bir tencerede koyuca bir beşamel sos hazırlanır.
3) Ilınmış olan ıspanakların içine iki yumurta, beşamel sos, kaşar peynirinin üçte ikisi ve galeta ununun da yarısı eklenip hepsi birlikte karıştırılır. En son doğranmış pastırmalar da eklenip yağlanmış fırın kabına boşaltılır.
4) Kalan kaşar peyniri ve galeta unu üzerine serpilir ve 190 dereceli fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.

Çiğ ıspanak, beyaz ve kırmızı lahana, havuçdan yapılmış böyle bir salata, çorba ve ayran bizim akşam yemeğimizi oluşturdu. Sizler, daha doyurucu olsun derseniz pilav veya makarna ile de servis yapabilirsiniz.
Sağlıklı ve mutlu günler dileğimle, afiyet olsun.

Yönetici Giriş Paneli


Special design for Işıl'ca Tatlar by GeCe