ZEYTİNYAĞLILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ZEYTİNYAĞLILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2010 Pazartesi

NOHUTLU ZEYTİNYAĞLI ÇİRİŞ

Son yıllarda İstanbul pazarlarına ülkemizin değişik yörelerinde yetişen sebze ve otların gelmesiyle bizlerin bunları tanıma şansı ve yöresel yemeklerimizi de pişirme olanağı artıyor.. Çiriş otu da bunlardan biri. Birkaç yıl önce pazarda ilk kez gördüğüm, keskin kokusundan ötürü pırasaya benzettiğim bu ot Erzurum yöresinde yüksek bölgelerde, kendiliğinden yetişiyormuş. Pek çok faydası olduğu söylenen, sadece bahar aylarında çıkan bu otu, pazarcılardan ve tanıyanlardan nasıl pişirileceği konusunda ön bilgi aldıktan sonra denemek için almıştım. Lezzet olarak pırasayı andıran bu otu çok sevdik. Şimdi ne zaman pazara gitsem ve görsem bitmeden birkaç kez alıp pişiriyorum.
Önceleri tarif edildiği şekliyle haşlayıp, suyunu süzüp kavurarak yumurtalı ve sarımsaklı yoğurtla tüketiyordum. Haşlama sebzelerin vitamin kayıpları çok büyük olduğundan artık mümkün olduğunca ya buharda ya da sularının ziyan olmayacağı pişirme tekniklerini tercih ettiğim için zeytinyağlı olarak pişirdim bu kez. İçine eklediğim nohutla protein açısından da zenginleşmiş olan bu yemeği çok sevdik ve hatırlayayım diye de sayfama eklemeye karar verdim.

Malzemeler
1) 1 kg. çiriş otu
2) 2-3 adet soğan
3) 1 adet havuç
4) 2-3 çorba kaşığı zeytinyağı
5) 3 çorba kaşığı pirinç
6) 1 tatlı kaşığı şeker ve tuz
7) 1 su bardağı haşlanmış nohut
8)1-2 diş sarımsak
Yapılışı
1) Ayıklanıp bol suyla yıkanan çiriş otları yemek çok sulu olmasın diye, sularının süzülmesi için varsa sebze kurutucusu ile kurutulur. Çirişleri isterseniz bütün bırakabileceğiniz gibi ikiye de kesebilirsiniz.
2) Her nekadar pişince hacmi ıspanakta olduğu gibi çok küçülecek de olsa büyükçe bir tencerede zeytinyağında doğranmış olan soğanları soteleyin. İçine havuç dilimlerini de atıp bir iki çevirin ve çirişleri ilave edin.
3) En üstüne, tuz, şeker ve pirincini ekleyip tencerenin kapağını kapatın. Hiç su ilave etmeden önce orta, sonra yavaş ateşte pişmeye bırakın. Pişme aşamasının sonuna doğru nohutları da ekleyip 5-10 dakika daha pişirin.
Soğuduktan sonra servis tabağına alıp ister ılık ister soğuk servis edin.
Yaz aylarının kapıda olduğu şu günlerde bu tür sağlıklı yemeklerle diyet olmasa da sağlıklı beslenmeye dikkat etmeye çalışıyorum. Umarım sizlerde seversiniz bu yemeği.
Güzel bir hafta ve sağlıklı günler diliyorum.

11 Ocak 2009 Pazar

Z.YAĞLI PIRASA VE YER ELMASI










Her iki sebze de çocukluğuma dair anılarım arasında yer almasa da şimdi en çok sevdiğim sebzelerin arasında. Çok küçük yaşlarda doğulu bir aileye gelin olan annem de onların yemek ve adetlerini uyguladığından olsa gerek bu tür sebzeleri pek bilmez ve pişirmezdi. Daha sonraları pişirdiği pırasayı da tadını bilmeden soğan kokuyor diye reddettiğim günleri hatırlıyorum. Herhalde o zaman damak zevklerimiz mi tam gelişmemiş veya gençlikten kaynaklanan herşeye itiraz hakkımızı mı kullanıyorduk bilemiyorum. Bunları yazmamın sebebi; dün kızım ilk kez bu pırasadan yiyip tadını da beğendiğini söyleyince "herşeyin bir zamanı varmış, bazen ısrarlarımız işe yaramadığı gibi ters sonuçlar da doğurabiliyor" düşüncesiyle gelişti.
Yer elmasının tadına henüz bakmadı ama inanıyorum ki bir gün onu da severek yiyecek. Benim de yer elması ile tanışıklığım pek eskilere gitmiyor. Evimize hiç girmemiş olan bu yemeği taa ki bir arkadaşımın evinde yiyip de çok beğenene kadar.
Her ikisi de çok faydalı olan bu sebzelerin en sık pişirilme şekli de zeytinyağlı olanlarıdır. Pırasayı kavurup üzerine de yumurta kırarak yemeyi çok sevsek , zaman zaman böreklerde kullansak ,dolmasını zahmetinden dolayı arada bir yapsak da zeytinyağlısının da yeri bir başkadır.
Kızım artık yemeye de başladı ya belki kendisi de ilerde yapmak ister diye düşünerek bu iki yemeğin tarifi olsun istedim günlüğümde.
Malzemeler
1) 1 kg. pırasa
2) 2 adet havuç
3) 1 veya 2 adet soğan
4) 2 çorba kaşığı sızma zeytinyağı
5) 1 tatlı kaşığı şeker
6) 1,5 çorba kaşığı pirinç
7) Yarım limon suyu
Tuz
Yapılışı
Hemen hemen pek çok yemeği çalışırken ki alışkanlığımdan ve pratikliğinden dolayı düdüklü tencerede pişirmeyi seviyorum. Zamandan, enerjiden ve en önemlisi de çok az su ile piştiğinden dolayı lezzetinin daha iyi olduğunu düşünerek düdüklü tencereye yağı ve yemeklik doğradığım soğanları ilave edip çok az kavuruyorum.(bazen hiç kavurmadan hepsini çiğ olarak yaptığım da oluyor)Sonra doğranmış havuçları ve yıkandıktan sonra kesilmiş pırasaları da ilave edip biraz daha çevirip üzerine pirinci, tuzunu, şekerini ve yarım limon suyunu ilave ediyorum. En son yarım su bardağı kadar da suyu ekleyip tencereyi kapatıyorum. Buharı çıkmaya başladıktan sonra orta ateşte 3 dakika pişiriyorum ve ocağı kapatıyorum. Tüm zeytinyağlılar gibi eğer vaktim varsa yemeği tencereden hemen boşaltmıyor, orada soğuttuktan sonra servis kabına boşaltıyorum.

Yer elmasını da yine aynı şekilde pişiriyorum İçine kullandığım malzemeler aynı olmakla beraber tek farkı daha çabuk pişmesi. O nedenle ocağı daha erken (iki dakika sonra) kapatıyorum ve yine tencerede soğuttuktan sonra servis kabına boşaltıyorum.
Ağız tadıyla, sağlıklı günler dilerim.
Afiyet olsun...










16 Ağustos 2008 Cumartesi

TATİL LEZZETLERİ

Bu manzara karşısında;


bu sitede geçirdiğim güzel günlerle tatilimiz nihayet bitti.

Bodrum'da geçirdiğim güzel, zaman zaman yalnız ve sakin, zaman zaman da misafirlerimiz ve 19 yıldır ayni sitede oturan oradaki dostlarımızla paylaştığımız günler de tatille beraber geride kaldı.Öncelikle tatile çıkarken güzel dilekleriyle beni yolcu eden ve yorumlar bırakan bütün arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.

Döneli bir hafta kadar olmasına rağmen evde birikmiş çamaşırlar, temizlik ve diğer işler ve bir de hele son günlerdeki kavurucu sıcaklardan dolayı bilgisayarın başına dahi oturmam mümküm olamadı. Çok ender de olsa sizleri ve yaptıklarınızı izlemek için geçtiğimde de bir türlü yorum yazamadım.
Bu gönderimde tarif vermek yerine tatildeki günleri özetleyen yemek ve pasta fotoğraflarından birkaçını yayınlamayı görsellik bekleyen arkadaşlarım için daha uygun olur diye düşündüm. Son zamanlarda İstanbul'daki kavurucu sıcaklar yüzünden ne yeni tarifler deneyebiliyorum ne de bilgisayara geçebiliyorum.
Umarım bu sıcaklar en kısa zamanda İstanbul'u terk eder ve ben de özel bir şeyler yapmak için mutfağıma girebilirim. Şimdi sizi küçük bir lezzet yolculuğuna çıkarıyorum...

Bodrum pazarlarından alınan taze sebzelerle yaptığım salata ve mezeler mangalda pişen yiyeceklerimize eşlik ettiler. O akşam şu an Eskişehirde oturan 19 yıldır tanıştığımız Atay ailesi ile gecenin ilerleyen saatlerine kadar sohbet edip, güzel vakit geçirdik.





Artık İstanbulda da bulabildiğim deniz börülcesinden yaptığım salata benim en favori salatalarımdan. Bol sarımsaklı ve ekşili hele bir de ordaki köylülerden aldığım halis zeytinyağı ile ayrı bir güzeldi.







Bu da hemen hemen bütün blogcu arkadaşların bildiği kırmızı yerine kalın etli yeşil biberleri közleyerek içlerini tulum peyniri, biraz krem peynir ve cevizle hazırlayarak sardığım rulolar.




Pembesi ve kırmızısı, her ikisi de çok güzeller ancak pazarda bir kez tesadüf ettiğim ve hemen aldığım (soldaki pembe) o domateslerin tadını unutmak mümkün değil.





Bloğa gireceği planlanmadan çekilmiş bir sabah kahvaltısı menüsü. (Bilseydim kayısı marmelatının olduğu kaseyi doldururdum)









Kısıtlı olanaklara rağmen (kap kacak) mini bir fırında hem de belirli bir reçetesi olmadan doğaçlama olarak ortaya çıkan yarısı armutla yarısı da şeftali ile süslenen kek.
Patlıcanın her türlü yemeğine, kızartmasına, reçeline bayılan biri olarak onu daha sağlıklı pişirme derdine düşünce (kızartmadan) yıllardır kendi icadım olan bu oturtma da yaz günleri soframıza birkaç kez gelir. İşte bu da onlardan biri.

Bamya dizmesi ise sevgili Münevver'in bloğunda (Nane ve Limon) gördüğümden beri aklımdaydı. Bodrum' un o tazecik ince uzun ve daha çok da zeytinyağlı olarak yenmeye uygun bamyalarını görünce yaptığım ve nefis bir zeytinyağlı yemekti. Sağol Münevver'ciğim. Fasulye dizmesini biliyordum ancak bamyanın dizilmişini ilk kez sende görmüştüm. Tabii ben uygun bir kap bulamadığım için fırın yerine tencerede pişirdim ancak bu haliyle bile çok çok güzeldi.
Altta gördüğünüz ise artık şatafatlı doğum günleri kutlama yaşımı çoktaaaaan geçtiğine
inandığım bir gün için ailem özellikle de kardeşlerim tarafından bana zorla yaptırılmış bir
pastadır. Her ne kadar artık yapmayalım, ben doğum günü filan istemiyorum dediysem de 'Biz şimdi gidip alırız bir pasta ancak biliyoruz ki ne sen yiyebilirsin ne de biz, Onun için sen iyisi mi kendi pastanı kendin yap diyerek doğum günümde yine kısıtlı olanaklarla yaptığım ve onların da yine çok beğenerek yediklerini gördüğüm ananaslı ve şeftalili bir pasta.


Şimdilik bunları göstermekle yetineyim istedim.Havalar, özel bir şeyleri yapmamı mümkün kılacak bir sıcaklığa ulaşıncaya dek sizlere bir sonraki iletimde dönüş yolunda Milas Selimiye pazarı ve diğer duraklardaki lezzetleri sunmak istiyorum.
Yeniden sizlerle bir arada olmaktan dolayı çok mutluyum.
Sevgilerimle,

2 Nisan 2008 Çarşamba

ENGİNAR DOLMASI


Ayrılırken kısa bir mola demiştim, ancak İstanbul'a dönüşüm birkaç gün olmasına rağmen evde biriken işler nedeniyle bir türlü bilgisayarın başına oturmak kısmet olamadı. Tatiller güzel de bir de dönüşümüzde bizleri bekleyen yığınla iş olmasa daha da güzel olacak diye düşünüyorum. Bu arada bana güle güle git ve dön diyen bütün arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. Ben de hepinizi çok özledim.

Annemle birlikte İzmir'de oturan ve rahatsız olan dayımı ziyarete gitmiştik bu süre içerisinde. İzmir'e daha önceleri pek çok kez gitmeme rağmen özellikle de yazları tatile giderken veya dönerken uğrayıp fazla gezme şansım olmazdı genelde. Ama bu kez Kuşadasında oturan kuzenimin de İzmir'e gelmesiyle gezme şansını yakaladım ve İzmir'i çok ama çok beğendim. Hele ki benim orda bulunduğum süre içinde bütün İzmir'lileri Expo 2015 heyecanı sarmış nereye gitsek o konudan konuşulur olmuştu. Dün yapılan oylama sonucunda bu şansı yitirmiş olamıza ben de çok üzüldüm. İnşallah bir dahaki sefere bu fuar İzmir'de düzenlenir diyorum.
İzmir doğasıyla, tarihiyle, iklimiyle ve özellikle de ilgi alanıma girdiği için yemek ve mutfak kültürüyle çok güzel bir şehir. Hele ki pazarlarında yakın köylerden gelmiş olan tazecik otlar, sebzeler çok güzel kokuyorlardı. İşte yukarıda gördüğünüz enginarlar da onlardan birisi. İstanbul'da bu kadar taze enginar bulma şansı olmadığı için pek yapmadığım bu dolmayı mutfak konusunda çok yetenekli olan kuzenim benim isteğim üzerine yaptı. Harika bir lezzet ve tazelikteydi.Burdan bir kez daha teşekkür ederim Meral'ciğim.

Sözü daha fazla uzatmadan bu yemeğin tarifine geçeyim.

Biz kalabalık bir aile yemeğinde olduğumuz için 10 adet enginar almıştık. Malzemeleri de bu sayıdaki enginarı düşünerek ayarladık.

Malzemeler

1) 10 adet enginar

2) 1 bağ taze soğan

3) 2 demet dereotu

4) 1 demet maydonoz

5) Her bir enginar için 1,5 çorba kaşığı pirinç

6) 4 çorba kaşığı zeytinyağ

7) 3-4 adet limon

Yapılışı

Öncelikle dolmamızın iç harcını hazırlamamız gerekmektedir. Çünkü kesilmiş olan enginarları kararmamaları için fazla bekletmemeliyiz. Bu nedenle yıkanmış pirinç ve ince kıyılmış bütün yeşillikler zeytinyağıyla birlikte bir kaba konur tuzu da ilave edildikten sonra harmanlanır. Arzu ederseniz enginarları saplarıyla birlikte aldıysanız onların da dış kabuklarını soyup içlerini bu harcın içine doğrayabilirsiniz.

Daha sonra büyükçe bir kaba bol su konur ve içine iki adet limon sıkılır.Enginarların dikenli olan uç kısımları keskin bir bıçakla kesilip en dıştaki sert olan kalın yaprakları iki üç sıra elle koparılıp atılır. Kararmaması için de hemen limonlu suya konur. Yine limonlu suyun içindeyken bu kez de en içteki çok küçük yapraklar elle çekerek koparılır ve tüylü kısmı da tatlı kaşığı yardımıyla çıkarılır.Bir yandan da yapraklar dışa doğru çekilerek ortalarının harcı alabileceği şekilde açılır. Pirinçli malzeme enginarların ortalarına doldurulur ve bir tencereye dizilir. Yine enginarların yarısına gelecek şekilde bol limonlu su hazırlanır ve tencereye dökülür. Tencerenin ağzı önce yağlı kağıtla sonra da alüminyum folyo kağıdıyla sıkıca kaplanır ve tencerenin kapağı kapatılır. Kaynayana kadar harlı daha sonra da orta ateşte 1,5 saat kadar pişmeye bırakılır. Sürenin sonuna doğru pişip pişmediği kontrol edilir. Eğer hala daha sertse sıcak su ilave edilebilir. Piştikten sonra yine tencerenin ağzı sıkıca kapalı tutularak soğuması beklenir.Soğuduktan sonra birkaç saat dolapta bekletilen enginar dolmamız servise hazırdır.

Afiyet olsun der ağız tadınızın bozulmamasını dilerim.

2

27 Şubat 2008 Çarşamba

NEŞELİ KEREVİZLER


Son günlerde ülkemizin içinde bulunduğu durum ve benim keyifsizliğim bloğumu güncellememe engel olurken bir de pazartesi günü çok sevdiğim ortaokuldan 35 yıllık arkadaşım Hümeyra'nın annesinin vefat haberini almam beni çok sarstı. Her ne kadar kendimi ölümün doğanın kanunu olduğunu fikrine inandırmaya çalışsam da pek başarılı olamadığımı görüyorum. 82 yaşa rağmen ölümün hiç yakışmadığı insanlardan biriydi Zeynep teyze. Her zaman cıvıl cıvıl,zarif, hayat dolu, doktorların ümitlerini kestiği anda bile hayata sımsıkı sarılarak yaşamaya devam ettiği o muhteşem kadının kalbi daha fazla dayanamadı. Yaşasaydı 29 şubat yani yarın onun doğum günü olacaktı. Her görüşmemizde 'Işılcığım ben henüz 21 yaşındayım, çünkü dört yılda bir 29 şubat olduğu için ben de dört yılda bir yaş alıyorum değil mi' diye sorardı. Ben de her seferinde 'Zeynep teyzeciğim, sende değil 21, 15 yaşın neşesi, yaşama sevinci var diyerek haklı olduğunu söylerdim.
O güzel kadın artık mekan değiştirdi ve Hakk'ın rahmetine kavuştu. Nur içinde yat Zeynep Teyzeciğim.
İşte bu ruh hali içinde ben de ne bloğuma yazılan yorumlara cevap yazabildim ne de yeni bir şeyler ekleyebildim. Ama artık bu pastayı da görmekten sıkıldığınızı düşünerek daha önceden yapıp resimlediğim zeytinyağlı portakallı kerevizi bloğuma koymak istedim.

ZEYTİNYAĞLI PORTAKALLI KEREVİZ

Malzemeler
1) 1 kg orta boy kereviz
2) 2-3 adet kuru soğan
3) 2 adet havuç
4) 1/2çay bardağı sızma zeytinyağı
5) 1 portakal suyu

Yapılışı

Çalıştığım zamanlardan kalma bir alışkanlıkla çoğu yemeklerimi olduğu gibi zeytinyağlıları da düdüklü tencerede pişirmeyi tercih ediyorum. Bunun hem zaman ve enerji tasarrufu sağladığını hem de daha az suyla piştiğinden sebzelerin vitamin kayıplarının asgariye indiğini düşünüyorum.
O nedenle düdüklü tencereye zeytinyağını ve küçük doğranmış soğanları koyup hafif soteliyorum. Üzerine kerevizleri, havuçları ilave edip (arzu edilirse bezelye de) yağla biraz buluşmalarını sağlamak için bir iki kere kaşıkla çevirip
portakal suyunu, eğer suyu gözünüze az gelirse bir çay bardağı kadar da suyu, tuzunu şekerini ilave edip düdüklüyü kapatıyorum. Düdük sallanmaya başladıktan sonra 4 dakika orta ateşte pişirip ocağı söndürüyorum. Tüm zeytinyağlılarda olduğu gibi iyice soğumadan tencereden boşaltmıyorum.
Ancak soğuduktan sonra servis tabağına alıp süsleyerek servis yapıyorum.
Herkese afiyet olsun.

İfadelerimin kalitesi sanırım ruh halimi de ortaya koyuyordur. Bu nedenle herkesten özür dilerim.

15 Aralık 2007 Cumartesi

BİR AKSAMA VE ZEYTİNYAĞLI YEMEKLER ETKİNLİĞİ


Merhabalar,
Bilgisayarımdaki Internet Explorer programının açılmaması sonucu on günlük bir ayrılık bende çok büyük mutsuzluk yarattı. Halen daha sorun giderilmiş değil. İnternete girebilmek için virüs koruma sistemini devre dışı bırakmak gerekiyor ve ben de bu işlerden tam olarak anlayabilmiş değilim. Hayırlısı... Yine de siz blogcu arkadaşların eksikliğini çok hissettim. Meğer teknoloji ne kadar kıymetliymiş... Ne yorumlarımı okuyabiliyordum, ne onları cevaplayabiliyordum. "Herkese çok ayıp oldu!" diye evin içinde dolaşırken internet arada bir geliyor; ama bu sefer de çocukların bilgisayarda işleri çıkıyordu. Etkinliklere katılmak isteyip bunu gerçekleştirememek
de epey endişelendirdi, moralimi bozdu.

Internet bu gün çalışıyorken, artık bloğumda yenilikler yapayım, sizleri de durumdan haberdar edeyim, hem de Zeytinyağlı Yemekler Etkinliğine katılayım dedim. Bunları yaparken bilgisayarı okşayıp "Maşallah, hadi canım hadi güzelim uslu uslu çalış... Anneyi üzme; bak daha senle yapacağımız çoook işler var!" gibi sözlerle nazlı, kaprisli bilgisayarımızın suyuna gitmeye çalışıyorum. Fakat görüyorum ki yalnız benim uğraşmam durumu daha iyiye götürmeyecek. Umarım evdekilerden biri artık bir girişimde bulunup tamir ettirir bilgisayarı. EVDEKİLEEER DUYUYOR MUSUNUZ? HUUUU!!!!

İsyanımı evdekilere de duyurduktan sonra sizleri, bu gün son günü olduğunu düşündüğüm Sıcak Paylaşımlar' ın sahibi sevgili Aysel'in "Zeytinyağlı Yemekler Etkinliği" ne katılacağım tarif ile başbaşa bırakıyorum. Sevgili Aysel' e de seçtiği konu ve emekleri için çok teşekkür ediyorum. Kolay gelsin Aysel' ciğim.

ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR

"Bu mevsimde enginar nasıl bulunur?" Ben Karınca ile Ağustos Böceği masalındaki Karınca misali yazın çok çalışmamın acısını kışın istediğim bütün yiyeceklerimin elimin altında hazır olmasının rahatlığını yaşayarak
çıkarıyorum. Dondurucudan çıkarttığım enginarlar piştiğinde tazesinden farksız oluyor.

Malzemeler:

1) 5 adet enginar
2) 2/3 çay bardağı sızma zeytinyağı
3) 2 büyük kuru soğan
4) 1 adet havuç

5) 1 su bardağı iç bakla (bu da derin dondurucudan)
6) Tuz, şeker, yarım limon, dereotu

Yapılışı:

Yazın aldığım enginarları derin dondurucuya koymadan önce, bol limonlu suyla birlikte torbalara koyup suyuyla birlikte dondurmuştum. Torbanın içindeki sular da donduğundan öncelikle işe o
suları eritmek için torbayı dolaptan çıkarır çıkarmaz üzerine kaynar su dökerek başladım. Bir yandan da yayvan bir tencerede yemeklik doğranmış soğan ve tavla zarı büyüklüğünde kesilmiş havuçları kavurdum. Kavrulan malzemenin üzerine enginarları koyup (enginarların çözülmemesi gerekiyor sadece etrafındaki buzların erimesi sağlanmalı) bunun da üzerine yine dondurucudan çıkarttığım baklaları enginarların ortalarına yerleştirip 1 çay kaşığı tuz, 1 tatlı kaşığı şeker, yarım limon suyunu ilave ettim. Üzerlerine cıkacak kadar sıcak suyu da koyduktan sonra tencerenin kapağını kapatıp orta ateşte pişirmeye bıraktım. Kaynamaya başlayınca ocağı kısıp ağır ağır suyunu çekip pişmesini sağladım. Suyunu çektiği halde enginarlar pişmemişse azar azar sıcak su ilave edebilirsiniz. Dereotunu ister servis sırasında üzerlerine serpebilirsiniz veya benim gibi yapıp pişmesine yakın koyabilirsiniz.

Yönetici Giriş Paneli


Special design for Işıl'ca Tatlar by GeCe