MİMLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MİMLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2008 Pazartesi


ULUSLARARASI ARKADAŞLIK ÖDÜLÜ
Son günlerde blog dünyasında ingilizcesi "Friendship Around The World Award" olarak anılan dünya çapında arkadaşlarınız olan bloggerları tanıtmak amacıyla bir oyun başlatılmış.
Beni de bu güzel ödüle layık gören sevgili arkadaşlarımdan Zerrin (Zerrin Pasta Evi) ve Eda(Bir
Demet Fesleğen)' e çok teşekkür ediyorum. Çok duygulandım ve mutlu oldum.
Ben de bana verilen bu ödülü tanıdığım ve bloglarını zevkle takip ettiğim BÜTÜN blogcu arkadaşlarıma armağan ediyor, sevgilerimi gönderiyorum. İsim vermem çok zor, çünkü; elimden geldiğince ve vaktim olduğunca hepsini takip etmeye çalışıyorum.
Arkadaşlıkların daim olacağı güzel günler dilerim.

29 Nisan 2008 Salı

DÜNYAYI GÜZELLİK KURTARACAK


Geçtiğimiz günlerde internet günlükleri arasında dolaşan ve Doctus'un öncülüğünü yaptığı Dünyayı Güzellik Kurtaracak mimi ile Çocuk İstismarını Önleme adlı kampanyadan sevgili Burçin sayesinde haberim oldu. Bu konuda ben de tüm anneler gibi duyarlıyım ve Doctus'u bu girişiminden dolayı destekliyorum.
Özellikle çocuklarımızın son zamanlarda bilgisayarın önünden kalkmadan, neredeyse yirmi dört saat oynadıkları şiddet içeren oyunlar, bazı paylaşım sitelerinde, müzik kanallarında, kliplerde, filmlerde izledikleri pornografik özelliği ağır basan görüntüler bir vatandaş olarak midemi bulandırıyor. Aynı zamanda bir anne olarak çocukların, gençlerin bu programlardan psikolojik açıdan kötü bir şekilde etkileneceğini düşünüyorum. Anne olan, olmayan her blogcunun da benimle aynı fikirde olduğuna kanaat getirdim, arkadaşların yazılarını okuyunca.
Her ne kadar kendi çocuklarım diğer blogcu arkadaşlarınkilere göre yaşça daha büyük olsalar da bu benim onlar için endişelenmemi engellemiyor. Sadece annelerin bu konuda duyarlı olmasının yetmeyeceğini, bu konuda yasal olarak önlemler alınmasını, var olan önlemlerin de genişletilmesini diliyorum. Toplum olarak çocuk istismarına karşı yapabileceğimiz pek çok şey olduğuna inanıyorum. Bence sivil toplum kuruluşlarının ve devletin, ailelere, şiddetin, pornografinin, küçük yaştaki çocukların üstünden ticaret yapılarak para kazanmanın maalesef ülkemizde yaygın hale geldiğini göstermesi ve bu konularda eğitim vermesi gerekiyor.
Burçin'ciğime hem bilgisini hem de bu yararlı mimi benimle paylaştığı için teşekkür ediyor, sorumu cevaplıyorum.
Çocukluğunuzdan hatırladığınız ilk şarkı ve şu anda dinlediğinizde hissettirdikleri.
Çocukluğumun geçtiği Ankara'da ilkokul öğretmenimin öğrettiği aşağıda sözlerini yazdığım bu şarkının melodisini duyduğumda hala o sözler zevkle dudaklarımdan dökülür. Şimdi rahmetli olduğunu düşündüğüm öğretmenimi de hatırlamış, anmış olurum. Bu nedenle bu mimi çok sevdim. İşte sözler...
Ilgaz Anadolu'nun
Sen yüce bir dağısın.
Baharla yeryüzünde
Güzellerin bağısın.

Yalçın kayalıkların
Göklere yükseliyor.
Senin dumanlı başın
Bulutları deliyor.

Yükseklerden akıyor,
Ne güzel berrak sular.
Eteklerinde otlar,
Sürülerle kuzular.
Bir anne olarak; halen daha bu mim'e katılmamış olan arkadaşlarımı davet ederek onların da bu konudaki duygu ve düşüncelerini öğrenmek isterim.

6 Şubat 2008 Çarşamba

NEFESİMİ KESEN ANLAR MİMİ

Geçen hafta sevgili Burçin beni yeni bir oyuna davet etmiş ve mimlemişti. Bloglar arasındaki oyunların birbirimizi daha iyi tanımaya; kendimizin dahi bilmediği isteklerimizin ortaya çıkmasına yardımcı olduğu için ilk önce bu işi ilk başlatana; sonra da sevgili Burçin'e teşekkür ediyorum.


Burçin tarafından SOBElendiğimden beri epey zaman geçti. Ancak yazmak için bugün fırsat bulabildim. Çünkü bir hayli düşünmem gereken sorular vardı. Cevaplarını sürekli zihnimden geçirsem de artık 50li yaşlarına yaklaşan, hedeflerini daha çok çocuklarına yönelten birisi için soruları yanıtlamak pek kolay olmadı.

Ama yine de bazıları ütopik de olsa cevaplamaya çalışayım. Siz bunları okurken baharda balkonumda açan çiçekler size eşlik etsin istedim.





Birincisi;
İşte bunlar, bakalım kaç tanesi gerçek olacak;


En kısa zamanda sadece bana ait olacak bir diz üstü bilgisayar almak,


Görmeyi istediğim ülkeleri bir program dahilinde ziyaret edip, tarihlerini, kültürlerini; özellikle de mutfaklarını tanımak adına yapacağım geziler,


Birçok başarısız denemeden sonra bile bırkamadığım sigarayı hiç içmemek,


Kızımın da işin içinde olduğu; içinde hoş sohbetlerin edileceği, burcu burcu kokan çaylar, kahveler eşliğinde nefis pastaların, kurabiyelerin yeneceği, küçük, şirin bir cafe- pastaneye sahip olmak.


Tümsevdiklerimle beraber bir yerlere yetişme telaşının olmadığı, doğayla başbaşa olacağım sakin bir yerde yaşamak. (Şimdilik pek mümkün gözükmese de).


İkincisi;
Hemen yapabileceğim halde yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim;


Bilgisayar konusundaki bilgilerimi ilerletmeyi, bloğumdaki işleri yaparken kimseden destek almadan yapabilecek duruma gelmeyi,


Kendime zaman ayırıp, eskiden olduğu gibi kitap okuma düzenime gelebilmeyi


Tarif defterlerimi düzenleyip aradığımı hemen bulabileceğim duruma getirmeyi,


Blog işine girdikten sonra artan mutfak malzemelerimi koyacak ek bir dolap yaptırmayı,


En az on kilo vermeyi (yemek yemeyi bu kadar severken bu nasıl olacak bilmiyorum ama...)


Sağlık problemlerimden ötürü (ayaklarımdaki ağrılar) gerçekleştiremediğim yürüyüşlerime yeniden başlamayı,


Sağlığıma daha çok dikkat etmeyi,


Yaptığım yemeklerin fotoğraflarını güzel çekebilmek için bir fotoğraf kursuna gitmeyi.


Üçüncüsü;
Bir daha dünyaya gelsem ve seçme şansım olsa;


Sabırlı bir insan olarak doğmayı, (her ne kadar zaman bu huyumu törpülese de yine de aceleci, heyecanlı bir yapım var.)


En az iki yabancı dili konuşup yazıyor olabilmeyi,


Bir enstürman çalabilmeyi,


Savaşların, sosyal ve ekonomik adaletsizliğin, mutsuz insanların olmadığı, herkesin sevgi, saygı ve hoşgörüyle birbirlerine destek oldukları bir dünyaya gelmek isterdim.


23 Aralık 2007 Pazar

YENİ BİR MİM: BLOĞUN HAYATIMIZDAKİ YERİ...

Yazılarını ve yaptığı pastaları üç yıla yakın bir süredir büyük bir beğeni ve zevkle izlediğim; tarifleriyle ufkumu açarak; yeni lezzetleri, ülkemizde bulunmayan malzemeleri de bizlere tanıtarak mutfakta gelişmemi, ilerlememi sağlayan kıdemli blogcu arkadaşım sevgili Zinnur'un beni bu oyuna davet etmesiyle çok onurlandım ve davetini seve seve kabul ettim.

Ancak hem bilgisayarımdaki problemler hem de bayram telaşı ile biraz gecikmemin hoşgörüyle karşılanacağını ümit ediyorum.

Sorular ve benim cevaplarım...

1) Blog yazmaya ilk defa ne zaman başladım?

Blog yazmaya 2007 yılının Eylül ayında başladım. Üç yıl önce bir televizyon programında mutfakla ilgisi olmayan konuda bir hanımın bloğunun adresini vermesiyle (sanırım bloğun adı Çiğdemce idi) tanıştım blog dünyasıyla. Oradan tıklayarak hemen ilgi alanım olan mutfak bloglarını bulmam çok zamanımı almadı. İşte o günden, 2007 Eylül ayına kadar her gün (o zamanlar sayıları daha az olan) bütün blogcu arkadaşları ziyaret ediyor, yaptıklarını, yorumlarını okuyarak onları yakından tanımaya çalışıyordum.

Eylül ayında kuzenimin düğününde yaptığım pastanın fotoğraflarını gören blog dünyasından tanıştığım sevgili Burçin' in (Pastarda) "Size bir blog açmazsak çok yazık olur." sözü beni bu konuda yüreklendirmesi karar vermeme neden oldu. O pasta ile blog dünyasına adımımı attım.

2) Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?
Blog yazmamın amacı mutfak ve mutfakta yaşadığım deneyimler olduğu için özel bir çaba göstermem gerekmiyor. Ancak zaman zaman yine mutfakla ilgisi olan yeme- içme kültürüne dayanan özel günlere ve resimlerine bloğumda yer veriyorum. Bunları yazarken de kendimi kısıtlamıyorum, içimden geldiği gibi yazıyorum.

3) Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?

Evet! İtiraf etmem gerekir ki bloğumu açtığımdan beri günlük gazeteler dışında kitap okuyamadığımı fark ettim. Bu işte henüz çok yeni olduğumdan resim yükleme, link verme gibi işleri yaparken çok zaman harcıyorum ve bu konuda da kızımdan çok yardım alıyorum. Bu da bilgisayarın başında uzun süre kalmama, ev işlerinden olmasa da kitap okumamdan feragat etmeme sebep oluyor. Ama sanırım bir süre sonra bu meseleyi halledip kitap okumak için de kendime zaman ayırabileceğim.

4) Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
Hayır, arkadaşlarım böyle bir şeyi bana hissettirmediler. Çok uzun zamandır sadece izleyici olarak takip ettiğim arkadaşlarımın yazdığı yorumlar, cevaplar beni çok mutlu ediyor. Zevkle yazıyor ve onları da takip ediyorum. Haftanın belli günlerini bloğuma ve yeni gönderi yazmaya ayırıyorum. Bu işi en başından beri kendi isteklerim doğrultusunda planladığımdan sıkıntı yaşamıyorum.
5) Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?

Burada olmaktan, yeni arkadaşlar tanımaktan, mutfak bilgilerime yenilerini eklemek ve paylaşmaktan çok büyük haz alıyorum. Bloğum sayesinde Türkiye dışında Amerika' dan Almanya' ya; Dubai' den Kıbrıs' a değişik yerlerde oturan yürekleri sevgi dolu, benim için çok değerli birçok arkadaşım oldu.

Bu nedenlerle bloğumdan ve sevgili arkadaşlarımdan ayrılmayı hiç düşünmüyorum.

Sevgili Zinnur' a beni bu güzel oyuna davet ettiği için çok teşekkür ediyorum. Oyunu devam ettirip bloğumun isim annesi olan sevgili Burçin' imi, güzel yemekleri ve hiç eksik etmediği yorumlarıyla Türk Lokumu sevgili Aybike' yi, blog dünyasına getirdiği yeniliklerle bizleri çok mutlu eden enfes yemeklerin sahibi Miss Gibi Zerrin' i bu Mim' e davet ediyorum ben de.



Yönetici Giriş Paneli


Special design for Işıl'ca Tatlar by GeCe