Daha önceleri sadece pastane raflarında görmeye alışık olduğum selanik gevreği, anasonlu gevrek, acıbadem kurabiyeleri gibi mamulleri artık evde yapmak ve içinde ne olduğunu bilerek tüketmek benim içimi rahatlatıyor. Her ne kadar hijyen kurallarına uyularak yapılıyor da olsalar içine konan maddelerin sağlığımıza uygun olup olmadığı (örneğin margarin kullanmaları) konusundaki endişelerim hep sürüyordu. Evde yaptığım şeyleri yerken ve yedirirken içim çok rahat ediyor.
30 Kasım 2007 Cuma
ANASONLU GEVREK
Daha önceleri sadece pastane raflarında görmeye alışık olduğum selanik gevreği, anasonlu gevrek, acıbadem kurabiyeleri gibi mamulleri artık evde yapmak ve içinde ne olduğunu bilerek tüketmek benim içimi rahatlatıyor. Her ne kadar hijyen kurallarına uyularak yapılıyor da olsalar içine konan maddelerin sağlığımıza uygun olup olmadığı (örneğin margarin kullanmaları) konusundaki endişelerim hep sürüyordu. Evde yaptığım şeyleri yerken ve yedirirken içim çok rahat ediyor.
28 Kasım 2007 Çarşamba
ESRA'NIN ANISINA... KUZU HAŞLAMA
25 Kasım 2007 Pazar
SÜRPRİZ DOĞUMGÜNÜ PARTİSİ VE PASTASI
Birtanem, canım kızımın doğum günüydü bugün. Yıllar nasıl da su gibi akıp gitmişti, sanki daha dün gibiydi onu ilk kucağıma aldığım, kokladığım gün. O şimdi kocaman, sevgi dolu yürekli, saf, masum bir genç kız olarak dün olduğu gibi bugün de yaşam kaynağım olmaya devam ediyor. Güzel kızım, senin ve kardeşinin varlığıyla çok mutlu olduk, anne baba olmanın ne demek olduğunu anladık.
Sizleri öpüp, koklarken, sizlerle konuşurken o sohbetlere doyamayan, duygularını kağıda dökmekteki yeteneksizliğinin sözcüklerin yetersiz geldiğine inanan anneniz olarak yaşamı dolu dolu, bütün renkleri ve güzellikleriyle yaşayabilmeniz, bol bol sevmeniz ve sevilmeniz dileklerimle...
Evet pasta değil ama kızımın arkadaşlarını ondan habersizce eve davet ederek ona doğum günü yapmam kızım için büyük sürpriz oldu. Kızım doğum gününün aile içinde küçük bir kutlama ile yapılacağını düşünüyor, pasta için de düşündüğüm süslemelere itiraz edip, anneciğim kendini yorma, nasıl olsa kimse gelmeyecek basit bir pasta ile yetinelim diyordu. Ancak ısrarlarıma daha fazla karşı koymayarak beni kendi halime bıraktı, sonunda nasıl istersen öyle yap dedi.
Bugün ona sürpriz yaparak doğumgününe gelen arkadaşlarıyla sarılıp kucaklaşmaları unutulacak cinsten değildi. Kızım çok şaşırdı ve onları görünce çok mutlu oldu. Onu bu mutlu gününde yalnız bırakmayan arkadaşlarına ben de çok teşekkür ederim.
Gelelim pastaya; Bizim evde en çok çikolatalı pastalar sevildiği için içini çikolatalı, fındık krokanlı ve vişneli olarak hazırlayıp üzerini de şeker hamuru ile kaplayıp Acemi Şef'in bir pastasından ilham aldığım çiçek buketi ile süsledim.
Ayrıca bu pastayı Kaynana Çatlatan tarifler adı altındaki etkinliği de düşünerek hazırladım. Yiyen misafirlerimiz beğendiklerini söylediler. Umarım sizler de beğenirsiniz.
Pastanın yapılışı
MALZEMELER
1) 4 adet 23cm çapında çikolatalı pandispanya katı
2) 500 gr.bitter kuvertür çikolata
3) 500 gr. krema
4) 1 paket creme ole
5) 2 su bardağı süt
6) 2 su bardağı fındık krokan
7) 1 su bardağı vişne
8) 750 gr kadar şeker hamuru
Daha önce hazırlayıp pişirdiğim pandispanya katlarını badem aroması da kattığım vişne suyu ile hafif ıslatarak işe başladım. 500 gr kremayı kaynama noktasına gelene kadar ısıtıp içine küçük parçalara böldüğüm çikolataları atıp karıştırarak erimelerini sağladım. Bu kremayı biraz soğuttuktan sonra ilk katın üzerine bir kısmını yaydım ve üzerine fındık krokanın yarısını serpiştirdim. İkinci pandispanyayı üzerine koyup bunun da üzerine 2 su bardağı süt ile hazırladiğim creme oleyi yayıp üzerine suları süzülmüş vişne tanelerini yerleştirip üçüncü katı koydum. Bu kata da çikolatalı ganaj sürüp kalan fındık krokanları yaydım ve en son dördüncü katı da koyduktan sonra pastanın her tarafını ince bir tabaka halinde ganajla kapladım. Şeker hamuru ile kaplarken pastanın iyice soğumuş olması gerektiği için bu işlemleri bir gün önceden hazırladım. Ertesi gün yani bugün de şeker hamuru ile kaplayıp süslemelerimi yerleştirdim. Süleme kısmını Acemi Şef sevgili Esra'dan aldığım ilhamla yaptığımı söylemiştim Esra bloğunda görüntülü olarak çok güzel olarak anlattığı için onun bloğunu ziyaret etmenizi öneririm.
Pastanın süslemesi dışında yine Esra'nın yaptığı kirpi kurabiyeler de doğum günümüzü süsledi.
Şekilleri Esra'nınkiler kadar başarılı olmasa da bizler çok sevdik bu kurabiyeleri. Bu güzel kirpicikleri bizlerle tanıştırdığın için sana da çok teşekkür ederim sevgili Esra.
Doğum günümüzde yapılan mercimek köftesi, zeytinyağlı lahana ve yaprak sarma için de canım anneciğime teşekkür ederim.
20 Kasım 2007 Salı
AYVA TATLISI
Tarif 20 yıl önceye ait.O yıllarda çalıştiğim işyerinde şimdi rahmetli olan müdürümün eşi yapıp 2 tepsiye doldurup getirmiş ve herkes çok beğenip afiyetle yemişti . Ondan aldığım bu tarifle daha sonraki yıllarda da kardeşimle gerçekleştirdiğimiz Ortaköy maceralarımızda da(ilerleyen günlerde bu maceralarımızı anlatacağım) yapıp satmıştık. Orda da biten ilk yiyecek hep ayva tatlısı oluyordu
Umarım bu tatlıyı yeterince anlatmışımdır. Artık tarife geçebilirim.
MALZEMELER
1) 1 kg. ekmek ayvası (3 tane geliyor)
2) 2 su bardağı şeker
3) 1 veya 1,5 bardak kırmızı şarap (şarap miktarı ayvanın sululuğuna göre değişiyor)
4) 5-10 tane karanfil
YAPILIŞI
1) Yıkanan ayvalar ikiye bölünür, kabukları soyulur ve çekirdek yatağı sivri bir bıçak yardımıyla çıkarılır ancak bu çekirdek yatakları ve ayva çekirdekleri atılmaz. Çekirdekler rengini verecek, çekirdek yatakları da tatlının suyunun jölelenmesini sağlayacaktır.
2) Dibi geniş bir tencereye ayvaların yuvarlak kısımları alta gelecek şekilde ayvalar dizilir. (Orijinal tarifte tatlı çok kısık fırında pişiyordu, ancak pişme işleminin sonuna doğru suları köpürüp fırının içine taşmaya başlayınca ben ocakta pişirmeye başladım ve bu şekilde tadının daha güzel olduğuna karar verdim). Üzerlerine karanfiller konur, tozşeker ayvaların üstüne serpilir ve en son olarak 1 su bardağı kırmızı şarap eklenir. Tencerenin kapağı kapatılarak çok kısık ateşte pişmeye bırakılır.
3) Tencerenin kapağı açılarak ara sıra kontrol edilir, arada bir iki kez ayvalar ters yüz edilir, her tarafının aynı kıvamda pişmesi sağlanır. 1 - 1,5 saat gibi bir süre içinde (ocağınızın ateşine bağlı olarak) tatlının suyu köpürmeye başlayıp taşabilir. O zaman kapağı açık olarak kontrollü bir şekilde pişirmeye devam edilir.Bu arada ayvalar pişmiş, (Halen pşmeyen kısımları varsa biraz daha şarap ilavesi yapılabilir.) suyu da jölelenmeye başlamış olmalıdır.
4) Ayvalar piştikten sonra ocak kapatılır ancak hemen servis tabağına alınmaz. Tencerenin içinde soğumaya bırakılır. Tatlı soğuduğunda tencerenin dibindeki jöleler ayvanın üstüne konur ve bir parça kaymak ilavesiyle afiyetle yenir.
Bu tatlıda şarap kullanmak istemeyenler su ile veya Zinnur'un tarifinde olduğu gibi nar suyu ile de yapabilirler. Ama su ile pişirdiklerimin rengi bu denli kırmızı olmuyor.
Herkese afiyet olsun...
18 Kasım 2007 Pazar
CAFE FERNANDO'DAN FINDIKLI BİSKÜVİ BİZİM EVDE OLUYOR SELANİK GEVREĞİ
Size fikir vermesi açısından yapım aşamalarının fotoğraflarını da yayınlıyorum.
13 Kasım 2007 Salı
İNCİR REÇELİ, TURUNÇ REÇELİ, AYVA REÇELİ
Yiyecekler olmazsa o kışı aç geçirecekmişim gibi geliyor. İşin şakası bir yana bunlar bizim geleneklerimizde olan benim de yapmaktan ve yemekten zevk aldığım yiyecekler.
MALZEMELER
2 kg. ayva
1200 gr. toz şeker
10 Kasım 2007 Cumartesi
SEPET MAKARNA
Geçtiğimiz hafta hava değişimi ve soğuk algınlığından dolayı mutfakta tencere yemeklerinin dışında çok fazla bir şey yapamadım. Şunu da itiraf etmeliyim ki bloğum olmadan önce çok daha fazla mutfakta olup, sizlerin yaptığı tarifleri deneme şansım oluyordu. Şimdilerde ise bloğumla ilgilenmekten yeni tarifleri uygulamaya fazla vaktim olamıyor. Böyle olunca da sizlerin karşısına yine eskilerden geçen yıl yaptığım Soframız mutfağından Hale'nin sepet makarnası ile çıkmak istedim. Hepimizin çok severek yediği bu yemek besleyiciliği yanında çok da doyurucu. Zor değil ancak el oyalayıcı olması nedeniyle bu yemeği boş bir zamanınızda yapmanızı öneririm. Genel hatlarıyla aynı olmak üzere oğlum Hale'nin içine koyduğu sebzeleri yemediği için sadece sebzelerini değiştirerek, bezelye, sosis koyarak onun da sevebileceği bir hale getirdim. Ben derin dondurucumda yer olduğu zamanlar bu tür oyalayıcı yemekleri de hazırlayıp (boş bir zamanımda) kabıyla birlikte dondurup yeneceği zaman dolaptan çıkarıp fırınlıyorum. Tabiki resimler de daha bloğum olmadan önce kendime arşiv yapayım diyerek çektiklerimden.
O günlerde birgün bloğum olacağını kestirebilseydim daha özenli resimler çekerdim. Öyle tabakta kenarlarda kalmış parçalar olmaz, göze de hoş gelebilirdi.
Daha sonra bu yemeği Asya'nın ve Münevver hanım(nane limon) ın da yapmış olduklarını gördüm. Her ikisi de çok güzel yapmışlar, onlarında ellerine sağlık. Tarifi vermiyorum. Çünkü Hale bloğunda çok güzel anlatmış ve Münevver hanımla birlikte çok da güzel fotoğraflamışlar.
6 Kasım 2007 Salı
KARA ORMAN PASTASI ÇEŞİTLEMELERİ
4 Kasım 2007 Pazar
Münevver Hanım'ın Sıcak Çikolatalı Keki
Daha önce yaptığım çikolatalı sufleleri yiyen çocuklarım biz bunun içinden çikolata akmasını da istiyoruz demişlerdi. Sevgili Münevver'in yapmış olduğu sıcak çikolatalı kekleri gören çocuklar ' işte biz bundan istiyoruz' deyince ben de bugün onların isteklerini yerine getirmeye çalıştım. Münevver Hanım'ın tarifine aynen uydum.Kekleri fırına ikişer ikişer koydum. Yalnız ben hamuru altı tane kaba böldüm ve üç tanesinin içine küçük birer parça bitter çikolata koydum.(Her ihtimale karşı çok pişerler de içinden çikolata akmazsa diye) Nitekim öyle de oldu. İlk pişen iki taneden çikolata koymadığım (ki bu kap küçük sufle kabı idi) çikolata
akmadı, cam olan diğerinden ise az miktarda aktı. İkinci pişirdiklerimi fırında 10 dakika yerine 9 dakika tuttum. Daha başarılıydılar. Yukarıda gördüğünüz resim ikinci parti pişenlerden birisi.
Münevver Hanım'ın da uyarılarıyla burdan çıkarttığım sonuç şu oldu. Kapların cinsi(kalınlığı, inceliği) sonucu etkiliyor. Paşabahce'nin cam kaplarında pişirdiklerim daha iyiydiler. Bu enfes sıcak kekleri denemek isteyen arkadaşların ( tarifi ve tüm incelikleri görmek istiyorsanız) sevgili Münevver Hanım'ın (Nane ve Limon) bloğuna bakması rica olunur.
Teşekkür ederim Münevver hanım, ellerinize sağlık.
3 Kasım 2007 Cumartesi
Sakızlı lorlu kurabiye ve bulgurlu börek
MALZEMELER
1) 3 adet yufka
2) 300 gr kıyma
3) 1 adet orta boy soğan
4) 1 çay bardağı köftelik ince bulgur
5) 1 çay bardağı dövülmüş ceviz(Çok küçük çekilmiş olmamalı)
6) 125 gram tereyağ veya margarin (ben kesinlikle margarin kullanmıyorum)
7) 3 -4 çorba kaşığı yoğurt
8) Tuz, karabiber
9) 1 çay bardağı su
10) Galeta unu
YAPILIŞI
1) Küçük küçük yemeklik doğranmış soğan ve iki kaşık zeytinyağ bir tavada az sotelenir, içine kıyma ilave edilip kavrulur. Kavrulan kıymanın üzerine bulgur ve onun da üzerine suyu dökülüp ocak ve tavanın üzeri kapatılır. Bu sayede bulgurların şişmesi sağlanır.
2) 15 dakika sonra tavanın üstü açılır ve içine ceviz, tuz, karabiber eklenip iyice karıştırılıp soğumaya bırakılır.
3) Bir başka kapta yoğurt kaşıkla ezilir ve içine eritilmiş tereyağ eklenip karıştırılır.
4) 1 yufka tezgaha yayılır, üzerine yoğurtlu karışımdan fırça yardımıyla sürülür. Yufka dilediğiniz büyüklükte ücgenlere kesilip (ben 12 üçgen olacak şekilde kesiyorum) geniş kısmına kıymalı içten konup sigara böreği gibi sıkıca sarılır.
5) Diğer yufkalarda sarıldıktan sonra içine yayılan yağlı yoğurtlu karışım fırça yardımıyla böreklerin her tarafına bolca sürülüp galeta ununun içine atılıp, unun her tarafına yapışması sağlanır.
6) 180 derece önceden ısıtılmış fırında nar gibi kızarana kadar pişirilir.
Fırından çıkar çıkmaz sıcakken yendiğinde çıtır çıtır oluyor. Ertesi güne kalınca biraz yumuşadığından yiyeceğiniz ölçüde pişirilmesi tavsiye olunur.
Herkese afiyet olsun...





